BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güzel bir kızdı İclal...

Güzel bir kızdı İclal...

Üniversitenin kantini oldukça kalabalıktı. Bir önceki akşam başlayan yağmur hiç durmadan yağmıştı.



Üniversitenin kantini oldukça kalabalıktı. Bir önceki akşam başlayan yağmur hiç durmadan yağmıştı. Ama bazen hafiflemiş, bazen daha da hızlanmış, dışarıda, bahçede oturmayı imkânsızlaştırmıştı. Bütün talebeler içeride birikmişler, bu yüzden oldukça kalabalıklaşmıştı kantin. Oktay kapıda durup öğrencilerin arasına bakındı. Sol eliyle siyah, dalgalı saçlarında biriken yağmur damlalarını itti geriye doğru. Birden birisinin seslendiğini duydu: - Oktay, Oktay, hop, oğlum, gelsene... Sesin geldiği tarafa döndü. Yaklaşık yedi sekiz kişilik bir grup oturuyordu orada. Sınıf arkadaşlarını tanıdı. Hemen yöneldi o yöne doğru. Giderken boş bulduğu sandalyelerden birini de almıştı. - Merhaba çocuklar, ne pis bir hava var böyle yahu? - Tam sinemalık bu hava, gelin beni dinleyin, gidelim şuradan karşıya. İkişer tost yaptırırız. Bir de gazoz. Filmler de harika. Aksiyon filmi var iki tane, bayılırım aksiyon filmine... Topluluktan üç dört kişi memnun bir şekilde gülümsedi: - Bize uyar, fikir güzel yahu... Oktay başını eğdi: - Ben gelmem arkadaşlar. Şurada bir hafta bir şey kaldı sınavlara. Bana kalırsa derslere girmek gerekli. Anatomiciyi biliyorsunuz, dikkat ediyor devam edip etmeyenlere. Sinema taraftarı olanlardan birisi delikanlının omzuna dokundu: - Hep böyle yaparsın be oğlum... - Başka zaman Burhan... Şimdi olmaz. Gençler kalktılar ayağa: - Yürüyün o zaman, isteyen gelsin... Birkaç saniye sonra masa boşalmıştı. Sadece iki genç kız kalmıştı uç tarafta bir de Oktay’ın yanında bir arkadaşı. Genç adam arkadaşına döndü: - Sen niye gitmedin? - İşim var benim. Kızlardan birini işaret etti: - Yeliz’le gideceğiz Taksim’e... Dudaklarını büzdü delikanlı. Başını salladı: - Anladım. Çok geçmeden Yeliz ve Burhan da kalktılar. Koskoca masada iki kişi kalmışlardı. Oktay yan gözle genç kıza baktı. Aynı sınıftandılar ve arada sırada merhabalaşırlardı. Aralarında bir samimiyet yoktu. Gülümsedi: - Bari bir çay ısmarlayayım sana... Herkes gitti. Genç kız başını salladı: - İyi ya, ısmarla o zaman. Kumral yüzüne çok yakışan çok iri ve yemyeşil gözleri vardı. Biçimli dudakları ve onların üzerinde küçük, kalkık burnu yüzüne hoş bir hava veriyor, hemen herkesin tereddütsüz çok güzel bulacağı bir sima oluşturuyordu. İclal kitaplarını alıp genç adamın yanındaki sandalyeye geldi. - İyi yaptın gitmemekle. Anatomici gerçekten dikkat ediyor devam edenlere. Gururlu bir tavırla başını eğdi Oktay: - Tabii ya... Zaten başımıza dert olacak bu ders... Güldü İclal. Hayretle baktı onun yüzüne: - Bunu sen mi söylüyorsun? Babandan yardım alabilirsin, biz ne yapalım. Benim babam banka müdürü ve anatominin “a”sından anlamaz... Senin için çok zor olacağını sanmıyorum... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT