BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bağımsız, egemen ve özgür KKTC 25 yaşında

Bağımsız, egemen ve özgür KKTC 25 yaşında

Tür­ki­ye bu­gü­ne ka­dar ya­par­mış gi­bi gö­rü­nüp de as­lın­da yap­ma­dı­ğı şe­yi yap­sa ve KKTC’nin ta­nın­ma­sı için dip­lo­ma­tik bir ta­ar­ruz baş­lat­sa iş­te o za­man ada­da çö­züm için ger­çek bir mev­zi ka­za­nıl­mış olur



Kıb­rıs so­ru­nu­nun çö­zü­mü için 1963 yı­lın­dan be­ri keç kez “ye­ni” açı­lım baş­la­tıl­dı­ğı­nı, kaç kez önem­li ki­şi­le­rin isim­le­riy­le anı­lan plan­lar or­ta­ya atıl­dı­ğı­nı bu ko­nu­nun çok iyi uz­man­la­rı dı­şın­da hiç kim­se tam ola­rak bil­mi­yor. KKTC Cum­hur­baş­ka­nı M. Ali Ta­lat ile GKRY li­de­ri Di­mit­ris Hris­tof­yas ara­sın­da ekim ayın­da ye­ni­den baş­la­yan mü­za­ke­re­ler de bu uzun ve son de­re­ce kar­ma­şık sü­re­cin son hal­ka­sı­nı oluş­tu­ru­yor. Rum li­der Hris­tof­yas’ın 12 Ka­sım­da yap­tı­ğı “Ku­rul­ma­sı dü­şü­nü­len or­tak­lık dev­le­ti­nin ni­te­li­ği ko­nu­sun­da Sa­yın Ta­lat’la de­rin gö­rüş ay­rı­lık­la­rı­mız var” şek­lin­de­ki açık­la­ma­sı da apa­çık gös­ter­mek­te­dir ki, 45 yıl­dır çö­zül­me­yen so­run­la­rın kı­sa va­de­de çö­zül­me­si­ni bek­le­mek için hiç­bir se­bep bu­lun­ma­mak­ta­dır. Mü­za­ke­re­ler “çö­züm” için ya­pı­lı­yor. Ama prob­le­min ne ol­du­ğu baş­tan ve iki ta­ra­fın mu­ta­ba­ka­tıy­la çok iyi ta­rif edil­mez­se, ara­nan çö­zü­mün bu­lun­ma­sı­nın güç­leş­me­si ga­yet ta­bi­idir. Kıb­rıs’ta olan tam da bu­dur. Ta­raf­la­rın -sa­de­ce KKTC ve GKRY’nin de­ğil, ay­nı za­man­da Tür­ki­ye’nin de- ta­nım­la­dık­la­rı prob­lem­ler bir­bir­le­rin­den epey fark­lı­lık gös­ter­mek­te­dir. Kıb­rıs Türk­le­ri­nin bü­yük bö­lü­mü Ada’da ken­di si­ya­si, ik­ti­sa­di ve sos­yo-kül­tü­rel hak­la­rı­nın te­mi­nat al­tı­na alın­dı­ğı, ka­rar al­ma mer­ci­le­rin­de eşit tem­sil edil­dik­le­ri bir ku­rum­sal ça­tı­nın oluş­tu­rul­ma­sı­nı ar­zu et­mek­te­dir­ler. Kıb­rıs­lı Rum­la­rın bü­yük ço­ğun­lu­ğu ise, za­ten va­ro­lan(!) mev­cut ça­tı al­tın­da, ya­ni “Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti” bün­ye­sin­de Türk­le­re de ba­zı hak­lar ve­ril­me­sin­den ya­na­dır­lar. Eşit­lik­ten söz et­me­mek­te, Türk­le­rin an­cak nü­fus­la­rı ora­nın­da tem­sil edil­me­si­ni öner­mek­te­dir­ler. Rum­la­rın ar­zu et­ti­ği, ta­ma­men ken­di mut­lak de­ne­tim­le­ri al­tın­da ola­cak, Türk­le­re ise azın­lık hak­la­rı­nın bah­şe­dil­di­ği bir ya­pı­dır. Unut­ma­ya­lım ki, 1 Ma­yıs 2004 ta­ri­hin­den bu ya­na Rum­la­rın “tu­zu ku­ru­dur”. İh­ti­va et­ti­ği tüm olum­suz­luk­la­ra rağ­men bu­gü­ne ka­dar ge­liş­ti­ril­miş en adil plan ol­ma sı­fa­tı­nı hak eden An­nan Pla­nı’nı red­det­miş ol­ma­la­rı­na rağ­men Av­ru­pa Bir­li­ği’ne üye ola­rak alın­mış­lar­dır. Rum Ke­si­mi’nin AB üye­si ol­ma­sıy­la bir­lik­te Kıb­rıs so­ru­nu­na iliş­kin alı­şıl­dık pa­ra­dig­ma baş­tan aya­ğa de­ğiş­miş­tir. Rum­lar bir yan­dan AB’nin Kıb­rıs Türk­le­ri­ne “ha­vuç” uzat­ma­sı­nı, do­la­yı­sıy­la Türk ta­ra­fı­nın Rum tek­lif­le­ri­ne da­ha olum­lu bak­ma­sı­nı sağ­la­ma­ya ça­lış­mak­ta, di­ğer ta­raf­tan da yi­ne AB’nin Tür­ki­ye’ye “so­pa” gös­ter­me­si­ni, böy­le­ce Tür­ki­ye’nin KKTC’ye bas­kı yap­ma­sı­nın yo­lu­nu aç­ma­yı he­def­le­mek­te­dir. Rum­lar bu yol­la, ken­di­le­ri­nin is­te­di­ği çö­zü­mü des­tek­le­me­me­si ha­lin­de Tür­ki­ye’nin tüm AB sü­re­ci­ni blo­ke ede­bi­le­cek­le­ri şan­ta­jı­nı yap­mak­ta­dır­lar. Ger­çek­çi ol­mak ge­re­kir­se, 1 Ma­yıs 2004’ten be­ri böy­le bir güç­le­ri de ma­ale­sef var­dır. Hem Tür­ki­ye hem de KKTC hü­kü­met­le­ri sı­kış­mış du­rum­da­dır. Her ne ka­dar dev­let adam­la­rı ve si­ya­set­çi­ler ka­mu­oyu önün­de yap­tık­la­rı ko­nuş­ma­lar­da Tür­ki­ye’nin ve KKTC’nin çı­kar­la­rın­dan ta­viz ver­me­ye­cek­le­ri­ni ifa­de et­se­ler de, as­lın­da eli­miz 2004 ön­ce­sin­den da­ha za­yıf­tır. Üs­te­lik, söz ko­nu­su olan Tür­ki­ye ve KKTC’nin çı­kar­la­rı­nın ne ol­du­ğu­na da­ir de her iki ül­ke­de de güç­lü bir top­lum­sal mu­ta­ba­kat yok­tur. Tür­ki­ye’nin res­mi po­li­ti­ka­sı iki ke­sim­li, iki top­lum­lu ve Türk­le­rin eşit tem­sil edil­di­ği bir fe­de­ral dev­let mo­de­li­nin teş­kil edil­me­si­dir. Bu mo­de­lin -ha­li­ha­zır­da­ki AB blo­ka­jı göz önü­ne alın­dı­ğın­da- ger­çek­leş­ti­ril­me­si son de­re­ce za­yıf bir ih­ti­mal­dir. Rum ta­ra­fı bu­nu so­nu­na ka­dar en­gel­le­ye­bi­le­cek si­ya­si gü­ce sa­hip­tir. Bu sı­kı­şık du­rum­dan kur­tul­ma­nın as­lın­da çok net bir ça­re­si var­dır. Rum­la­rın en faz­la çe­kin­di­ği ko­nu, KKTC’nin ulus­la­ra­ra­sı alan­da çok sa­yı­da ül­ke ta­ra­fın­dan ba­ğım­sız ve ege­men bir dev­let ola­rak ta­nın­ma­sı­dır. KKTC’nin ta­nın­ma­sı ger­çek­leş­me­den Rum­la­rı ge­ri adım at­ma­ya ve “eşit­li­ği” ka­bu­le ik­na et­mek müm­kün de­ğil­dir. Tür­ki­ye 2009-2011 dö­ne­min­de ya­pa­ca­ğı Bir­leş­miş Mil­let­ler Gü­ven­lik Kon­se­yi üye­li­ği­nin ken­di­si­ne sağ­la­dı­ğı avan­ta­jı da kul­la­na­rak, KKTC’nin ge­niş bir ke­sim ta­ra­fın­dan res­men ta­nın­ma­sı­nı sağ­la­ya­bi­lir. Ko­so­va ör­ne­ği or­ta­da­dır. Sır­bis­tan’dan zor­la ay­rı­lan Ko­so­va ba­ğım­sız­lık ilan ede­bi­li­yor ve ara­la­rın­da ABD, AB ül­ke­le­ri ve Tür­ki­ye’nin de bu­lun­du­ğu on­lar­ca ül­ke ta­ra­fın­dan ta­nı­na­bi­li­yor­sa, ku­ru­lu­şu­nun 25. Yı­lı­nı kut­la­yan KKTC’nin ta­nın­ma­ma­sı han­gi man­tık­lı ge­rek­çey­le izah edi­le­bi­lir. Ye­ter ki, An­ka­ra bu yön­de ger­çek­ten sa­mi­mi bir gay­ret gös­ter­sin. Tür­ki­ye bu­gü­ne ka­dar ya­par­mış gi­bi gö­rü­nüp de as­lın­da yap­ma­dı­ğı şe­yi yap­sa ve KKTC’nin ta­nın­ma­sı için dip­lo­ma­tik bir ta­ar­ruz baş­lat­sa iş­te o za­man ada­da çö­züm için ger­çek bir mev­zi ka­za­nıl­mış olur. Her şe­ye rağ­men çö­züm ol­maz­sa da, biz önü­müz­de­ki yıl­lar­da ye­ni yıl dö­nüm­le­ri kut­la­ma­ya de­vam ede­riz...if­ti­har­la ve mut­lu­luk­la. Bir kez da­ha do­ğum ­gü­nün kut­lu ol­sun Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti. B‹L­ME­D‹K­LE­R‹­M‹Z Ga­ran­ti And­laş­ma­sı 16 Ağus­tos 1960: Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti, Yu­na­nis­tan, İn­gil­te­re ve Tür­ki­ye’nin bu­lun­du­ğu Ga­ran­ti And­laş­ma­sı’nın hü­küm­le­ri üze­rin­de 1959 Lon­dra Kon­fe­ran­sı’nda mu­ta­ba­ka­ta va­rıl­mış, and­laş­ma Lef­ko­şa’da im­za­lan­mış ve Kıb­rıs’ın ba­ğım­sız­lık ta­ri­hi olan 16 Ağus­tos 1960 ta­ri­hin­de yü­rür­lü­ğe gir­miş ve ha­len yü­rür­lük­te­dir. Ga­ran­ti And­laş­ma­sı’nın I. Mad­de­si’nde: “Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti, ba­ğım­sız­lı­ğı­nı, top­rak bü­tün­lü­ğü­nü ve gü­ven­li­ği­ni mu­ha­fa­za­yı ve ana­ya­sa­sı­na say­gı­yı gü­ven­ce al­tı­na al­ma­yı ta­ah­hüt eder. Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti her­han­gi bir dev­let­le hiç­bir şe­kil­de kıs­men ve­ya bir bü­tün ola­rak si­ya­si ve eko­no­mik bir­li­ğe gir­me­ye­ce­ği­ni ta­ah­hüt eder. Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti, bu­nun­la bağ­lan­tı­lı ola­rak Ada­nın ge­rek her­han­gi bir di­ğer dev­let­le bir­leş­me­si­ni ge­rek­se tak­si­mi­ni doğ­ru­dan ve­ya do­lay­lı ola­rak ger­çek­leş­tir­me­yi teş­vik et­me­si muh­te­mel her tür­lü fa­ali­ye­ti ya­sak­lar” den­mek­te­dir. Ay­rı­ca Kıb­rıs Cum­hu­ri­ye­ti Ana­ya­sa­sı I. Kı­sım Umu­mi Hü­küm­ler 50. Mad­de’sin­de: “Cum­hur­baş­ka­nı ve Cum­hur­baş­kan Mu­avi­ni, Tem­sil­ci­ler Mec­li­si­nin aşa­ğı­da­ki ko­nu­lar ile il­gi­li her­han­gi bir ka­nun ve­ya ka­ra­rı­na ve­ya onun her­han­gi bir kıs­mı­na kar­şı ke­sin ve­to hak­kı­na, ay­rı ay­rı ve­ya müş­te­re­ken, sa­hip­tir­ler: - (a)Yu­na­nis­tan Kral­lı­ğı­nın ve Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­nin iki­si­nin bir­den ka­tıl­dı­ğı mil­let­le­ra­ra­sı te­şek­kül­ler ve it­ti­fak an­laş­ma­la­rı­na Cum­hu­ri­ye­tin ka­tıl­ma­sı müs­tes­na ol­mak üze­re, ...” ifa­de­le­ri yer al­mak­ta­dır. KIBRIS K­RO­NO­LO­JİSİ İÇİN TIKLAYIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT