BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayramın ardından birkaç kelime -2-

Bayramın ardından birkaç kelime -2-

Şüphesiz ki bayram günleri, dînî ve millî bakımdan çok önemli olan, milletçe hep birlikte sevinç ve huzûr içerisinde kutladığımız günlerdir...



Bu sene 29 gün çeken mübârek Ramazân ayı çabucak gelip-geçiverdi, evvelki gün [Perşembe günü] “Ramazân Bayramı” da sona erdi... Bayramların öncesindeki mübârek gün ve gecelerde günâhlar affedildiği için, Müslümanlar bu zamanlarda sevinçli ve neş’eli olurlar... Bayram öncesinde insanlara bir aktivite gelir; yiyecek, giyecek ve temizlik konularında hâzırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakîr, öksüz ve yetîmler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akrabâ ve dîn büyüklerinin rûhları için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâlar edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, âile büyükleri, dost, akrabâ, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Kim, bayram gecesini [bu sene Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece idi], o günün şuûruna ererek ihyâ ederse, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.” Bayram gecesini ihyâ edenlerin büyük saâdete kavuşacakları bildirilmiştir. Hadîs-i şerîfte rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duâ ve tevbelerin reddedilmediği bildirilmiştir. Bu gecelerden birisi de Ramazân Bayramı gecesidir. Ömer bin Abdülazîz (rahimehüllah) hazretleri buyurdu ki: “Senede dört geceye dikkat edip, ibâdetle geçirmek lâzımdır. Allahü teâlâ o gecelerde rahmetini saçar. Bu geceler, Recebin ilk Cuma gecesi, Şabânın onbeşinci gecesi, Ramazânın yirmiyedinci gecesi ve Ramazân Bayramı gecesidir.” Hazret-i Ali (radıyallahü anh) de, yılda dört geceyi tamâmen ibâdetle geçirirdi. Bu geceler, Receb-i şerîfin ilk gecesi, Ramazân Bayramı ve Kurbân Bayramı geceleri ve Şabân-ı şerîfin onbeşinci gecesidir. Ramazân-ı şerîf ayının son günü ile bayramın birinci günü arasındaki geceye “Fıtır (Ramazan) Bayramı gecesi” denilir. Peygamber Efendimiz; “Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder” buyurunca, Eshâb-ı kirâm, “Yâ Resûlallah, o gün Kadir Gecesi mi?” diye suâl ettiler. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.” Bayram günü sabah namazı vakti olduğu zaman [malûm olduğu üzere, bu Ramazân bayramında, bayram namazını Salı sabâhı kıldık], Allahü teâlâ, meleklere emreder. Onlar yeryüzüne inerler. Sokak başlarını tutarlar. İnsanlar ve cinnîlerden başka bütün mahlûkâtın duyacağı bir sesle nidâ ederler. Derler ki: -Ey ümmet-i Muhammed, kalkın! Rabbiniz büyük ihsânlarda bulunuyor, çok günâhlar affediyor. Mü’minler bayram namazı kılmak üzere câmilere ve mescidlere toplandıkları zaman, Allahü teâlâ meleklere hitâp eder: -İşçi çalışınca karşılığı nedir? Melekler derler ki: -Ücretinin ödenmesidir! Şânı yüce olan Allah buyurur ki: -Sizi şâhit tutuyorum. Ben onlara sevâb olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim. Bu mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez ki? Bayram günleri sevinmek, neş’elenmek gerekir. Tabîî ki Ramazân gittiği için değil, Ramazân ayında tuttuğumuz oruçlar sebebiyle günâhlarımız affolduğu için, büyük sevâp ve ni’mete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Böylece, Müslümanların bir arada sevinme ve kaynaşma günleri olan bayramlarla, İslâm toplumunun kültür mîrâsı olan güzel örf, âdet ve gelenekler nesilden nesile aktarılmış olur. Yüce Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ramazan Bayramı günü melekler yolların kenarında durarak bayram namazına gidenlere şu müjdeyi verirler: Ey mü’minler topluluğu, size mükâfatlar, hayırlar ve bol bol ni’metler verecek olan kerem ve ihsân sahibi Rabbinizden isteyiniz. Zîrâ O, size geceleri ihyâ etmenizi emretti, siz yaptınız. O size gündüz oruç tutmanızı emretti, siz tuttunuz. O size Rabbinize itâat etmenizi emretti, siz de itâat ettiniz. Öyle ise bahşişinizi, mükâfâtınızı alınız. Namazdan sonra bir melek de şöyle nidâ eder: Biliniz ki ey mü’minler bugün şüphesiz mükâfât günüdür, günâhlardan kurtuluş günüdür ve ayıplardan temizlenme günüdür.” Bir cümle hâlinde, özet olarak ifâde etmek gerekirse, Bayram günleri, günâhların affedildiği, kırgınlık ve dargınlıkların giderildiği, barışın sağlandığı, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği, ictimâî tesânüdün (toplumsal dayanışmanın) sağlandığı günlerdir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT