BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fetih günü

Fetih günü

Kutlu fethin 555. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u (Doğu Roma’yı) fethettikten sonra “Roma Kayseri” unvanını almıştı. Zaten kendisi, şarkla garbın büyüklerini bir araya getiren ve her iki kesimin takdir ve teveccühlerine mazhar olan ender devlet ve siyaset adamlarımızdandır.



Kutlu fethin 555. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u (Doğu Roma’yı) fethettikten sonra “Roma Kayseri” unvanını almıştı. Zaten kendisi, şarkla garbın büyüklerini bir araya getiren ve her iki kesimin takdir ve teveccühlerine mazhar olan ender devlet ve siyaset adamlarımızdandır. Bu yüzden “Fatih” unvanını hakkıyla almıştır; zira eylemiyle bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmıştır. Dolayısıyla yalnız İstanbul’un fethiyle değil, buna bağlı olarak yeni bir çağı açarak da “Fatih” unvanını kazanmıştır... Fatih Sultan Mehmed Han’dan 555 sene sonra biz bugün Avrupa’nın kapısında insan hak ve hürriyetlerini arıyoruz. Halbuki tarihe baktığımızda, daha o gün bizim Fatih’imiz bu hak ve hürriyetleri kendi tebaasından olan her türlü insana tanımıştı. Ne oldu da bizler bu güzellikleri kaybettik? Neden, bugün o kaybettiklerimizi aramak durumundayız? Oysa, bilindiği üzere Bizans (Doğu Roma) Fatih’in ordularına direnmişti. Elli iki gün süren muhasaradan sonra şehir düşmüş ve Bizanslılar teslim olmak zorunda kalmışlardı. Sadece bu hâl bile (onların direnmeleri) hepsinin kılıçtan geçirilmesini veya hepsinin birden sürülmeleri hakkını Fatih’e vermesine rağmen, o, bunlardan hiçbirisini kullanmadı ve hepsini affederek bağrına bastı. Kimsenin göremediği (!) önemli bir husus var; Orta Çağ Avrupa için zifiri karanlıktı ama İslam âlemi için parıltılı bir hayattır. 1789 Fransız İhtilali ile Yeni Çağa son verilip Yakın Çağ başlamıştır ki, insan toplumlarının hayatında milli olmak gibi yepyeni bir süreci getirmiştir. Yakın Çağ’da Avrupalı kendi karanlığından sıyrılmak isterken yepyeni arayışlara girmiş ve devlet kavramında millilik şuurunu benimsemiştir. Bu yüzden beşer tarihinin en büyük savaşları yapılmış ve milyonlarca insanın kanı oluk oluk akmıştır. Avrupalı, işte bütün bu bedelleri ödeyerek AB’yi Kopenhag Kriterleri üzerine kurmuştur. Bizim adaptasyonumuz hiç de zor olmayacaktır. Çünkü biz, “güneşi ceket astarımızın içinde unutmuşuz!” Onu hatırlamamız kâfi!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT