BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Barış Manço’yu anarken...

Barış Manço’yu anarken...

Ebediyete intikalinin birinci yıldönümünde, büyük sanatçımız Barış Manço’yu rahmetle anarken, eserlerinin gizemli ezgileri arasında O’nu yad ediyoruz.



Ebediyete intikalinin birinci yıldönümünde, büyük sanatçımız Barış Manço’yu rahmetle anarken, eserlerinin gizemli ezgileri arasında O’nu yad ediyoruz. Barış Manço için çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Ne var ki; adının şu veya bu şekilde kullanılması, hayranlarını üzmekten ziyade rencide de etti sanırız. Oysa, merhum sanatçının yeri hiçbir zaman doldurulamaz ve bıraktığı izler de hiçbir şekilde silinemez. Ne çabuk da geçti, koskocaman bir yıl. Barış Manço’nun ardındaki satırlarımızı, yeniden sergilemek gereğini duyuyoruz. Gerçekten de Barış Manço, üstün sanat kabiliyet ve kariyerine rağmen, içinden yetiştiği kültür ve inanç dokusuna daima sadık kalarak, halkın gönlünde taht kurdu. Türk dünyası; Barış Manço’yu sadece bir sanatçı olarak kabul etmiyor, bir halk ozanı, hatta bir “derviş” olarak değerlendiriyor. Manço da halkın bu inanışına hiçbir ters hareket yapmayarak, ömür boyu sevildi ve sayıldı. “Erenlerin bağı”nın bir ürünü olmaya gece gündüz çalışan Barış Manço, hemen hemen bütün eserlerinde, bilinçli olarak “ebediyete intikal” temasını işledi. Barış Manço’nun 200’den fazla eserinin çoğunda “Fani dünya” ön plana çıkarılmış, “tevekkül” hatta “bir lokma bir hırka” sergilenirken, eserlere “inanç” yüklenmiştir sanırız. Barış Manço’ya bu kadar candan sevgi ve saygının altında yatan, halkın öz benliğinden kaynaklanmanın derin izlerinden başka bir şey olmasa gerek. Dikkat edilirse Barış Manço’nun eserlerinde; Türk dünyasının, özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun bir haritası çıkarılmış sanki. Kimi vakit Kağızman’dan, kimi vakit Rumeli’den seslenen Barış Manço’yu Yemen ellerinde de bulmak mümkün. Anlaşılır dili, hoş ezgileri ve rahat davranışlarına, değişik giysileri eklendiğinde Barış Manço, geniş halk tabakalarıyla daima “diyalog” halindeydi. Uygarlığı daima “inanç” içinde taşımasını bilen Manço, denilebilir ki, bir “sentez” adamıydı da. ...Ve Barış Manço, bütün bu ve daha sayamadığımız üstün meziyetleriyle, daima gündemde kaldı. Küçükle küçük, büyükle büyük olan Manço, aynen şarkısındaki “yediden yetmişyediye” her kesim ile, her çevre ile iletişim halindeydi. Tekrarlıyoruz, bu yüzden çok sevildi ve sayıldı. Bu arada, Türk milleti, gerektiğinde ne kadar vefalı olduğunu, değer yargılarını ne denli koruduğunu kanıtlama fırsatını da buldu. Ara sıra, bu hasletini sunma fırsatı bulan halkımız, gerçekten de vefanın bitmediğini ancak gereken yerde kullanıldığını gösterdi... Bazı gazetelerde, bu vefanın acaba bir parlamentere veya benzeri bir şahsiyete gösterilip gösterilmeyeceği üzerinde haklı olarak duruldu. Kesin olarak şunu belirtmek gerekir ki, toplumumuz bütün olumsuzluklara rağmen, çoğu zaman “sessiz” kalışı ve tavırları ile gereken cevapları vermekte. Üstelik, kendisine samimi olarak bağlı olan, hizmet vermek istiyenleri yakından takip edip değerlendirmekte. Kaldı ki, Barış Manço, her tabakaya hitap edebilen, hatta “mesaj” yükleyen bir uğraşın kahramanıydı. Sosyal ve doktriner bakımdan, geniş bir yelpazeye muhatap olan sanatçı, elbette bunun semeresini bu ilgi ve coşkuyla alacaktı. Bu arada, Barış Manço’nun başardığı bir başka ayrıntıya da kısaca değinmek istiyoruz. Moda’daki evinden başlıyarak, Atatürk Kültür Merkezi, Levent Camii ve nihayet Kanlıca Kabristanlığı’na uzanan çizgi üzerinde, Türkiye’nin bir fotoğrafını bulmak mümkün. Gerçeğin ta kendisi olan bu fotoğraftan, ürkmemek ve korkmamak lazım. Türkiye’nin görünüşü veya sentezi bu. Önemli olan, toplumumuzun bu çizgi üzerinde, “asgari müşterekler”de buluşabilmesi ve değer yargılarına gösterilen saygı değil mi? Ara sıra kullandığımız “Bir musibet, bin nasihatten evlâdır” sözünü bir kere daha tekrarlamak isteriz. Türk halkının, gerçek profili Barış Manço’nun vefatıyla flûluktan kurtulmuştur sanki. Dileriz ki, ilgililer, politikacılar ve bilim adamları, bu gelişmeyi görmemezlikten gelmesin ve herkes payına düşen dersi alıversin. Bir de, hepimizin alacağı bir büyük ders daha var ki, o da dünyanın fani olduğunu bir an bile unutmamamızla özetlenebilir. Bu fani dünyada gönül kırmanın, sudan bahanelerle insanları rencide etmenin, olur olmaz şekilde tedirgin etmenin yeri olmamalı. Bunu, rahmetli Barış Manço, zaten öteden beri terennüm ediyordu. Vefatıyla, bir kez daha hatırlattı. Daima iyiliklerle, güzelliklerle, sevgilerle ve Fatihalarla anacağımız Barış Manço, mekânın cennet olsun, nûr içinde yat.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT