BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki! Madımak kel başa şimşir tarak -II-

Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki! Madımak kel başa şimşir tarak -II-

Sayın Bakan Mide kanaması geçiren bir hasta düşünün. Adam doktora gidiyor ama şikayetinin baş ağrısı olduğunu söylüyor. Doktor da bu aptal hastasına aspirin almasını tavsiye ediyor. Aspirin alarak mide kanamasını önleyebilir miyiz?



Sayın Bakan Mide kanaması geçiren bir hasta düşünün. Adam doktora gidiyor ama şikayetinin baş ağrısı olduğunu söylüyor. Doktor da bu aptal hastasına aspirin almasını tavsiye ediyor. Aspirin alarak mide kanamasını önleyebilir miyiz? Türkiye’de birtakım gerçekler açık açık ortaya konulmuyor. Şimdi ben size, bir acı gerçeğimizi söylüyorum: Elbette genelleme yapmıyorum. Elbette bütün Sünnîler şöyle, bütün Alevîler böyledir demiyorum. Ama şunu kesinlikle ifade ediyorum: Türkiye’de bazı Sünnîler, Alevîleri kâfir olarak görüyorlar. Bazı Alevîler de Sünnilere Yezid diyerek sövüyorlar. Bu iki görüş de yanlıştır. Hz. Ali Efendimizin oğlu Hz. Hüseyin’i Kerbela’da şehid eden Yezid’i bütün Aleviler kendilerine düşman sayıyorlar. Bu bakımdan bazı Alevî vatandaşlarımız da Sünnilere düşman gözüyle bakıyorlar. Diyeceksiniz ki bu kişiler çok azdır. Doğru. Ama çok az olmaları hiçbir şey ifade etmiyor. Her şehirde, bu kafalarla yaşayan yüz kişinin bulunması bile tehlikeyi ortadan kaldırmıyor. Sayın Bakan! Ben hukuk okudum. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerini Prof. Faruk Erem’den çok iyi öğrendim. Bütün hükümetler kişilerin toplanmalarından ve yürüyüşlerinden çok korkuyorlar. Niçin? Çünkü “Toplulukların aklı-şuuru yoktur!” “Topluluklar, en cahil adamın emrine girer ve o cahil adamın emriyle köpürür! Vurur, kırar, yakar, yıkar, kaçar, öldürür!” Savaşta, cepheden kaçanı derhal vururlar. Çünkü bir kişinin kaçışı, bir mangayı, bir manganın kaçışı bir takımı, bir bölüğü, bir alayı... derhal darmadağın edebilir. Kalabalıklarda da bir kişinin alkışı, birdenbire binlerce kişiyi alkışlamaya götürebilir. Bu bakımdan Alevî-Sünnî kesimdeki cahil sayısının az olmasını kat’iyyen hafife alamayız. Bana göre Türkiye’deki bu Alevî-Sünnî gerginliğinden, zıtlaşmasından, düşmanlığından daha yanlış, daha tehlikeli, bir bölünme olamaz. Türkiye’deki bütün Alevîler iddia ediyorlar ki: “Hz. Muhammed vefat ettikten sonra halifelik Hz. Ali’nin hakkıydı. Hz. Ali peygamberin cenaze işleriyle uğraşırken onun hakkını elinden alarak Ebubekir’e verdiler.” Bu iddiaların kıl kadar doğruluk payı yoktur. Ama bir an için kabul edelim ki söylenenler doğrudur. Peki ne zaman vefat etti Sevgili Peygamberimiz 632 tarihinde, Hz. Ali 661 tarihinde, Hz. Hüseyin de 680 tarihinde şehid edildiler. Peki biz Türk milleti olarak ne zaman Müslüman olduk 950 tarihinde. Yani biz Hz. Peygamberin vefatından 318 yıl sonra Müslüman olduk. O hadiselerin hiçbirinde bizim millet olarak milyarda bir bile mesuliyetimiz yoktur. Öyleyse Alevîler bize neden Yezid diyorlar? Sebebi cehalettir! Korkunç bir cehalettir. Bu cehaleti yok etmeden Madımak’ı müze yapmak, kel başa şimşir tarak satın almaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT