BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > *iğnelik...

*iğnelik...

Murada erdi bahar, Turfanda karpuz yendi! Renklendi çarşı pazar, Çocuklar da şenlendi!



*iğnelik... FESTİVAL Murada erdi bahar, Turfanda karpuz yendi! Renklendi çarşı pazar, Çocuklar da şenlendi! Lâkin kafalar her hâl, Takılı bir husûsa... Bu tabiî festival, Dönüşür mü kâbusa? Karartma jurnalinde, Bulursa jüri düzü; Kiraz festivalinde, Kızarır kimin yüzü? (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Güç ve güzellik, gençliğin ayrıcalığıdır... Yaşlılık ılımlılığın arzulara yayılmasıdır...” (...Demokritos) ayaküstü... Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ü satışına tepki olarak web sitesi açmışlar; “www.bizkacdolariz.com”... 1 dolardan 250 bin dolara kadar seçenekler olan anketin yanında ilginç yorumlar var... Ama en komik bölümlerinden biri, “Yeni televizyonun ismi ne olsun” oylaması; “Yalantürk”, “İndirtürk”, “Koza-laktürk”, “Özkan-altürk”... Yalantürk önde şimdilik... tuzaktan kumanda (NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) MÜJDE AR: Cumhurbaşkanı eşinin kıyafetine bakarken, o arkadaki fazla kumaşa takıldım ben... Ondan iki yastık diksek, daha iyi olurdu. Xxx (...SHOW-Uçankuş) İBRAHİM TATLISES: Ben Kaya ile Artemis’i ortak sanıyordum... Kıbrıs’a gidince söylediler, meğer Artemis tapınakmış... Zaten benim coğrafyam pek kuvvetli değildir... hayata dair... Siz izin vermedikçe; hiç kimse mutlu olmanıza ve elinizden gelenin en iyisini yapmanıza engel olamaz... Unutmayın ki; bir anın öfkesini bastırabilen bir insan, problemli bir günün önüne geçmiş olur... Günlük hayatınızda karşılaşabileceğiniz küçük şanssızlıklar ve can sıkıcı imaların üzerine gidip büyütülürse korkunç zararlara yol açabilirler... Bunları dikkate almaz ve kafanızdan kovarsanız gittikçe üzerinizdeki etkilerini kaybedeceklerdir... Her yerde kıskanç insanlar vardır... Unutmayın ki kıskançlık solucan gibi, hep en güzel elmanın peşine düşer... (...Mandino) bizimkiler... Bizim Serdar sabah işe geç kaldı. Üstelik sabahın 07.00’sinde yollara düşmüştü... Peki bu nasıl oldu?... Anlatalım... Serdar önceki gece Ümraniye’de oturan anneannesine gitti... Sabah erkenden kalkıp işe gelmek için yola çıktı... Cevizlibağ’a gelmek için 522 no’lu otobüse binmesi gerektiğini adı gibi biliyordu ama dalgınlık işte 122 no’lu otobüse balıklama daldı... Uykusuzdu, biri onu omzundan sarsarak “Hoop birader geldik” diye uyandırdı... Kendisini otobüsten aşağı attığında önce nerede olduğunu anlamaya çalıştı... Bulunduğu yer hiç de Cevizlibağ’a benzemiyordu. Biraz gözleriyle etrafı tarayınca Ali Sami Yen Stadı’nı gördü... İçi rahatladı, neyse ki çok da alakasız bir yerde değil, Mecidiyeköy’deydi... Oradan tekrar Cevizlibağ yönüne giden bir otobüse atladı... Ama karşısında Boğaziçi Köprüsü’nü görünce afalladı. “- Bu otobüs nereye gidiyor?...” - Kadıköy’e! “Tamam, ben de zaten oraya gidiyordum” deyip yanındakine rezil olmamak için kıvırdı. Köprüde indi, alt geçitten karşıya geçti. Durağa Cevizlibağ-Kadıköy otobüsü yanaştı... Bu sefer de yanlış otobüse binmemek için şoförle pazarlık yapmaya başladı. “-Bu otobüs Cevizlibağ’a gidiyor değil mi? -Evet, üstünde yazıyor ya... “- E, öbürünün üstünde de yazıyordu ama Kadıköy’e gidiyorduk az daha, eminsiniz değil mi?...” Şoförden “Valla bak” teminatını aldıktan sonra otobüse bindi, Cevizlibağ’da indi, oradan başka bir otobüsle Yenibosna’ya, oradan bir minibüsle de gazeteye ulaştığında biz öğle yemeğine iniyorduk!.. S.Ö.Z. der ki; “-Birçok iş; onu yapmamak için öne sürdüğün bahaneleri uydurmaktan kolaydır...” (...İnsana çalışma şevki veren müthiş S.Ö.Z.leri) Temel’in yeri Temel’le Dursun beraber araba almış... Neyse trafik lambasına gelmişler, ışık kırmızıdaymış... Temel, Dursun’a: “-Ula ne güzel renk görüyor musun?...” Sonra yeşil olmuş, Dursun Temel’e: “-Ben bu rengi daha çok beğendim...” Sonra turuncu olmuş, ikisi birden: “-İşte bu en güzelidir...” En sonunda tekrar kırmızı olmuş, Temel Dursun’a: “-Hadi devam et, bunu daha önce görmüştük...” kritik “-İnsanın erkek arkadaşıyla oturup kahve içmek istediğinde konuşacak şeyleri olmalı... 24 saat mesajlaşıyorsun, bir de MSN’den titretiyorsun, ne aşk kalıyor ne özlem...” (...Ebru Destan) “-İnsanoğlu kendini kolay kolay değiştiremiyor... Değiştiğine herkesi inandırabilir ama kendisini asla...” (...The Usual Suspects filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT