BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çiftçi birleşti rekabete varım dedi

Çiftçi birleşti rekabete varım dedi

Bugüne kadar devlet desteğiyle ayakta durabilen çiftçi, birleşip ne ekip ve ne biçeceğine kendisi karar veriyor



TARIMDA AB UYUMU BAŞLIYOR -2- Mehmet Gel mehmet.gel@tg.com.tr DOMATES VE NARENCİYE TAMAM SIRA FINDIKTA Bugüne kadar devlet desteğiyle ayakta durabilen çiftçi, birleşip ne ekip ve ne biçeceğine kendisi karar veriyor Fıs fısı bolsa hormonlu! Bir üründe “Hormon var mı, yok mu?” hep konuşulur. Biz de bu soruyu seracılık yapan Olbia Tarım Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Numan’a sorduk ve şu cevabı aldık: “Bir üründe hormon serada sıcaklığın düşmesiyle oluşur. Sıcaklık düşünce mecburen döllenmeyi köylü elindeki sıvı ‘fıs fıs’ dediğimiz ilaçlarla yapıyor. Fıs fıs fazla olursa işte o zaman hormondan bahsediliyor. Ama esas olan ilaç kalıntıları. Ürün, ilaç kalıntılarından arınmadan pazara gelirse insan sağlığı için büyük tehlike oluşturuyor. Maalesef bilinçsiz tarım yüzünden ilaç kalıntılı domates ve biberler ‘nefis köy ürünü’ adı altında afiyetle yeniyor. Modern serada bitkiye verilecek ilaç, gübre, nem oranı ile atık suların kontrolü haftalık ve aylık olarak yapılıyor.” Türkiye’de bugüne kadar köylü eşittir çiftçi demekti. Tarım Bakanlığı çiftçi olmaya bir standart getiriyor. Artık her köylü çiftçi sayılmayacak. Bunun için AB vizyon planı çerçevesinde yeni bir yönetim anlayışı hazırlandı. Çiftçiden geçimini sağlamaya yönelik değil, pazar odaklı ürün seçebilen bir üretici kitlesi oluşturulmaya çalışılıyor. Üretici, bundan böyle narenciyede ve fındıkta hem içerde hem de dışarıda dünya fiyatlarını takip edip ona göre rekabet edecek. ‘Devlet nasıl olsa alır’ veya ‘devlet almadı, ürün elde kaldı’ dönemi bitiyor. BİRLİKLER MODEL OLDU Bu reformun en ciddi adımını üretici birlikleri oluşturuyor. Üreticiler, birlik olup artık fiyatı kendileri belirliyor. Birleşmenin ilk örneğini domates ve narenciye üreticileri gerçekleştirdi. Antalya’da modern seracılık yapan irili ufaklı firmalar kalite ve fiyatta rekabet edebilmek için birleşme yoluna gittiler. Modern seracılık diye topraksız tarım metotları deneyerek ihracata odaklandılar. Tarladan sofraya güvenli tarım üretimi için lisanslı depoculuğa geçiliyor. Ürünün lisans belgesine tarladan toplanıp arabaya yüklendiği safhadan, rafa gelene kadar geçmişi işleniyor. Böylece sofraya gelen domates, biberin sicilini rahatlıkla tüketici görebiliyor. Migros, Metro ve Real hipermarketleri tarladan sofraya ürün lisansı arayan zincir marketlerin başında geliyor. Marketler, sertifikalı üretim ile lisanslı depoculuk yapan çiftçiden mal alımına öncelik veriyorlar. DOMATESTE DÜNYA 3’ÜNCÜSÜYÜZ Türkiye, yılda 5.5 milyon ton sofralık domates ile dünyanın üçüncü büyük üreticisi. Örtü altında, yani seracılıkta ise bu rakam 2.5 milyon tonu buluyor. Ayrıca 5 milyon ton da sanayi tipi üretim var. Bunun 1 milyon tonunu ihraç ediyoruz. Domates üretiminde ilk dört sıralama Çin, ABD ve Türkiye ve Hindistan’dan oluşuyor. Bu rakamlarla dünyada üretilen her 10 kg domatesin 1 kilosu Türkiye’den elde ediliyor. Türkiye’de üretilen her 3 kilo domatesin 1 kilosu ise Antalya’dan pazara gidiyor. Yaş meyve sebze üretiminde de Türkiye dünyada dördüncü üretici konumunda. Çin, Hindistan, ABD ve Türkiye sıralamayı oluşturuyorlar. Çin 110 milyon ton üretimiyle lider konumunda. Türkiye’de ise 43 milyon ton yaş meyve üretim kapasitesi var ve bunun sadece yüzde 4’ünü ihraç edebiliyor. ERTAN NUMAN (Olbia Tarım): Seracıları tek çatı altında topladık Olbia Tarım, Antalya’da ileri gelen 10 büyük modern seracısının birleşip kurduğu bir şirket. Yıllık 10 bin ton üretimle 20 milyon euroluk domates satışı yapıyorlar. 35 hektar alanda üretim yapılan seralarda toplam 700 kişi çalışıyor. Europagap sertifikasıyla tarladan sofraya kontrollü tarım yaptıklarını anlatan Olbia Tarım Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Numan, Rusya ve Avrupa’nın en büyük müşterileri olduğunu kaydederek, “Türkiye’de iyi malda kapasite yetersizliği var. Çözümü de kontrollü tarım. Biz de bu noktadan hareket ederek birleştik” şeklinde konuşuyor. M.SAİT GÜÇİN (Zirai Danışman): Üreticinin eli artık daha güçlü olacak Antalya’da 73 üretici birleşerek ANTSEB’i kurdu. Üreticileri bir araya getirme fikrini Zirai Danışmanlık yapan Mehmet Sait Güçin ortaya atmış. Yıllardır üretim yapan çiftçileri pazar odaklı ürüne yönlenmeleri için ikna etmiş ve başarmış. Şimdi 800 dekar alanda domates üretimi yapılıyor. Güçin, gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor: “Birleşme ile birçok alanda çiftçinin eli güçlendi. Bir kere tedarikte birlik sağlandı. Ortak teknik uygulanıyor. Ortak paketleme tesislerinden yararlanılıyor. Ortak lojistik yapılıyor. Tek marka altında ihracat ve iç piyasada da tek elden rekabet yapılıyor. ATİLA DİNİZ (ANTSER Genel Müdürü): Verimi 250 kg’den 450’ye çıkardık Üreticinin birlik oluşturduğu önemli şirketlerden olan ANTSER’in 5 bin ortağı bulunuyor. ANTBİRLİK’i kuranlar bakmışlar ki pamuk üretimi azaldı, seracılığa yönelmişler. Kooperatifçilikle bu işin tutmayacağını düşünerek ANTSER’i kurmuşlar. Narenciye üretiyorlar. Genel Müdür Atila Diniz, Dünya Bankası’ndan aldıkları krediyle üretimde verimi artırdıklarını söylüyor. Normal tarımda ürün verimi dekar başı 250 kg iken, modern seracılıkta 450 kg’ya kadar çıkmış. Günlük 50 ton ürün işleme kapasitesine sahip bir paketleme tesis yatırımı da yapmışlar. Karpuzu Bafra Ovası’ndan yedik Bafra Ovası, Türkiye’nin lahana ve karnabahar ihtiyacının yüzde 25’ini tek başına karşılıyor. Onlar da “sebze üreticileri birliği” kurup küresel rekabette yerlerini almışlar. Herkes geçen yıl kuraklık yaşarken Bafra Ovası, küresel ısınmada en avantajlı bölge olmuş. Buğday üretimi her yerde düşerken, Bafra’da rekolte artmış. Dekar başına verim 450 tondan 600 tona çıkmış. Buğdayın 2 bin YTL olan dekar fiyatı da 10 bin YTL’ye çıkınca, Bafralı üreticisinin yüzü gülmüş. Hatta bir ara geçen yaz karpuzda Türkiye’nin tek tedarikçisi olmuşlar. 687 bin dekarlık alanda tarım yapılıyor. Devlet yarısını üstlendi hayvanlar sigortalandı Tarım Bakanlığı’nın geçen yıl başlattığı sigorta uygulamasıyla Türkiye’de ilk defa tarım ve hayvancılık ürünleri sigorta kapsamına alınmaya başlandı. Kuraklıktan yakınan üretici, hem ürününü hem de hayvanını sigorta ettirerek tedbir alıyor. TBMM Tarım Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi, 2006’dan bu yana 12 bin 500 poliçe kesildiğini ve 220 bin poliçe sayısına ulaşıldığını bildirdi. Kirişçi’nin verilerine göre, tam 871 milyon YTL’lik hayvan ve tarım ürünü sigortalanmış. Bu da sektörün yüzde 2’si demek. Ha bu arada belirtmeden geçmeyelim. 48 çeşit sigorta desteğinin yarısını devlet veriyor. -BİTTİ-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT