BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bolluğu yönetemeyen kıtlığa düşer

Bolluğu yönetemeyen kıtlığa düşer

Dünya yüzünde yaşayan milletlerin birçoğu, 2008 ile birlikte kıtlığa düşmeye başladılar. Dünyayı büyük bir köye çevirenler, bunun getireceği olumsuzluklara da katlanacaklardır.



Dünya yüzünde yaşayan milletlerin birçoğu, 2008 ile birlikte kıtlığa düşmeye başladılar. Dünyayı büyük bir köye çevirenler, bunun getireceği olumsuzluklara da katlanacaklardır. ABD’deki bulut Kore’yi nezle etmekte. Dünyanın büyük bir kısmı, son elli seneyi bolluk ve varlıkla geçirdi. Okullarda bize, ABD ekonomisi, Cici İsraf ekonomisi örnek olarak öğretildi. Halbuki israf, hem ekonomi kurallarına, hem de inançlarımıza göre şiddetle yasaklanmıştır. Peki neleri israf ettik diye bir düşünelim: 1-En verimli ovaları, fabrika arazisi ve şehirler kurmaya ayırarak; milli servet olan tarım toprağını heba ettik. Silifke’den başlayıp Mersin-Tarsus, Adana ve ovası olan bütün ilçelerde; İzmit, Adapazarı ve Düzce’nin verimli ovalarında tarımı bitirdik. Edirne ve Konya da öyle... Üstelik yeni yeni toprakları da tarıma açamadık. Yakında villa bahçelerinde buğday yetiştirmeye çabalarsak şaşmam. 2-Tarıma ayrılacak emeği israf ettik. Sokaklar boş gezen gençlerle dolu iken, onları tarımda üretici olmaya özendiremedik. Sübvansiyon bana göre kırık bacağı atellemektir. 3-Mevcutları kullanmadan çöpe atarak israf ettik. Daha geçenlerde 500.000 YTL’den fazla tutan kullanma tarihi geçmemiş ilaçları çöpte bulduk. Sitelerin çöp konteynerleri hiç ellenmemiş ekmeklerle dolu. Mevcut ev eşyaları birçok evde senede bir yenisi ile değiştiriliyor. Hem de “getir eskiyi götür yeniyi” müsrif sloganlarla. 4-Eğitim öğretimde üniversitelerimiz, gençleri tarıma özendirmediği gibi, ziraat fakültelerimizin hemen hepsi “Tarla Günleri”ni unuttu. Tabii sayın Prof.’larımızın bundan çok daha önemli işleri olsa gerek. Bu dört maddeyi kısa elden, yüz dörde çıkarmak işten değil. Osmanlıda “Çift bozan kanunu” ve vergisi vardı. Tarımı bırakıp şehre gidenden yüksek vergi alınırdı. Toprağını belli bir müddet ekip dikmeyenden, o toprak milli servet diye alınırdı. Defalarca yazdım ki “Bağ battı kanunu” yapılsın. Toprağını tarım için kullanamayandan, vasati bir kira ile tarlası kiralanabilmeli ve tarıma yönlendirilmeli. Ta ki sahibi ben burayı ekip dikeceğim diyene kadar. Bunu özel mülkiyet kalkanının arkasına sığınarak baştan savmayalım. Nasıl ki seferberlik durumunda kişilerin araçlarına, fabriklarına el konabiliyor ve bu demokratik ise, tarımdaki sıkıntıları da benzer tedbirlerle aşmalıyız. Yoksa daha çok zaman pirinç, fasulye, yağ kuyruklarında beklemeye mahkumuz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT