BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Her yerde kar yok...”

“Her yerde kar yok...”

Bir zamanlar Adams söylerdi: “Her yerde kar var”..



Bir zamanlar Adams söylerdi: “Her yerde kar var”.. Herkesin dilindeydi bu şarkı... Ama artık kar her yere yağmıyor. Televizyonda haberleri izliyordum; bizim buralarda kar izi yokken bir de baktım Üsküdar’a kar yağmış... Ekranda kar manzaralı bir Üsküdar... Bizim burası da İstanbul sayılır ama, ortalık günlük güneşlik.. Kar yağmur yok, rüzgar da. Sadece hava soğuk... Güneşli ve soğuk... İstanbul’da ise kar yağıyor, trafik altüst, insanlar kar topu oynuyor, çocuklar karda kayıyor, birileri eskiden olduğu gibi şapkalı atkılı, kömür gözlü kardan adamlar yapıyor. Bazı ilçelerde de okullar tatil edilmiş... Eskiden yağdı mı İstanbul, boğazına kadar karlara gömülürdü, evlerin kapılarını açamazdınız... Çok değil seksenli yıllardı, 85 veya 86 da biz Etiler’deydik, yerinden kalkmaz bir kar vardı da bu mıntıkaya askeri helikopterlerle ekmek ve yiyecek yardımında bulunulmuştu. Yağış günlerce sürmüş, ortalık Sibirya’ya dönmüştü. Şimdi tam zamanı ama, görüyorsunuz bir yere yağıyor, bir başka yere esintisi bile düşmüyor. Eh, bütün dengeler bozulduğuna göre iklim de bundan payını alacak... Yağmurlar da öyle değil mi? Cağaloğlu’na yağıyor, Aksaray’da esamesi yok... Baktım televizyon da karda kayan çocukları gösteriyor. Bir büyücek naylonu yere koyup üzerine yatıyor, öyle kayıyorlar. İçim sızladı; değil kızak sahibi olmak, belki kızağı hayatlarında görmemişlerdir bile. Oysa önceki kuşaklara sorun; mutlaka hepsinin birer kızağı olmuştur... Kara da kızak yakışırdı. Çünkü her evde eli bu işlere yatkın bir insan bulunurdu. Doğrusu ben çivi çakmasını zor beceririm ama annem çok meraklıydı, elinden de kurtulmazdı bu işler. Kar yağdı mı bizim yokuşu kar tuttu mu annem kolları sıvar, bodrumda kızak yapmaya koyulurdu. Biz sabırsızlıkla kızağın tamamlanmasını bekler, kar eriyecek de yokuş çözülecek diye içimiz giderdi. Kızak hazır oldu mu artık sevincimiz yeri göğü tutardı... O zamanlar büyükler de merdiven getirip üzerine sıralanarak kayarlardı. Kimse kimseyi merdivenle kayıyor diye ayıplamazdı... Şimdi halli vakitliler kar zevkini yaşamak için turistik kayak yerlerine gidiyorlar... Gerçi kızak kaymıyorlar ama kayak yapma uğruna bir kısmı kolunu bacağını kırıp öyle dönüyor evine... Bakıyorum, çocuklarımız, hayatın mutluluk verecek yanlarını tanımadan, tatmadan yetişiyorlar. Sırf ders çalışma atmosferinde, sırf sınav heyecanlarıyla. Herşeyi ile dolu dolu olan hayatı, kitap satırlarından öğrenmeye çalışıyorlar... Bulutları, çiçekleri, ağaçları, hayvanları, yeterince tanımadan. Kedi köpek neyse de at eşek, büyük baş hayvan görmemiş kimbilir kaç çocuğumuz var. Ya çiçekler? Çoğu gülün, karanfilin ötesini tanımıyor. Ve görmedikleri şeyleri isim isim kitaplardan ezberlemek zorundalar. Ama suç bizde, evvelce çevrede birlikte olduğumuz varlıkları ortadan kaldıran, kendimizden uzaklaştıran da bizleriz. İşte kar yağıyor, ama onlar kar üstünde nasıl kayılacağını dahi bilmiyorlar, hatta kardan adam yapmasını da... Çocuklara kendi yaşadığımız ve bizi mutlu eden şeyleri vermeye çalışalım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT