BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Göz, dünyayı görür ama...

Göz, dünyayı görür ama...

İnsanın kurtuluşu, başkalarının değil, kendi hatalarını görüp düzeltmesi ile mümkündür. Göz gibi olmamalıdır. Zira göz, dünyaları görür ama, kendisini göremez...



Akıl, göz gibidir, din bilgileri ise ışık gibidir. İnsanın aklı, gözü gibi zayıf yaratılmıştır. Gözümüz, maddeleri, cisimleri karanlıkta göremiyor. Allahü teâlâ, görme âletimizden faydalanmamız için, güneşi, ışığı yaratmıştır. Güneşin ve çeşitli ışık kaynaklarının nûru olmasaydı, gözümüz işe yaramazdı. Göz, sadece etrafındakileri ve çevresinde olanların hatâlarını görmek için değil, kendi hatâ ve kusûrlarını görmek için de yaratılmıştır. İnsan kendi kusûrlarını zor anlar. Bir âlimin, rehberin bildirmesi veya böyle bir âlimin kitabının okunması yahut güvendiği bir arkadaşına sorarak da, kusûrlarını öğrenebilir. Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yardımcı olur. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. İyi arkadaşlar ise, insanın ayıplarını pek görmezler. Birisi İbrâhîm Edhem hazretlerine, ayıbını, kusûrunu bildirmesi için yalvarınca; “Seni kendime dost edindim. Her hâlin, hareketlerin, bana güzel görünüyor. Ayıbını başkalarına sor” cevabını vermiştir. KÖTÜ HUYUN İLACI... Herhangi bir kimsenin, başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde araması, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışması da, kötü huyların ilâçlarındandır. (Mü’min mü’minin aynasıdır) hadîs-i şerîfinin manası da budur. Yanî, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görebilmektir. Îsâ aleyhisselâma; -Bu güzel ahlâkını kimden öğrendin dediklerinde; -Herhangi bir kimseden öğrenmedim. İnsanlara baktım, hoşuma gitmeyen huylarından sakındım. Beğendiklerimi ben de yaptım, buyurmuştur. Lokman hakîm hazretlerine; -Edebi kimden öğrendin dediklerinde, cevaben; -Edebsizden! buyurmuştur. Kendi kusûrlarını araştırıp düzeltmeye çalışan kimse, başkalarının ayıplarını görmeye vakit bulamaz. Hep, kendinden dahâ iyi olan Müslümanları görür. Yanî her gördüğü Müslümânı kendinden dahâ iyi bulur. Hadîs-i şerîfte; (Kendi ayıplarını, kusûrlarını düşünmekten, başkalarının ayıplarını araştırmayana müjdeler olsun!) buyuruldu. Tesavvuf yolunda bulunmaktan maksat, kişinin kendi nefsinin ayıplarını, kusûrlarını anlaması, İslâmiyyetin bildirdiği hükümlere uymakta kolaylık, lezzet hâsıl olması ve gizli olan küfür, inkâr pisliklerinden kurtulması içindir. Başkalarının kötülüklerini araştıran, kendi kusûrlarını görmeyen kimse, İslâm âlimlerine ve evliyâya da inanmaz. Abdülmelik Harnutî hazretleri buyurdu ki: “Bir kimse, kendi kusûrunu, noksanını bilmiyorsa, bütün zamânı da noksan geçer.” Mutarrif bin Abdullah hazretleri, herkesin kendi ayıbını görmesini ister ve; “Eğer insan kendi ayıplarıyla meşgul olursa; başkalarının ayıplarını görecek ve onlarla uğraşacak zaman bulamaz. İnsanların çoğu hatâ içindedir. Bu halleriyle hatalarını unutup, başkalarının hatalarını anlatan ve onlarla uğraşan da yine kendileridir” buyururdu. “MUM GİBİ OLMA!.. Herkes, kendi kusûrlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabâhatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine cezâ vermekte acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Allahü teâlânın râzı olmadığı şeyleri, öldürücü zehir bilmelidir. Kusûrlarını düşünüp, bunları yaptığına mahcûp olmalı, utanmalıdır. Pişmân olup üzülmelidir. Ebû Saîd-i Arâbî hazretlerine; -Dervîş nasıl olur denilince; -Fakîrlik zamânında sâkin olurlar. Servet zemânında, sıkıntılı olurlar ve râhatlıkta sıkıntı ararlar. Hâdiselerin değişmesi, ahlâklarını değiştirmez. Başkalarının ayıplarına bakmazlar. Dâimâ, kendi ayıplarını, kusûrlarını görürler. Kendilerini hiçbir Müslümândan üstün bilmezler. Hepsini kendinden üstün görürler buyurdu. Netice olarak insanın kurtuluşu, başkalarının değil, kendi hatalarını görüp düzeltmesi ile mümkündür. Göz gibi olmamalıdır. Zira göz, dünyaları görür ama, kendisini göremez. Lokman Hakîm hazretlerinin oğluna buyurduğu gibi: “Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasîhat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT