BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Düğün boyunca ağladı...

Düğün boyunca ağladı...

Kezban üç gün sonra kendine gelebildi. Perişan bir vaziyetteydi. Yengesi Dilan acıyarak baktı onun haline: - Kız aklın mı ermedi, ağabeyini tanımaz mısın sen, bilmez miydin böyle olacağını, yaktın o çocuğu da?



Kezban üç gün sonra kendine gelebildi. Perişan bir vaziyetteydi. Yengesi Dilan acıyarak baktı onun haline: - Kız aklın mı ermedi, ağabeyini tanımaz mısın sen, bilmez miydin böyle olacağını, yaktın o çocuğu da? Başını salladı genç kadın, fısıldar gibi konuştu: - Recep vurdu Seyit’imi, Recep vurdu onu... - Vurur a, benimsemiş seni, ağabeyin verecek seni Recep’e... Lamı cimi yok bu işin. Kezban o bitkin halinden beklenmeyen bir atiklikle fırladı yattığı yerden: - Asla, asla varmam ona... Asla evlenmem onunla. Ölürüm de kocamın katiliyle evlenmem ben... Dilan omuz silkti. İşine döndü. Bulgur ayıklıyordu. Bu sırada Hıdır girdi içeri. Ters ters baktı kardeşine: - Kalk artık, yatıp durma, Recep’le nikahın kıyılacak, evleneceksin onunla. Kendini yere attı genç kadın, feryat etti: - Yapma ağabey, Seyit’imin katiline verme beni. Kıyma bana, ne olur ben nasıl yaşarım bu kin yüreğimde oldukça onunla... Hıdır yıldırım gibi fırladı oturduğu yerden, elinin tersiyle şiddetli bir tokat çarptı genç kızın yüzüne. Olduğu yerde döndü Kezban, savruldu ardından. Yere yıkıldı, dudağı patlamış, burnu kanamaya başlamıştı. Hıçkırarak kapandı yere... Yapacak bir şeyi kalmamıştı. Çaresizliğine yandı, kocasının, çok sevdiği Seyit’inin katiliyle evlenecekti çaresiz... * * * Düğün Çukurca’da yapıldı. Ağanın da katkılarıyla davullar çalındı, halaylar çekildi. Recep istediğine kavuşmuştu ama içi buruktu. Yüreğinde Kezban’a karşı bir intikam duygusu, bir kin taşıyordu. Düğün boyunca zavallı Kezban hep ağladı. Yüreği ölüp giden Seyit için yanıyor, kendi haline ağlıyor, çaresizlikten kahroluyordu. Kendisini iyi de hissetmiyordu. Başı dönüyor, midesi bulanıyordu. Ağabeyinin Seyit’le kendisini bulduğu ve kocasının öldüğü günün üzerinden üç ay geçmişti. Bu üç ay zarfında bir mum gibi erimişti genç kadın. Düğünün bitimine doğru çevredeki kadınların yardımıyla ayağa kalktı. O an kararıverdi her yer. Bir büyük çukurun içine yuvarlandı sanki. Ucu bucu olmayan kuyuda, karanlık bir boşlukta dönüp duruyordu. Telaşlı bağırmalar duydu çok uzaklardan. - Koşun gelin kız bayılıyor... -Tutun, tutun, düşüyor... Gözlerini açtığı zaman baş ucunda hiç tanımadığı genç bir adam vardı. Bugüne kadar gördüğü erkeklerin hiç birine benzemiyordu. Giysileri, saçları, yüzü farklıydı. Endişeyle, korkarak baktı onun yüzüne. Genç adam gülümsedi: - Korkma kardeşim... Ben doktorum. Doktor Doğan Serdaroğlu. Biraz rahatsızlandın sadece... Şimdi nasılsın? Hafifçe mırıldandı kezban: - İyiyim... Sadece karnım ağrıyor... - Ağrır tabii. Çok şükür ki bir şey olmadı. Bir bebeğin olacak... Kapının ağzında bekleyen Hıdır’la Recep birbirlerine baktılar. Recep dişlerinin arasından tükürür gibi konuştu: - Allah kahretsin!.. Kezban titrediğini hissetti. Bir acımasız kurşunla göçüp giden o çok sevdiği insanın çocuğunu taşıyordu ve birden yaşamak için korkunç bir istek duydu. Gülümsedi aylardır ilk defa: - Sağ ol doktor! Allah razı olsun senden... - Dikkat etmen lazım. Şanslısın ki biz buradaydık. Köyleri kontrole çıkmıştık. Şimdi her ay Hakkari’ye gelmelisin. Kontrol etmeliyiz seni. Dönüp arkasına baktı: - Hanginiz bunun kocası? Recep atılmak üzereyken Kezban feryat edercesine bağırdı: - Kocam yok, öldürdüler onu! DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT