BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sınav ve dershane cenderesi

Sınav ve dershane cenderesi

Öğrencilerin ve velilerin yaşamakta olduğu sınav maratonu, ülkemizdeki eğitim kademeleri arasındaki geçiş sistemini ve bu sistemin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan dershane sorununu bir defa daha gündeme taşıyor.



Öğrencilerin ve velilerin yaşamakta olduğu sınav maratonu, ülkemizdeki eğitim kademeleri arasındaki geçiş sistemini ve bu sistemin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan dershane sorununu bir defa daha gündeme taşıyor. Eleyici bir eğitim sistemi, bireyler için fırsatlar sunmak yerine engelleyici bir mekanizma oluşturuyor. Çoktan seçmeli test çözmeye odaklı bir eğitim, okulların bireyleri hayata hazırlama ve temel değer, bilgi ve becerilerle donanmış vatandaş yetiştirme işlevini yerine getirememesiyle sonuçlanıyor. SINAV ODAKLI EĞİTİM Çocuklarımız okulda öğrenmeye ve okul saatleri dışında çocukluklarını yaşamaya ayıracakları zamanı dershanelerde test çözmeye ayırmak zorunda kalıyor. Sorunu temelde eğitim sistemindeki eşitsizlikler ve bu eşitsizlikleri daha da karmaşık hale getiren eğitim kademeleri arası geçiş sisteminde aramak yerine, sürekli olarak sınavların nasıl yapılacağı ve puanların nasıl hesaplanacağına odaklanılıyor. Sınav odaklı dar bakış açısı, eğitim sisteminin problemlerinin yığılarak yarınlara taşınmasına neden olurken, geleceğimizi de karartıyor. Problemin temelinde, eğitim sisteminde eşitsizlikler ve mevcut yapılanmada çarpıklıklar yatıyor. Eşitsizlikler ilköğretim düzeyinde (a) eğitime erişimde yetersizlikler, (b) fiziki kapasite yetersizlikleri, (c) eğitim altyapısında yetersizlikler, (d) öğrenci başarısının düşük olması, (e) ilköğretim programları ve uygulama ile ilgili sorunlar, (f) rehberlik ve yönlendirme sorunları ve (g) yönetim ve denetim sorunları yanında ortaöğretimin yapılandırma biçimi ve ortaöğretimde verilen eğitimin kalitesi ile ilgilidir. Bütün bunlar bir de yükseköğretimde kontenjan sınırlılıkları ve kalite meselesi eklendiğinde, ortaya problemi başka bir boyuta taşıyan dershane olgusunu çıkıyor. Bu noktada ailelerin refah düzeylerine bağlı olarak eşitsizlikler ve eğitimde doğal bir ayrımcılık oluşuyor. Bilindiği üzere, sekizinci sınıfta yapılan OKS yerine altı, yedi ve sekizinci sınıflarda yapılan SBS uygulaması getirildi ve üniversite sınavına yönelik çalışmalar kapsamında 2010 yılından itibaren uygulanmak üzere yükseköğretime geçişte iki aşamalı sınav sistemi uygulanması kararı alındı. Bu kararlar, eskimiş ve dar gelmeye başlamış bir elbiseye yama yapmaktan öteye gidemeyen bir girişimdir. Şartlar değİşmelİ Yapılmak istenen bu değişikliklerin, seçme kriteri ne olursa olsun ya da sınav sayısı kaça çıkarılırsa çıksın, bu sınavlarda başarısız olan öğrencilerin açıkta kalacağı ve üniversite önündeki yığılmaya engel olmayacağı ya da kalite sorununun çözümüne katkı sağlayamayacağı çok açıktır. Öncelikle sınav çerçevesi üzerinden yapılan bu değişiklikler kaçınılmaz olarak sınava hazırlık aşamasına odaklanılmasına yol açıyor. Dolayısıyla dershaneler, bu çarpıklık içerisinde bir boşluk doldururcasına yer alıyor. Eğitim sistemini esir alan sınav sisteminin yeniden ele alınması gerektiği ortadadır. Şu an yürürlükte olan sistem elitlere hizmet eden bir yapıdadır. Oysa amaç, kitlelere hizmet etmek olmalıdır. Sınav sistemi daha adil ve fırsat eşitliğini göz önünde bulunduran yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır. Mevcut şartlar değişmediği sürece dershanelere bel bağlamış öğrenci ve velilerin olması kaçınılmaz görünmektedir. Bu aslında var olan eğitim sistemimizin, bu sistem içinde varlıklarını sürdüren okullarımızın çocuklarımızı eğitemediğinin göstergesidir. Temel problem, dershanelerin tümüyle kapanması ya da kapanmaması değil, okulları âdeta ikame etmeye başlayan bu sistemi ortaya çıkartan gerekçeleri ortadan kaldırmaktır. Bir eğitim yatırımının sonucunun ortalama 20-25 yılda ölçülebildiği düşünüldüğünde gündelik siyaset üzerinden eğitim politikalarının oluşturulamayacağı açıktır. > Selçuk Pehlivanoğlu (Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı) İnternet kafeler, gençlere zararlı alışkanlıklar kazandırıyor İnternet Kafe Araştırmamızda,, İnternet kafelere devam eden öğrencilerin yüzde 12’sinin erotik sitelere girdiği anlaşılıyor. İnternetin CHAT amacıyla kullanılması çocuk ve gençlerde yalan söyleme davranışının gelişmesine sebep olmaktadır. Bugünkü çalışma şekliyle, internet kafelerin, çocuk ve gençlerin sosyal sapma ile karşı karşıya kalabilecekleri, toplumun sosyal kabul görmüş ve hayat tarzının parçası olmuş, değer ve davranışlarından uzaklaşma sonucunu oluşturacağı söylenebilir. Ailesi ile duygusal bağları zayıf, kendisini topluluk içinde değerli hissetmeyen, okul başarısı düşük çocuklar ve gençlerin tercih yeri olan internet kafeler, öğrencileri olumsuz etkilemektedir, öğrencilerde aşırı para harcama davranışı geliştirmektedir. Çocukların zararlı madde alışkanlıklarına yakalanmalarına neden olmaktadır. Öğrencilere kazandırılmış olumlu özellikler, sanal dünyanın etkisiyle, olumsuz tutum ve davranışlara dönüşmektedir. Öğrenciler CHAT yaparken yalan söyleme davranışını kolayca kazanabilmektedir. > Bağımsız Eğitimciler Sendikası
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT