BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Öğretmenim canım benim

Öğretmenim canım benim

Gazetelerdeki periyodik köşelerin orasına burasına bir çiçek gibi iliştirilen “günün sözü” kutucuklarında yayınlanmış en güzel laflardan biri şudur:



Gazetelerdeki periyodik köşelerin orasına burasına bir çiçek gibi iliştirilen “günün sözü” kutucuklarında yayınlanmış en güzel laflardan biri şudur: “Öğretmenler kendilerini köprü olarak kullanır; öğrencileri üzerlerinden geçtikten sonra, gururla yıkılır giderler.” Ünlü düşünce adamı Nikos Kazancakis’in kaleminden çıkan, Zorba’dan sonraki en çarpıcı şey, bu cümledir bence... *** Bekçi olan babasını kaybettiği yıl liseye başlamıştı çocuk... İlk kez geldiği kentte, hem kaldığı fakir öğrenci yurduna, hem de kayıt olduğu Endüstri Meslek Lisesi’ne adapte olmaya çalışıyordu. *** Matematik dersinde hoca “kümeleri” anlatıyordu. Dersin bir yerinde tahtaya bir küme grubu yazdı ve bunun alt kümelerini sıraladı. Birden tebeşiri bırakıp, ellerini birbirine çırparak, öğrencilere döndü: - Bu kümenin bir alt kümesi daha var, diyerek cebinden not defterini çıkarıp kürsüye bıraktı; bilene 10 vereceğim! Utangaç köylü çocuğu, cevabı bilmenin verdiği heyecanla kalbi küt küt atarak parmağını olabildiğince yukarı kaldırdı, kendisi de ayağa fırladı. Otuz iki kişi arasında kalkan tek parmaktı zaten; hoca hemen gördü: - Söyle! - Boş küme... Herkes hocanın yüzündeki ifadeye baktı, doğru mu, yanlış mı diye... Hocanın suratına yapışık duran donuk ifade değişmedi ama bekçi çocuğunun beklediği cevabı tek kelime ile söyledi: - Doğru... Çocuk rahatlamış olarak gururla yerine oturuyordu ki: - Gel buraya, dedi hoca. Çocuk kürsüye yaklaşınca Matematikçi elini uzattı: - Tebrik ederim. Çocuk da elin uzattı. Ancak elinde annesinin dokuduğu eldiven takılıydı ve hoca kaşlarını çatarak elini geri çekti. Zil çaldı. Matematik hocası not defterini cebine koydu, çıkmaya yeltendi; öğrenciler de sıralarından birer ikişer ayağa kalkıp sınıfın ortasına doğru yürüdü. Hoca geri döndü, sağ eliyle çocuğun boynuna yapıştı, hafiften sıkarak herkesin duyacağı şekilde şöyle dedi: - Bak, sana bir medeniyet dersi... Eldivenle tokalaşmak saygısızlıktır! Şimdilik 10 almayı hak etmedin! Çocuk bir şey söyleyemedi hocasına, yutkundu sadece... Oysa eldiven takması sebepsiz değildi; doktorların inflamatuar dediği, eli, bileklerinden parmak uçlarına kadar, çevresi kırmızı, şiş ve içinde beyaz irin olan sivilcelerle doluydu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT