BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki gözlem

İki gözlem

Ülkede olup bitenlere hangi ölçütlerle baktığımız çok önemli. Biz bize benzeriz dersek, mesele yok. Herşey normal. Ancak, gelişmeleri, dünyada geçerli miyarlara vurursak, birçok şeyin, ‘ben yaptım oldu’ya getirildiğini görürüz.



Ülkede olup bitenlere hangi ölçütlerle baktığımız çok önemli. Biz bize benzeriz dersek, mesele yok. Herşey normal. Ancak, gelişmeleri, dünyada geçerli miyarlara vurursak, birçok şeyin, ‘ben yaptım oldu’ya getirildiğini görürüz. Birincisi Cumhurbaşkanlığı seçimi. Yıllardan bu yana yürürlükte olan bir Anayasa var, Anayasa’nın Cumhurbaşkanlarının görev yapacakları süreyi belirleyen hükmü var. Bu da yedi yıl. Şimdi, yedi seneyi yeterli görmüyoruz, daha çok istikrar için, bir kimsenin, iki dönem üst üste Cumhurbaşkanı seçilebilmesine imkan tanıyacak bir tadilatı gerçekleştirmek istiyoruz. Zaman ve deneyimler, halkımızı ve onun temsilcileri siyasi kadroyu bu kanaate sevketmiş bulunuyorsa, böyle bir girişim normaldir. Yedi yedi, ondört sene gibi bir süreyi de çok uzun görüp, beş beş, on seneyle sınırlamak istiyoruz. Şimdi yapılacak şey, evvelemirde Parlamentoda, bu istikamette bir konsensüsün olup olmadığını, bilinen münasip yollarla belirlemektir. Ancak bu yapıldıktan sonra, girişime formel bir hüviyet kazandırılması yoluna gidilebilir. Halbuki Sayın Başbakan ise, Cumhurbaşkanlığı’na en önde gelen adaydan başlamayı tercih ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir dönem daha görev yapmayı kabul ederlerse, Anayasa tadilatı girişimine resmiyet verilecektir. Sayın Cumhurbaşkanı kabul etmezlerse, demek teşebbüs olduğu yerde bırakılacak. Sayın Başbakanın, bu maksatla önce Köşke çıkması, kendilerinin müsellem nezaketleri icabı değilse, Sayın Cumhurbaşkanını, yeniden adaylığını koymaya ikna etmek amacını gütmektedir. Bu da çok doğal olabilir. Ancak, önceden Meclis’te zemin hazırlanmadığı için, sırası henüz gelmeyen, erken bir adımdır, diğer olabilecek adayların önünü kesmek olmasa bile, cesaretlerini kırmaktır. İkincisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Öcalan’ın idam hükmünün infazının, davanın sonuçlanmasına değin, ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının muhatabının, ülkemizde hangi merci olacağı hususundaki tereddütlerdir. İşlem tekemmül etmiş ve salt usul böyle olduğu için, Meclis’e sevk amacıyla dosya, Başbakanlığa intikal etmiştir. Başbakanlık bu konuda bir karar mercii olmaktan çok, aracı rolündedir ve nihai kararı TBMM verecektir. Yani karar siyasidir ve bu yetki Meclis’e aittir. Deniliyor ki, AİHM, ihtiyati tedbir kararını Hükümete gönderdi, dolayısıyle muhatap Hükûmettir. Avrupa Mahkemesi başka ne yapabilirdi? Doğrudan TBMM’ye mi yazı yazsaydı? Dolayısıyle bu şeklî argüman da pek geçerli olamaz. Ya Meclis’ten Hükümetin arzu etmeyeceği bir karar çıkarsa? Onu da, Meclis, bir bütün olarak değerlendirsin. Ülke çıkarlarıyla maşeri vicdan arasındaki hassas dengeyi, milli konsensüsü arayıp bularak, Meclis tayin etsin. Meclis’ten çıkacak karara kim ne diyebilir ki? Ama Hükûmeti oluşturan üç parti, kendisini Meclis’in yerine koyup karar vermeye kalkarsa, bu münakaşa edilir. Nitekim, bu yazı yazıldıktan sonra, bir araya gelen üç lider, dosyanın Başbakanlıkta bekletilmesi kararını aldı. Her ne kadar, karar şartlı ve bir nev’i pazarlığa bağlı gözüküyorsa da, normal prosedür saptırılmış oluyor. İnşallah bundan zarar görmeyiz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99370
    % -0.47
  • 5.6109
    % -2.33
  • 6.3463
    % -2.11
  • 7.3974
    % -2.47
  • 237.819
    % -2.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT