BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müslümanlar vicdanları sayesinde statü kazandı

Müslümanlar vicdanları sayesinde statü kazandı

1994 yılına kadar kimlik verilmeyen, resmî kurumlarda çalıştırılmayan, okullara alınmayan Müslümanlar; katliam sırasında kendilerine sığınanları teslim etmedikleri için Ruanda hükümeti tarafından özel bir statü kazandılar.



YASAK ÜLKE RUANDA BÖLÜM -4- Osman SAĞIRLI osman.sagirli@tg.com.tr ÇOCUKLAR BÜTÜN İLİMLERİ OKUYOR Müslüman nüfusun okuryazar oranı yüzde 20 olduğu Ruanda’da, İslamic Enstitü El Hidaya, Kigali’deki en önemli Müslüman okullarından biri. 235 öğrencisi var. 1972’de açılmış. Okulda 18 öğretmen var, 5’i Mısırlı. Onların ücretlerini Mısır Dişişleri Bakanlığı karşılıyor. Ruandalı hocalara para ödenemiyor. Hali vakti yerinde olan öğrencilerden yıllık 150 dolar alınıyor. Okulda İslami ilimler, Arapca, İngilizce, Fransızca okutuluyor. Katolik ilkokullarında okuyan Müslüman çocuklar, 6. sınıftan itibaren 3 yıl orta, 3 yıl lise, 2 yıl da dil eğitimi alıyorlar. Bu okullardan mezun olan öğrenciler İslam ülkelerindeki üniversitelere kabul ediliyorlar. Ruanda’daki son günlerimiz.... Nasip olursa bugün kenenin anavatanı Kongo’ya sınır bir bölgeye Nyagatara’ya gideceğiz. Murat Uyar arabaya biner binmez “bugün sana bir sürprizim var bekle” diyor. Benim uzun süredir hasretini çektiğim çay, mercimek çorbası... diye uzayıp giden tahminlerimin hepsini “cık, cık...” diye geçiştiriyor. Yusuf Ahmed ve Abdulkerim renk vermiyor. Ne yapalım 280 kilometreyi sabırla ve fotoğraf çekerek bekleyeceğiz. Öğlene kadar tek gözüme uyku istirahati verdiğim yolculuk Nyenza’ya kadar sürüyor. Öğle namazını kılıp ardından da Müslüman kardeşlerimizle sohbet edeceğiz. Ben her zamanki gibi etrafımızı saran çocukların fotoğrafını çekeceğim. Onlara şeker, balon dağıtacağım. Murat ise Türkiyeli hayırseverlerin İHH aracılığıyla gönderdikleri yardımları dağıtacak. Sokağa girip caminin önüne yanaştığımızda halka şeklinde yere oturmuş aralarında Müslamanların da olduğu kalabalık bir kadın topluluğu ve karşılarında iskemlelerde ayak ayak üstüne atmış cicili bicili kadınlarla karşılaşıyoruz. Sanki kafalarında birileri parfüm şişesi kırmış. Ben yine Gacaca sanıyorum tabii. MİSYONERLER KOL GEZİYOR Yusuf Ahmed acı bir tebessüm ediyor. Bize bakıyor kalabalığa bakıyor, yutkunuyor... “Kim söyledi?” diyecek belki de ama anlaşılan terbiyesi müsaade etmiyor. Mesele anlaşılıyor. Müslüman mahallesini misyonerler basmış. Geçmişte Hutu’ları protestan, Tutsiler ise katolik yapan ve onları birbirine kırdıran misyonerler bu defa da imaj düzeltme peşinde. Üstelik de İHH’nın yardım dağıtacağı günde ve caminin hemen karşısında... Batı dünyasının finanse ettiği, Vatikan’ın da desteklediği Catolik Relief Service, World Wision, Caritas ve Gidenos İnternational gibi kilise merkezli kurumlar Ruanda’daki hemen her alandaki çalışmalarını sıklaştırmış durumdalar, yollarda sıkca tabelalarını gördüğüm bu örgütlerden biri ile yollarımız burada kesişiyor. Keşke karşılaştığımız İHH gibi başka bir Müslüman örgüt olsaydı! Biz kendimizce programımızı yapıyoruz, sıkıntı olmasın düşüncesiyle erkenden ayrılıyoruz. SÜRPRİZ BİR TÜRK CAMİİ İkindi vakti asfalt yollardan çıkıp toprak bir yola giriyoruz. Toz toprak yollarda atlaya zıplaya bir yolculuk yapıyoruz. Yürüsek daha iyi... Nitekim bunu teklif şekline getiriyorum. Ancak “nereden yol bulup çıkacağımızı biz dahi bilmiyoruz sen nasıl gideceksin” diyorlar. Hiç bir yerleşim yeri yok. Saksılarda gördüğüm kaktüslerin iki katlı ev yüksekliğinde olan arazi tipleri var burada. Vincent ile Yusuf Ahmed’in Kinyarwanda dilindeki (Ruandaca) oradan gidelim, yok yok yanlış yoldayız buradan mealindeki sözlerine kulak misafiri oluyoruz. Havanın kızıllaşmaya başladığı saatte nihayet doğru yolu buluyorlar. İnsanların akın akın gittiği bir yöne doğru aracımız ilerliyor. Uzaktan bir de cami görünüyor. Yaklaşıp üzerinde Türk bayrağı olan “İHH Malatyalı Kardeşler Camii” yazan tabelanın önünde duruyoruz. Murat, “Sürpriz buydu, Şimdi inşallah bu caminin açılışını yapacağız “ diyor. İHH’NIN GAYRETİ ÇOK Geçen sene İHH’nın bölgeye yaptığı ziyaret esnasında Nyagatara’daki Müslümanların bir cami talebi olmuş. İstanbul’da yapılan toplantılar esnasında hayırseverlere durum aktarılmış. Malatyalı Kardeşler, “bu cami için gereken maddi desteği biz sağlarız” deyince İHH bölgede 500 kişilik bir cami için projelendirmeyi yapmış, gerekli inşaat çalışmalarını başlatıp kısa sürede de bitirmeyi başarmış. Tabii bu süre içinde Murat ve diğer İHH görevlileri adeta buraya mekik dokumuş. Ne diyelim yaptıranlardan da yapanlardan da “Allah razı olsun” Bir süre protokol konuşmaları falan derken dualar eşliğinde caminin açılışını yapıyoruz. Türkiye’ye bol bol dua ediyorlar. İnsanın gözleri yaşarıyor. İftar saati yaklaştığında imkanlar kısıtlı olduğundan caminin sergileri dışarı çıkarılıyor. Önce namaz kılınıyor ardından da gayet nezih bir sofra kuruluyor. Herkes sıraya giriyor, zifiri karanlıkta el lambası ışığında bugüne kadar yaptığım iftarların en lezzetlisini en bereketlisini yapıyoruz. BURAYA ÖNEM VERMEK!.. Sabah erkenden müftünün ofisindeyiz. Müftü Salih Habama anlatıyor; “Burada soykırımdan önce Müslümanlara kimlik verilmiyordu. Okula gitmemiz, resmi kurumlarda görev almamız, şehir merkezlerinde yaşamamız, mümkün değildi. Ancak Soykırım sırasında hiç kimseyi öldürmediğimiz gibi evlerimize gelen ve bize sığınan Hutuları ve Tutsileri himaye ettik. Ortalık yatışınca bizim bu hareketimiz ülkede büyük yankı uyandırdı. İnsanlar akın akın Müslüman oldu. Tabii bu durum bizim işimizi de zorlaştırmaya başladı. Ruanda Hıristiyan geleneğinden geldiği için Kilisiler Birliği ‘buraya önem vermek gerekir’ diyerek sürekli rapor yazıyor. Devlet bu konuda sıkıntıda kalıyor. Çünkü Ruanda kendi siyasetiyle ayakta durmak isteyen bir ülke. Dengeli hareket etmeye çalışıyoruz. Türkiyeli Müslümanların yardımları maddi olarak katkı sağlıyor. Ancak Ruandalı Müslümanlara başka ülkelerden de destek var. Burada elhamdülillah iyi durumdayız. Devlet başkanı yardımcılarından biri müslüman. Üç Müslüman milletvekilimiz var. Yurtdışından gelen Müslümanlar burada bizlere prestij sağlıyor. Müslüman yardım örgütlerinin, gazetecilerin buraya gelmesi Ruanda hükümeti nezdinde bize güç katıyor, daha itibarlı oluyoruz. Son dönem Türkiye ile ilişkilerimiz dikkat çekmeye başladı. Ruanda hükümet yetkilileri siyasi ve ticari ilişkiler konusunda Türkiye ile iletişime girmeyi arzuluyor. BAŞIMIZI EĞDİRMEYİN Biz Afrika insanı olarak bu güne kadar toprak üzerinde namaz kılardık. Yine kılarız yeter ki temiz olsun. Ancak, buraya yapılacak bir cami, bir sosyal tesis, bir hastane, bir okul bizim başımızı dik tutmamıza vesile olacak. Emin olun sizden para istemiyoruz, ayaklarımızın üzerinde dururuz. Lakin mesele Müslümanların meselesi. Bizim başımızı yere düşürmeyin. Bugün Ruanda’da 600 camimiz, 11 ortaöğretim kurumu ve 3 hastanemiz var. 2 hastanenin ise yapımı sürüyor. Yapılan bağışlarla da ülkenin her yerine meslek edindirme kursları açıp Müslümanlara ekonomik destek sağlanıyor. Ayrıca Afrika ülkelerine yayın yapan ve Müslümanlar arasında sinerji oluşturan radyo istasyonları Afrikanın Sesi Radyo Kigali var...” Öğleden sonra uçağımız hareket edecek. Türkiye’ye döneceğiz. Müftü sanki kardeşini gurbete gönderiyor. Gözleri doluyor, sarılıyor, bırakıp tekrar sarılıyor. “Yardım yaptığınız 7 bin aile için sizlere ne kadar minnettar olduğumu anlatamam. Allah razı olsun seneye İstanbul’da görüşmek üzere” diyor. Kadın, her yerde kadın... Ruanda’da günlük telaşları eksik olmuyor. Müslümanlık her yere yayılmalı Savaş öncesi kendi yurtlarında izole bir halde olan, kendi okullarını kurmalarına, İslami kıyafetlerle dolaşmalarına, hiçbir devlet kademesinde görev almalarına müsaade edilmeyen, hatta eğer okula gitmek ya da devlet kademelerinde iş bulmak isteniyorsa Hıristiyan bir isim almaya zorlanan Müslümanlar için Ruanda, savaş sonrasında inanılmaz değişikliklere sahne olmuş. İslam cemaatine geniş araziler tahsis edilmiş, İslam’ın ülke genelinde yayılması için teşvikçi olunmuş. Müslümanların parlamenter olmalarına ve başörtüleriyle girmelerine izin verilmiş. Soykırımdan hemen sonra hükümetin deklare ettiği, “İslam hak dindir ve memleketin her köşesine yayılmalıdır. İslam’ın bu hoşgörülü öğretisinin her köşeye yayılmasını istiyoruz” sözleri, bugün de geçerliğini koruyor. Fransızca artık bu ülkede yasak Ruanda’da Fransızlardan geriye sadece ismini verdikleri Hotel Des Millle Collines (Hotel Ruanda) kalmış. İsmini verdiği film, Ruandılılar tarafından da tepkilere sebep olmuş. Ama asıl tepki Fransızlara. Soykırımdan sorumlu tutulan Fransızların okulları kapatılmış, elçileri sınır dışı edilmiş. Hatta ülkenin resmi yazışma dili olan Fransızca yasaklanmış. Ani bir kararla bu yıl okullardaki ders kitaplarından çıkarılmış, yerine ingilizce eğitime başlanmış. Daha da önemlisi bir Fransız turistin ülkeye girmesine bile tahammülleri yok. Bir Fransız ancak bu ülkeye para kazandırmak için girebilir. Tabii ticari vizesi varsa... Ruanda’da Müslümanlar ibadetlerini aksatmıyor... Soykırımcı başkana ömür boyu hapis Ruanda’nın eski Parlamento Başkanı Alfred Mukezamfura, 1994’te Tutsilere karşı soykırıma katılmaktan suçlu bulunmasını takiben ömür boyu hapse mahkum edildi. Resmi kaynaklar, Mukezamfura’nın başkent Kigali’nin Nyakabanda bölgesindeki halk mahkemesi tarafından, “nefreti kışkırtmak ve soykırımı teşvik etmekten” suçlu bulunarak ömür boyu hapse mahkum edildiğini aktardı. Mukezamfura, 2009’un başına kadar Devlet Başkanı Paul Kagame’nin rejimi bünyesindeki en önemli Hutulardan biriydi. Mart ayında Ruanda’dan ayrılan Mukezamfura, Belçika’dan siyasi sığınma istemişti. Ruandalılar, iftardan önce sırayla yemeklerini alıyor. İslamiyetle kardeşlik geldi Müslümanların bıraktığı olumlu izlenimlerin her alanda kendisini gösterdiğini söyleyen İHH İnsani Yardım Vakfı Afrika Koordinatörü Murat Uyar, Afrika ülkeleri içinde Müslümanlara yönelik en özgürlükçü ülke olan Ruanda’nın bugünlere gelmesini iki kelime ile özetliyor, “Milletin birbirini boğazladığı, ırkçılık yaptığı dönemde Müslümanlar tarafsız oldu. Kendilerine sığınanları himaye ettiler, icabında kendileri öldüler...” Ruanda’daki tek Türk olan Mustafa Küçükkahraman, “2008 yılı mart ayında Kigali’de 20 Afrika ülkesi müftülerinin toplantısı vardı. Devlet Başkanı Kagame bu organizasyona evsahipliği yaptı. Hatta açılış konuşmasında ‘İslamiyet Ruanda’ya kardeşliği kazandırdı. Size böyle davranmanızı emreden kutsal kitabınız Kur’an-ı kerimi bütün ülkeye yayın’ dedi. Bunlar çok manidar” şeklinde bölgedeki durumu anlatıyor. -BİTTİ-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT