BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Borsa ve ekonomik durum

Borsa ve ekonomik durum

Seçimlerden önce 19 Mart’ta yazdığımız yazıyı şöyle bitirmiştik: “Seçimden sonra kurulacak hükümet iş alemine güven verecek ekonomik tedbirlirle ve bunların uygulamalarıyla istikrarlı bir tutum sergileyebilirse bizce hem sermaye piyasası sıkıntılardan kurtulacak hem de ekonomik hayatta belli bir iyiye gidiş kendini belli edecektir.”



Seçimlerden önce 19 Mart’ta yazdığımız yazıyı şöyle bitirmiştik: “Seçimden sonra kurulacak hükümet iş alemine güven verecek ekonomik tedbirlirle ve bunların uygulamalarıyla istikrarlı bir tutum sergileyebilirse bizce hem sermaye piyasası sıkıntılardan kurtulacak hem de ekonomik hayatta belli bir iyiye gidiş kendini belli edecektir.” Bugünkü durumda o zaman belirttiğimiz görüşümüzde haklı olduğumuz görülmektedir. Bizim o zamanki düşüncelerimiz bir kehanet değildi. Çünkü biz de konuyla ilgili herkes gibi düşünmüştük. Hakikaten bugün ekonomik hayatımıza baktığımız zaman genel yapısının aslında sağlam temellere dayandığını görürüz. Nitekim içinde bulunduğumuz ekonomik yapının müteşebbis (iş adamı) grubu, hakikaten hem bilgili ve hem de dinamik olup, aynı zamanda ne istediğini bilen insanlardan oluşmaktadır. Globalleşen dünyada Türk ekonomisinin üretim ve pazarlama açısından sahip olduğu konum her türlü ticari ve sınai hedefi gerçekleştirecek niteliktedir. Bunun manası, ekonominin ilk iki ana faktörü olan yönetici insan gücü ve genel manada sermaye başka deyimle mali imkanlar bakımından durumumuz çok elverişlidir. Bütün bunlara rağmen eğer şimdiki hükümet ağır faiz yükünü azaltarak kamu gelir-gider dengesini temine ve milli gelirin evvela eksilmesini önlemeye çalışıyorsa, bunun sebebi konuya aşina herkesin söylediği gibi siyasi istikrarsızlığın oluşturduğu iktisadi güvensizlik ortamının şimdiki siyasi iktidardan önce (yapacağını yapmış) olmasıdır. Ama artık toplumun bütün etkili kesimleri koalisyon ya da tek başına olsun bir hükümetin kesintisiz makul bir süre memleketi idare etmesinin gereğine inanmış gibi görünmektedirler. Hükümeti teşkil eden partilerde görülen uzlaşmacı zihniyet de bu inanmanın sonucudur. İşte mevcut koalisyon hükümeti bu anlayış ve ortam içerisinde göreve geldiğinden beri iyi işler yapmakta bunun sonunda alınan kararlar, tedbirler, yürürlüğe konan kanunlar, ekonomik hayatımızda bir “düzelmeye gidişi” sağlamış bulunmaktadır. IMF ile yapılan anlaşma, faiz düşüşü, bir süre sonra görülecek fiyat artış hızındaki azalma belirtileri ve yurt dışında ülkemize olan güvenin artması sebebiyle memleketimize gelecek dış kaynaklı mali imkanların çoğalmaya başlaması, düzelmenin alâmetleridir. Bütün bunlara paralel olarak borsada, başka bir deyimle sermaye piyasasında görülen hareketlilik de yukarda belirttiğimiz düşüncemizin bir parçasını teşkil etmektedir. Bilindiği gibi tasarruflar yatırımların en önemli faktörüdür. Başka bir deyimle yatırımlar tasarrufa bağlıdır. Tasarrufların mekanizmaları da ülkelerin iktisadi yapılarına bağlı olarak çeşitli şekillerde meydana çıkar. Nitekim az gelişmiş ülkelerde eldeki parayı muhafaza etme, altına yatırma, toprak alma gibi basit tasarruf şekilleri zamanla ekonominin düzeyine bağlı bir şekilde çeşitlenmiştir ve yastık altındaki para, ekonomiye yararlı hale getirilmiştir. Fakat hangi görüntü ve şekilde olursa olsun ana hedef tüketimden artan paralarla yeni üretim mekanizmalarının oluşmasını sağlamaktır. Teorik alemde geçerli olan bu durum fiili hayatta oldukça çeşitli mekanizmalarla yön değiştirir, tasarruf maksadı dışında bir davranış halini alır. Banka mevduatı yoluyla gerçekleşen tasarrufların yanında bilhassa hisse senetleri, tahviller ve benzeri kağıtlar üzerinde yoğunlaşan yatırımlarda tasarrufçu gerçekte bir yandan yeni yatırımların yapılmasına hizmet eder, diğer taraftan da bunların alım satımları yoluyla ticaret yapmış olur. Böyle olunca da, hisse senedine yatırılan paralar, mevduat fonksiyonu dışında bir nitelik kazanır. Bütün bu mülahazalar bizi menkul kıymetler borsasının, bir ticaret merkezi olduğu noktasına getirir. Bu durumda menkul kıymetler borsasının ticaret aleminin bütün faktörlerinin etkisi altında kaldığı gerçeği, kendiliğinden ortaya çıkar. İşte şu andaki borsada işlerin, olması gereken hale dönüşüne dair görülen manzaranın bizce sebebi budur. Kanaatimizce ekonomik durum, hükümetin düşünce ve programı çerçevesinde geliştikçe İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da ülke ekonomik hayatına katkısını makûl ölçüler içerisinde arttırarak sürdürecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT