BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Varlıkta sabır çok zordur!

Varlıkta sabır çok zordur!

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Her insan şu iki şeyden beri değildir. Bunlardan biri, kulun nefsine, arzusuna uygun istekleridir. Diğeri ise kulun tabiatına uymayan, hoşlanmadığı şeylerdir. İnsan bunların ikisinde de sabra muhtaçtır. Bunun için kul, hiçbir zaman sabretmekten kurtulamaz.



İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Her insan şu iki şeyden beri değildir. Bunlardan biri, kulun nefsine, arzusuna uygun istekleridir. Diğeri ise kulun tabiatına uymayan, hoşlanmadığı şeylerdir. İnsan bunların ikisinde de sabra muhtaçtır. Bunun için kul, hiçbir zaman sabretmekten kurtulamaz. Bunlardan birincisi, sağlıklı ve selâmetli olmak, malın, mertebenin çokluğu, yardımcıların ve sevenlerinin çokluğu ve dünyanın bütün lezzetleridir. Bunlarda kulun sabra şiddetli ihtiyacı vardır; çünkü kul, eğer nefsini bunlara dalmaktan, bunlara meyletmekten engelleyemezse, bu durum kulu, aşırılığa ve azgınlığa doğru götürür. Çünkü insan kendisini ihtiyaçsız gördüğü zaman azgınlık eder. Ariflerden biri şöyle demiştir: “Bela karşısında mü’min, afiyetler karşısında ise ancak sıddîk bir kimse sabredebilir” Sehl et-Tüsterî hazretleri buyurdu ki: Afiyet üzerinde sabır, bela üzerindeki sabırdan daha şiddetlidir. Dünya nimetlerinin kapıları Eshab-ı kirâm için açıldığı zaman, onlar da şöyle dediler: ‘Biz fakirlik fitnesiyle mübtelâ olduk, sabrettik! Zenginlik fitnesiyle mübtelâ olduk, sabredemedik!’ Bunun için Allahü teâlâ kullarını mal, kadın ve evlat fitnesinden sakındırarak şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Mallarınız, çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan, alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardır.” (Münâfikun/9) Peygamber efendimiz torunu Hasan’ın gömleğinin eteğine basıp düştüğünü görünce, minberden inerek onu kucakladı, sonra şöyle buyurdu: “Allah doğru söylemiştir: Mallarınız ve çocuklarınız (sizin için) bir bela ve imtihandır”. (Teğâbün/15) Bu bakımdan asıl hüner, âfiyet ve bollukta sabretmektir. Afiyet üzerinde sabretmenin mânâsı, ona meyletmemek ve onların kendi yanında emanet olduğunu ve bu emanetin yakın bir zamanda asıl sahibine iade edileceğini bilmektir. Nimete, lezzete dalıp gaflete düşmemektir. Zenginlik karşısındaki sabrın daha şiddetli olması, kudret ve gücü yettiği halde sabretmesidir. Yemeğin bulunmadığı anda acıkan bir kimsenin sabretmesi; lezzetli ve güzel yemekler hazır bulunduğu ve onları yemeye gücü yettiği halde sabretmekten daha zor değildir. Bu nedenle zenginliğin fitnesi, imtihanı çok daha büyüktür, daha güçtür. > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT