BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tehlikenin yeni boyutları!

Tehlikenin yeni boyutları!

Güneydoğu ve Kürt sorunlarının, Öcalan hakkındaki hükmün infazı -veya bu infazın ertelenmesi- ile çözülemeyeceği aşikar...



Güneydoğu ve Kürt sorunlarının, Öcalan hakkındaki hükmün infazı -veya bu infazın ertelenmesi- ile çözülemeyeceği aşikar... Abdullah Öcalan ve PKK bölücülük tohumlarını ektiler ve canavarı şişeden çıkardılar bir kere. Hizbullah vahşetini bile PKK vahşetinin doğurduğunu da unutmayalım! Öcalan’ın asılmasını gerektiren en somut ve geçerli sebep de zaten bu! Bizim entellerimiz Kürt milliyetçiliğini ve bölücülüğünü, Türk milliyetçiliğinin tahrik ettiğini iddia ederler. Bu safhada bile bu görüşlerinde ısrar ediyorlar. Bizden milliyetçi politikalarımızdan, yani Güneydoğu’daki Kürt yurttaşlarımızla Türklük üst kimliği altında kaynaşma sürecinden vazgeçmemizi istiyorlar. Mesela Ali Bayramoğlu’nun Yeni Binyıl gazetesinde bir okuyuşta kühnüne vakıf olamayacağınız psüdo-akademik üslubu ile dolambaçlı olarak ifade etmek istediği de bu.. Bayramoğlu, Mesut Yılmaz’ın “Yol Diyarbakır’dan geçer” demesinin, Kürtçe eğitim ve radyo TV isteklerinin altındaki maksadın da bu olduğunu ima ediyor. Sanki, biz kapsayıcı ve Kürtler’i de kucaklayan milliyetçilikten vazgeçersek, Kürt bölücüleri, “bölücü milliyetçiliklerinden” hemen vazgeçecekler! Zaten onlara göre bu hususta büyük suçlu Türk milliyetçiliği ve başlangıçta, Öcalan’ın şimdi istediği Türk-Kürt Demokratik cumhuriyetini kurmayıp, “milli ve üniter” Türk devletini kuran Mustafa Kemal! Bayramoğlu gibi laf cambazlığı yapmayacağım, net olarak söyliyeceğim: Bu “yol” Türkiye’deki diğer etnik grupların da milliyetçi isteklerini tahrik edecektir? Acaba bu tehlikeyi görmüyorlar mı? Günlerdir Öcalan’ın sözde barışçı söylem ve mesajlarının özünde, bütün Anadolu’yu kapsayacak “Bağımsız Kürdistan” emelinin yattığını anlatmaya çalışıyorum. Bunlar Kürt bölücü milliyetçiliğinin daniskasıdır. Dünkü yazımda Kürt ideologların, HADEP dışında bazı Kürt partilerinin kurulmasına nasıl karşı çıktıklarını yazmıştım. Öcalan bir simgedir, ama artık mücadele bayrağı, PKK’nın ve Öcalan’ın isteği doğrultusunda, HADEP’in elinde veya şemsiyesi altında, dağlardan şehirlere inmektedir. HADEP, Güneydoğu’da ve Diyarbakır’da, gittikçe artan siyasi gücü ile “Türk” olarak değil, moda tabiri ile “Türkiyeli olarak” sisteme entegre olmaya, daha doğrusu hakim olmaya çalışıyor. Artık, şimdiki bu Avrupalılık heyecanı ve furyası içinde hiç reddedemeyeceğimiz bu hüviyeti ile, bölücülük davası uluslararası platforma intikal edecektir... Bu Öcalan’ın da istediği gibi dağlarda silahla yapılamayanın, böylelikle “güzellikle” yapılması demek olacaktır. DEVLETTEKİ KAYGI Bayramoğlu Ankara’da, Çankaya’daki izlenimlerine istinaden, devletin doruğundaki hassasiyetin, Öcalan’a “kilitlenmekten” çıktığını, bu noktaya yani kitlesel ve siyasi “Kürt Milliyetçiliği” teşhisine geldiğini yazıyor ve ilave ediyor: “Kürt milliyetçiliğinin bugün geldiği nokta itibarı ile Türkiye tarihinin en kritik eşiğinde, bölünme noktasında bulunuyor!” Gözlem veya teşhis doğru olabilir de Bayramoğlu’nun tedavi yöntemi, yani bizim milliyetçilikten vazgeçmemiz önerisi, yanlış... Yukarda da söylediğim gibi, sanki biz vazgeçeceğiz de onlar hemen vazgeçecekler mi? Veya amiyane tabiri ile “Alan da kaçan mı?” Bayramoğlu’nun Ankara’dan getirdiği diğer önemli gözlem de Öcalan’ın infazının ertelenmesi altındaki bir sebebin de, bu “hassasiyet ve endişe” olduğu... Yani Öcalan idam edilirse HADEP ideologlarının bunu kullanmaları ve tabanlarını tahrik etmeleri ihtimali... Tabii bu ihtimal varit; ama Öcalan’ın “dirisini” de İmralı’daki “efsanevi yüce bir ses” olarak kullanmaları ihtimali de varit... Evet işimiz çok zor ama Türkiye için Türklük için kolay olan ne var ki? YA ASKERLER? Geçen gün, Hulki Cevizoğlu kardeşim bu konuda “Asker ne diyor, niçin susuyor?” sorusunu soruyordu. Türkiye’nin sadece en saygın kuruluşu değil, muhakkak ki Türkiye’nin tüm sorunları ve geleceği hakkında en kapsamlı ihtimal hesaplarını ve araştırmaları yapan TSK ve Türk Genelkurmayı’nın, hele taraf olduğu ve olacağı bir konuda belirli hesapları ve düşünceleri vardır. Askerlerin gönüllerinin ve akıllarının ne tarafta olduğunu ben tahmin ediyorum, ama bu hassas konuda haddimi aşmak istemiyorum. Herhalde, Bayramoğlu’nun Devletin zirvesindeki, Öcalan hakkındaki kararın infazının ertelenmesi hususunda verilen “üçlü” kararın bu maksat ve mantıkla alındığı neticesine varmak konuyu çok basite indirgemek olur. Aslında bu konu sadece politikacılara ve Bayramoğlu gibilere bırakılmayacak kadar hayati bir konudur! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Diriliş tamamlandı...sıra kurtuluşta!”.. Öcalan’ın Ragıp Duran ve Ertuğrul Kürkçü ile Aralık 1995’te yaptığı uzun röportajın temel mesajı..
Kapat
KAPAT