BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Açların isyanı

Açların isyanı

BM / Birleşmiş Milletler’in tehlikeye dikkat çekmesinden sadece 7 Gün, 1 hafta sonra korkunç olay Haiti’de cereyan etti.



BM / Birleşmiş Milletler’in tehlikeye dikkat çekmesinden sadece 7 Gün, 1 hafta sonra korkunç olay Haiti’de cereyan etti. Aç Haitililer gıda dolu bir gemiye saldırdılar. Açlarla toklar arasındaki savaşta 6 kişi öldü. Bir tarafta 6 Milyar, diğer tarafta tokluk uğruna hayatını veren 6 insan. Demek ki her 1 Milyar, ölenlerden birinden mes’ul. Katil, sadece bu 6 saldırganı uzaklaştırmaya çalışanlar değil. Her bir milyar bir kişinin katili. BM daha evvel dikkat çekmişti. Hemen ardından Haiti, Mısır ve Cezayir’de isyanlar çıktı, açlar sokağa dökülmüştü. Bunları organize eden ne Marxist teşkilatlar vardı, ne sendikalar, ne gençlik örgütleri... Açlar, aynı açlık duygularıyla, aynı insanlık taraflarıyla sokağa dökülmüşlerdi. Çocukları, eşleri, bebekleri için ayaklanmışlardı. Önce sokaklarda isyan sonra, gıda taşıyan gemiye saldırı ve elem verici netice, ekmek yerine kurşun yiyerek hayata bir böcek gibi veda edenler. BM ve Dünya Bankası dikkat çekiyor. Bazı ülkeler taksiratlarını affettirmek için ufak-tefek yardımlar yapıyorlar, fakat tehlike büyük. Yakında vitrinler kırılır, talanlar yaşanır. Kıtlık yeni bela... Veba gibi.. Susuzluk gibi.. Kuraklık gibi. Ey tantanalarla ufkumuzu saran milenyum çağı! Ey büyük yalan! Hani neredesin, nerdesin, yalan yüzün dolan halin çabuk anlaşıldı da ondan mı saklandın? Neredesin Hıristiyanlığın bininci kutsal yılı? Açlığın, kıtlığın, yoksulluğun sebebi, bozulmuş Hıristiyanlığın ürettiği emperyalizm. Vahşi Batı’dan geldiler, Balkanları, Kafkasları, Orta Doğu’yu, Afrika’yı koca Asya’yı, uzak Asya’yı sömürdüler. Osmanlı Barışını hançerlediler... Doğunun yer altı ve yer üstü zenginliklerini çalıp, yolup, alıp memleketlerine götürdüler. Fukara diyarlara çekirge sürüleri gibi girdiler. Yerlerine sömürge kalesi mekteplerini, sömürge mümessili papazlarını bıraktılar. Gittikleri yerlerin hem zenginliğini hem dinini istismar ettiler.. Bir bücür Danimarka’nın bile yer yüzünde sömürgeleri oldu. Oralardan mallar, servetler ve köleler getirdiler. Bu bugün de aynen devam ediyor. Irakta yaşanan ne? Filistin’de olan farklı mı? Somali, Bangladeş neyin mahsulü? Zira Vahşi Batı’nın kültüründe vermek değil, almak esastır. Eşiyle lokantaya oturup da hesapları ayrı ödeyen hayat tarzının neresi medeni? Onlarda paylaşmak yok. Zekât yok, sadak yok, komşuluk hukuku yok. Önce ben, sonra yine ben, hep ben, daima ben vardır. Türkiye’de de benzerleri yaşanır mı? Yaşanmaz. Fakirimiz var, ama onu düşünen zenginimiz de var. “Komşusu aç yatarken tok uyuyan bizden değildir” yüce ihtarı var. “Allah, kimseyi açlıkla terbiye etmesin” duası var. “Sağ elin verdiğini sol el bilmesin” erdemi var. Bir de “sadaka kültürü” diye mânevi sigortalarımızdan birini dinamitlemeye çalışan kıt akıllılar var. O akıllı veya akılsızlar, iş başına gelmedikçe aşlar tükenmez, açlarla toklar arasında cenk çıkmaz. Bereket kültürüne... Merhamet Medeniyetine sarıldıkça sağlam kalırız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT