BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acaba bizim çıban olgunlaştı mı?

Acaba bizim çıban olgunlaştı mı?

Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz daha bir başkaydı. Arkadaşlık, komşuluk ilişkileri daha yoğundu sanki. Haberleşme imkânları böylesine gelişmemiş olduğundan, herkesi yamalı pantolonlu “Cizlaved” ayakkabılı bilir, daha fazlasını talep etmeyi düşünemez, kendimizi mutlu edecek şeyleri bulmakta zorlanmazdık. O zamanlar sağlık problemleri de fazla dert edinilmezdi.



Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz daha bir başkaydı. Arkadaşlık, komşuluk ilişkileri daha yoğundu sanki. Haberleşme imkânları böylesine gelişmemiş olduğundan, herkesi yamalı pantolonlu “Cizlaved” ayakkabılı bilir, daha fazlasını talep etmeyi düşünemez, kendimizi mutlu edecek şeyleri bulmakta zorlanmazdık. O zamanlar sağlık problemleri de fazla dert edinilmezdi. “Gaanının sol yanına bii ağrı giimiş, adamcağız mefat etmiş” der geçer giderdik. Dişçiliği berber amcalar yaparlar, morfin nedir bilmediğinden çürüyen diş aynen kerpetene teslim edilirdi. Grip, nezle, hastalıktan sayılmaz, sırtımıza kupa çekilir, sonra zeytinyağı-gazyağı karışımı ile ovulur, üstüne -bulunabilirse- bir gazete kâğıdı kapatılır, yorgan-döşek yatılır, foşur foşur terlenir, kalkılır işimize bakılırdı. Ancak bir şey daha var ki, onun acısı çok kötü olurdu! Şimdilerde pek rastlanmıyor gibi. Ayakta, parmakta, sırtta, artık nereye rastlarsa bir sivilceyle başlayan sonra biraz büyüyen, yaşlılarımızın tabiriyle “ufunet toplayan” çıban çıkarırdık. Aman ya Rabbi, bir çıban idi ama bütün bünyeyi tarumar, perişan ederdi. O zamanlar antibiyotik vesaire ne gezer. Çaresiz çıbanın olgunlaşması beklenir. Biraz olgunlaşınca bulunabilirse “gara melhem” denilen bir pomat sürülerek, ya da kafaya göre sabun-şeker-pişmiş soğan karışımıyla ya da bilmem ne otu lapasıyla çıban olgunlaştırılmaya çalışılırdı. Çıban çoğu zaman patlamaz, büyükler “eyi olmadı, mikiroblaa gana garışdı” derlerdi. Çünkü çıban tam olgunlaşmadan sıkılamazdı hem çok can acıtır, hem de faydası olmazdı. Ancak çıban şöyle bir cerehat toplar, bir de sarı bir baş verirse o zaman sevinirdik, çünkü çıban patlatılmaya hazır hale geliyor demekti. İyice cerehat toplanır ve sonra da bütün cesaret toplanır çıban bir sıkılırdı. Kan, iltihap ne varsa dereler gibi akardı. Ohh! İşte o zaman beden bir rahatlardı, insan sanki yeniden doğmuş gibi olurdu. Fakat dediğim gibi çıbanın tam olgunlaşmasını beklemeden sabırsızlık edip sıkmak hem can yakar hem de fayda vermezdi... Ama şimdi antibiyotikler var, herkesin rahatça gidebildiği sağlık ocakları var, hastaneler var, uzman hekimler cerrahlar var. Yani işler eskisi gibi değil artık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT