BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öf­ke­si­ne ha­kim o­la­mı­yor­du!..

Öf­ke­si­ne ha­kim o­la­mı­yor­du!..

Akif ser­vi­se çık­tı­ğı za­man son de­re­ce si­nir­liy­di. Bey­ni­nin içi kar­ma­ka­rı­şık­tı.



Akif ser­vi­se çık­tı­ğı za­man son de­re­ce si­nir­liy­di. Bey­ni­nin içi kar­ma­ka­rı­şık­tı. Duy­gu­la­rıy­la mü­ca­de­le edi­yor, bi­lin­çal­tı­na it­mek için kor­kunç bir ça­ba sarf et­ti­ği me­ra­kı­nı giz­le­me­ye, ken­di­ne iti­raf et­me­ye bi­le kor­ku­yor, bu ne­den­le sal­dır­gan­la­şı­yor­du. Ser­vis­te hem­şi­re­ler baş­ta ol­mak üze­re her­ke­se ba­ğır­dı. Su­dan ba­ha­ne­ler bu­la­rak esip kük­re­di. Oda­sı­na gi­rip ka­pı­yı ka­pat­tık­tan son­ra ma­sa­sı­na otur­du, ba­şı­nı el­le­ri­nin ara­sı­na ala­rak dü­şün­me­ye baş­la­dı... Bu­ra­da ol­du­ğu müd­det­çe bu gi­bi kar­şı­laş­ma­lar­dan ka­çın­ma­sı im­kân­sız­dı. Ta­yin is­te­ye­cek, baş­ka şe­hir­ler­de­ki üni­ver­si­te­le­ri araş­tı­ra­cak ve boş kür­sü­ler­de ih­ti­yaç var­sa mü­ra­ca­at ede­cek­ti. O za­man Se­vim’den de ay­rıl­mış ola­cak­tı. Unu­ta­ma­dı­ğı, çok öz­le­di­ği ka­rı­sı­nın me­za­rı bu­ra­day­dı. Bir ter­cih yap­mak zo­run­da kal­dı­ğı için son de­re­ce öf­ke­liy­di. Yük­sek ses­le ba­ğır­dı: - Bı­ra­kın ar­tık be­nim pe­şi­mi... Yal­nız bı­ra­kın be­ni!.. Geç­mi­şin­den kaç­mak is­te­ğiy­le çır­pı­nı­yor­du. Öf­ke­si­ni zapt ede­mi­yor, si­ni­rin­den diş­le­ri­ni sı­kı­yor­du. Yum­ru­ğu­nu kuv­vet­le ma­sa­ya in­dir­di. Eli acı­mış­tı. Bir­kaç sa­ni­ye dur­du. Bi­raz sa­kin­leş­miş­ti. Ye­rin­den kal­kıp pen­ce­re­ye git­ti. Dı­şa­rı­da­ki in­san­la­ra bak­tı bir müd­det. Tan­sel’in söz­le­ri­ni dü­şü­nü­yor­du: “Ha­ri­ka bir ço­cuk ol­du, bi­li­yor mu­sun, şim­di fark et­tim, gi­de­rek sa­na ben­zi­yor...” Sil­ke­len­di: “Ne­ler dü­şü­nü­yo­rum böy­le, bu saç­ma şey­ler­le ka­fa yo­ru­yo­rum. Be­nim hiç­bir şe­yim de­ğil o, ola­maz da... Be­nim mut­suz­lu­ğu­mun ne­de­ni, ha­ya­tı­mın mah­vol­ma­sı­na se­bep olan bir var­lık...” Yut­kun­du. Kaş­la­rı­nı çat­tı ve üze­ri­ni dü­zel­te­rek oda­sın­dan dı­şa­rı çık­tı. Hem­şi­re­ler onu gö­rün­ce ke­na­ra çe­kil­di­ler. Hız­lı adım­lar­la ame­li­yat­ha­ne­ye doğ­ru yü­rü­dü. Bi­raz son­ra önem­li bir ame­li­ya­ta gi­re­cek­ti. Ama ne ka­dar is­te­me­se de ba­zı şey­le­ri dü­şün­mek­ten alı­ko­ya­mı­yor­du ken­di­ni. “De­mek oku­la baş­la­mış ha!..” Kı­zı­yor­du ken­di­ne. Bü­tün bu ya­şa­nan­la­rı ha­ya­tın­da­ki sar­sın­tı­lar ola­rak gö­rü­yor­du. Kar­şı­dan ge­len kür­sü baş­ka­nı­nı bi­le gör­me­di. Ha­lit Bey en­di­şe ile sor­du: - Akif, ne­yin var? İr­kil­di: - Bir şe­yim yok ho­cam iyi­yim. Ame­li­ya­ta gi­ri­yo­rum. - Su­ra­tın bem­be­yaz. Du­dak­la­rın tit­ri­yor, iyi de­ğil­sin sen! İs­ter­sen baş­ka­sı gir­sin ame­li­ya­ta. Hız­la kal­dır­dı ba­şı­nı ve bak­tı ho­ca­sı­na: - Ben gi­re­ce­ğim Ho­cam, bir şe­yim yok be­nim. İz­ni­niz­le... Ha­lit Bey ar­ka­sın­dan uzun uzun bak­tı Akif’in. Bu ada­mın ya­şa­dı­ğı giz­li­li­ği bir tür­lü çö­ze­me­miş­ti. Bu hal­le­ri­ne si­nir­le­ni­yor­du ama Akif onun vaz­ge­çe­me­ye­ce­ği ka­dar kıy­met­li bir dok­tor­du. Bel­ki de Tür­ki­ye’nin en iyi­siy­di bran­şın­da. Omuz­la­rı­nı kal­dı­rıp yü­rü­dü. “Ken­di bi­lir, adam iyi ama ters iş­te...” di­ye mı­rıl­dan­dı oda­sı­na gi­rer­ken.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT