BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Enerji hasreti

Enerji hasreti

Siz buna enerji muhabbeti (sevgisi) de diyebilirsiniz. Zaman zaman depreşen bu sevginin arkasındaki gerçekler nelerdir belli değil.



Siz buna enerji muhabbeti (sevgisi) de diyebilirsiniz. Zaman zaman depreşen bu sevginin arkasındaki gerçekler nelerdir belli değil. Dünya var oldukça enerjiye olan ihtiyaç artarak devam edecektir. Öyleyse güvenli ve temiz enerji kaynaklarının bulunup, işler hale getirilmesi gerekir. Hidroelektrik enerji konusunda hiçbir tartışma yoktur. Ucuz ve pahalı olması da dert değildir. Çünkü bu enerji hem çok maksatlı kullanılabilen, hem de güvenli olan bir enerjidir. Türkiye hidroelektrik potansiyel açısından çok şanslıdır. Bu şansın ne ölçüde kullanıldığı hep tartışılsa bile, bütün yatırımlar bu alana yapılmıştır. Çok şanslı olduğumuz bu potansiyelin bitme noktasına geldiği söylenemez. Öyleyse bu kaynağın daha akıllı ve verimli kullanılması plânlanmalıdır. Alternatif enerji kaynakları açısından da Türkiye bir hazineye sahiptir. Güneş enerjisi ve rüzgâr türbinleri halen denenmemiş kaynak görünümündedir. Bu arada petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olmasak da; kaynaklara yakınlığımız büyük bir avantaj olarak önümüzde durmaktadır. Unutmadan belirtmekte yarar olan bir nokta da, ‘enerji kayıpları’nın önlenmesidir. Sadece kayıp önleme çalışmaları ile toplam üretimin % 25-30’luk bir tasarrufu sözkonusudur. Bütün bunlar denenmeden, eldeki mevcut imkânların tamamı değerlendirilmeden, “nükleer enerji” çığırtkanlıkları yapmak için henüz erken olduğunu belirtmek gerekir. Bunu sadece biz değil DPT enerji raporları da açıkça söylemektedir (belirtmektedir). Doğal kaynaklarımızın yetersizliği üzerine bina edilmeye çalışılan nükleer enerji ihtiyacı kayd-ı ihtiyatla ele alınmalıdır. 1960’larda yıldızı parlayan nükleer enerji santrallerinin sicillerinin eskisi kadar temiz olmadığını vurgulamamız gerekir. Kaba, teorik hesaplara göre yirmibirinci yüzyıl, tam bir nükleer enerji çağı olacaktı!.. Ne var ki “Evdeki hesap çarşıya uymadı” sayıları beş binleri bulacağı tahmin edilen santraller; 500 sayısını geçemedi. Nükleer atıkların saklanması, depolanması, imha edilmesi mümkün olmadığından; her geçen gün insanoğlunun ve çevrenin başına iş açan nükleer santrallerin yıldızı sönmüştür. Aman dikkat, “kaş yapayım derken gözden de olmayalım!” Karanlıkta yaşamak ölmekten iyidir desem, inanır mısınız?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT