BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Galatasaraylı olmaktan” utandırılmak!..

“Galatasaraylı olmaktan” utandırılmak!..

Evet, yazımın başlığını “yeniden” yazayım ki, bir “dalgınlık” ya da “yanlış yazım” olmadığı anlaşılsın!.. “Galatasaraylı olmaktan” utandırılmak!..



Evet, yazımın başlığını “yeniden” yazayım ki, bir “dalgınlık” ya da “yanlış yazım” olmadığı anlaşılsın!.. “Galatasaraylı olmaktan” utandırılmak!.. Hatta “altını da çizeyim” ki, çok daha iyi anlaşılsın: Şu son 15 gündür üst üste yaşadığımız “bazı” olaylar, çocukluğundan beri “Galatasaraylı olan” Öcal Uluç’u utandırdı, hem de çok utandırdı!.. Galatasaraylılar’a şampiyonluğu “böyle” kutlatanlara “söylenecek çok şey var” ama, benim “meslek anlayışım ve aile terbiyem”, bunları açık açık söylememe ve yazmama engel; onun için mesela “Yuh olsun” bile diyemiyorum ve yazamıyorum!.. “Böyle kutlatanlar” ne demek?.. “Başları öne eğdirenler” ve “kafaları kaldırtmayanlar” demek!.. Türkiye’nin en önemli “vergi uzmanlarından” Şükrü Kızılot Hocamızın Hürriyet gibi bir gazetede üst üste yazdığı “kombine bilet satışlarında vergi kaçırıldığı” iddialarını açık açık ortaya koyan yazılarına karşı, işte “dün sabah itibariyle” hazin tablo: Galatasaray’ın “resmi” internet sitesine bakıyorum; “tık” yok!.. Şükrü Kızılot Hocamız “Hapse bile girebilirsiniz” diyor; sanki “NASA’nın Mars’ta keşfettiği(!) mikro organizmalara söylüyor”; Galatasaray yönetiminden gene ‘tık’ yok!.. Havsalam almıyor: Bu yönetimde “başkanından başlayarak” bir yığın anlı ve de şanlı iş adamı var; hukukçu var, ekonomist var, maliyeci var; peki “kombine biletlerin onda bir payın ın ücret, onda dokuz payının kulübe bağış” olarak satılmasının mümkün olmayacağını, “satılırsa” suç olacağını bilmiyorlar mı?.. O hukukçular, o maliyeciler, o ekonomistler, o adlarının önünde “büyük büyük” unvanlar yazan kişiler bilmiyorlar mı?.. Hele hele “halka açık bir şirkete bağlı” bir kulüpte, böyle bir “vergi kaçırma” varsa, daha da ötesi Kızılot Hoca’nın ilâve ettiği gibi “kâr saklama ve kaydırma” olayı gerçekleştirilmişse, “bunun sonunun ne olacağını” bilmiyorlar mı?.. Elbette biliyorlar, “öyleyse” bu yapılan “bile bile lâdes” değil midir?.. İnanılacak ve de olacak şey değil; zaten ikide bir “ödemeniz gereken trilyonlarca vergi affediliyor”; daha ne istiyorsunuz?.. Bakınız “bu olay”, eğer üstüne “gerektiği gibi gidilirse” ve “doğru çıkarsa”, ki gidilmelidir, gidilmelidir ki, bir daha hiç kimse ama hiç kimse ve hiçbir kuruluş “böyle” bir çirkinliği ve ayıba tevessül bile edemesin; Galatasaray yöneticileri ile beraber, Galatasaray’ı da gömer!.. Evet, sayın Başbakan ve sayın Maliye Bakanı, “bu olayın üzerine sonuna kadar gitmek” ve “gereğini yapmak” vazifenizdir; hatta varsa ki, “var olduğunu sanıyorum”, böyle “vergi oyunları” yapan bütün kulüplerin üzerine girmek ve gereğini yapmak görevinizdir; araştırtınız!.. Dahası; “bir bakılsın” bakalım, böyle “utanılacak” bir çark, “daha önceleri” de dönmüş mü?.. Yani, “ücret - bağış çarkı” geçen sezonlarda da işletilmiş mi?.. Zira, ben bir zamanlar, TV ekranlarında Galatasaray’ın bir “profesyonel” genel sekreterinin “Bizim bir kayıtlı borçlarımız vardır, bir de kayıtlarda görülmeyen borçlarımız” dediğini ya da “futbolculara verilen primlerin avans ya da onun gibi bir şey olarak gösterildiği” iddialarının yazılıp çizildiğini, ama o zamanki yönetimlerin de tıpkı bugünkü gibi ‘tık’ demediğini hatırlıyorum; bunları o zamanlarda da yazıp çizmiştim!.. Aslında ben “bugün” gene “aynı başlık” ile “Hakan Şükür’e yapılan vefasızlığı, ayıbı” yazacaktım; onu yarına bırakıyorum!.. Takdir - i ilâhi!.. Hakan’a, Okan’a “bunları” yapanlar, daha “birkaç gün geçmeden” bakınız “nasıl bir suçlama” ile karşı karşıyalar!.. Soracağım soru şu: Hakan Şükür gibi bir “anıt adam”, bir “Galatasaraylı” böylesine bir “utanılacak tavır ve oyunla” sokağa bırakılırken, Şükrü Kızılot Hocamın “yazdığı” olayın kahramanları(!) olanlar Galatasaray’da ve Galatasaray’ın başında nasıl kalabiliyor?.. İşte Galatasaray camiasını utandıracak “asıl” husus da bu değil mi?.. “Hakan Şükür, Kutlu Doğum Haftası’nda ‘bu hususun altı çizilerek’ sorulan bir soruya ‘Fenerbahçe maçında tribünlere, kesici aletler, sopalar yerine, sevgili Peygamberimizin hoşgörüsüne lâyık olacak şekilde güllerle gelelim’ dedi diye kıyameti koparanlar”, neden “şimdi” sus puslar?.. Hakan Şükür’le ilgili olayın provoke edildiği günlerde Anıt Kabir’e koşanlara soruyorum: Atatürk’ü ve Galatasaray’ı sevmek “bu tüyler ürpertici tabloya karşı” susup oturmak mıdır?.. Hakan Şükür’ün yaptığı mı sizleri utandıracak bir olay, yoksa ortaya atılan bu “tüyler ürpertici” iddialar mı; söyleyin bakalım ey Galatasaraylılar!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT