BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Haftalar ellerimde ufalandı”

“Haftalar ellerimde ufalandı”

Her insanın kendine mahsus kokusunun olması gibi, her evin de kendine has bir kokusu vardır. Bu kokuyu, o evin içinde yaşayan insanlar, eşyalar, yemekler vs. belirler.



Her insanın kendine mahsus kokusunun olması gibi, her evin de kendine has bir kokusu vardır. Bu kokuyu, o evin içinde yaşayan insanlar, eşyalar, yemekler vs. belirler. ... Çetin, huzurlu evinin pencere kenarındaki koltukta gazete okurken kapı çaldı. Kafasını sağa çevirince gözlüğü cama çarptı. Yerinden kalkıp kapıya yöneldi; dürbünden bakınca hizmetçi kılıklı yaşlı bir kadın gördü. - Göksel hayatım, Pakize Abla’ya söyle kapıya baksın, akrabalarından biri geldi galiba. Ecza dolabındaki tarihi geçmiş ilaçları ayıklamakla meşgul olan Göksel Hanım banyoya doğru bağırdı: - Pakize Abla kapıya bak! ... Karı koca kendi meşgalelerine dalıp Pakize Abla’nın misafirini çoktan unutmuştu. Birkaç dakika sonra iki kadın salonda belirdi. Pakize Abla: - Bu hanım size gelmiş Çetin Bey, dedi mahcubiyetle, şeyaptım ama dinlemedi. Çetin pencere kenarından, Göksel Hanım salonun uzak köşesinden ortaya, sürpriz misafire doğru yürüdüler aynı anda: - Buyurun, dedi Çetin endişe ve çatık kaşla... - Oturabilir miyim? Göksel Hanım atıldı: - Lütfen şöyle buyurun. Kadın otururken Pakize Abla’ya utanarak rica etti: - Soğuk bir suyunuz varsa... Pakize Hanım kaybolunca kadın Çetin’e dönerek müthiş bir cümleyi sakin bir üslupla söyledi: - Ben senin annenim. *** Tartışma yarım saattir sürüp gidiyordu: - Teyze, anlamıyor musun, sen benim annem olamazsın. Para lazımsa vereyim, ne kadar istiyorsun? Lütfen gider misin buradan? Göksel arabuluculuk derdinde, bir eşine, bir kadına dönüp duruyordu: - Lütfen hayatım... Tamam teyzeciğim. Sen şimdilik burada kal. (Kocasına kaşlarını çatarak kafasını ‘sus’ anlamında salladı.) Tamam. Sil şimdi gözlerini. *** Karı-koca baş başa kaldıklarında Çetin eşine çıkıştı: - Tanımadığımız biri neden bu evde kalacak, anlamıyorum. - Hayatım, ya kadının dediği doğru ise? Araştırıp soruşturmadan reddetmek olur mu? İkincisi, biliyorsun Pakize Abla fındığa gidecek üç haftalığına Giresun’a... - Ne zamandı yolculuğu? - Pazar günü gidiyor. Bu kadın en azından üç hafta onun yerine çalışsın. Zaten senin uçuşların yoğun bu aralar, evde değilsin ki... Gerçekten de pilot Çetin’in yaz dönemi uçuşları yoğundu. - Ben karışmam, konuşmam, tanışmam... sen bilirsin. *** Pakize Abla’nın üç haftalık izinden döndüğü ikindi saatlerinde öteki kadın (Aysel) fazla beklemedi, küçük çantasını hazırladı, pardösüsünü giydi: - Ben artık gideyim, dedi. Haftalardır Aysel Kadın’la neredeyse hiç konuşmayan Çetin oralı olmadı, karısı ayaklandı: - Nereye? Çetin çaktırmadan kadına kulak kabartmıştı. Şöyle dedi Aysel Kadın: - Ben Çetin Beye annesi olduğumu söylerken yalan uydurmuştum. Birinci eşimin ölümünden sonra şimdi ikinci eşimden de ayrılmak zorunda kaldım. Durumum pek iyi değil yani... O televizyon programında annesini aradığını duyunca... Sığınacak bir yer bulurum diye gittim adresinizi oradan aldım. Göksel Hanım’ın bütün iyi niyetli ısrarlarına rağmen Aysel Kadın: - Allah’a emanet olun, dedi ve çıktı. Tren istasyonuna giderken, elli dokuz yıllık hayatının en mutlu üç haftasını geçirdiği eve dönüp baktı. Beş yaşında iken ayrıldığı ve televizyon programında kepçe kulakları, alt dudağının iki santim aşağısında çikolata lekesi gibi duran beniyle görür görmez hemen tanıdığı öz oğlunu geride bırakarak, belirsizliğe doğru yürüdü...
Reklamı Geç
KAPAT