BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendi kendimden utandım!

Kendi kendimden utandım!

İyi de bu köy halkı ne yapıyor? Niye denize açıldılar? Madem açıldılar, denizde ne yapıyorlar? Ben böyle düşünürken, bir jandarma aracı hızla gelip muhtarlığın önünde durdu. Araçtan inenlerdeki telaş bu sebebini bilemediğim merakı çözmeye yetecekti. Hem de yüreğimi burkarak.



İstanbul’dan “Meraki” mahlasıyla yazan okuyucumuz Ethem Dikmen’in hatırası, Necip Fazıl’ın şu mısraına denk düşüyor: “Ateşe atsan da yanmaz yürekler, Bir kibrit bir orman yakar başıboş.” İşte bir tatil beldesi. İşte bir yangın... İşte vatandaşlık veya sorumluluk duygusu tamamen yok olmuş anlayış... “Sene 1986 sanırım. Takımlarını hatırlamıyorum ama Dünya Kupasının en ilgi gören maçı o gün tv’den naklen verilecek... Herkes Maradona’nın dansını bekliyor heyecanla. Maç, sabaha karşı üstelik... Sabahtan, sahildeki gazinoların tüm sandalyeleri sırayla nöbete girmiş, aile fertleri ile tutulmuş... Nerdeyiz derseniz? Erdek’in şirin bir köyü. Balıkçı ve zeytinci bir köy... Deniz önümüzde... Dağlar arkamızda... Tatilimi geçirdiğim bu bölgede, keyif çatıyoruz... Balıkçı dostlarla sabahtan beri çay sefası yapıyorum. Derken öğleye doğru, köyde acayip bir hareketlenme başladı. Ne olduğunu bile anlamadan, beş dakika içerisinde, köyde 50 yaşın altında ne kadar adam varsa, hepsi alel acele terk etmeye başladı köyü. O yıllarda deprem endişesi falan yoktu. İyi de bu ani telaşın, bu adeta köyden kaçışın anlamı neydi? Düşünün, biz tatilciler haricinde, köyde 50 yaşın altında kimse kalmadı. Sandala-motora atlıyan denize açılıyordu. Hatta o kadar ki, bakkal manav ve kahvelerin tezgahlarındakiler bile denize açıldılar. Tezgahlarda ancak bir nefes alıp üç öksüren yaşlılar kaldı... Siz olsanız bunu nasıl yorumlarsınız? Doğrusu bendeniz, bütün teknelerin denize açılmasını, “Galiba balık akını var” diye yorumladım. Dolayısıyla şaşkınlığım da kısa sürdü. Ama biraz sonra gördüğüm manzara beni hayretler içersinde bıraktı. Dürbünle baktığımda, açıktaki sandallarda hiç de balık tutmakla ilgili bir faaliyet göze çarpmıyordu. Dedim ki kendi kendime: -İyi de bu köy halkı ne yapıyor? Niye denize açıldılar? Madem açıldılar, denizde ne yapıyorlar? Ben böyle düşünürken, bir jandarma aracı hızla gelip muhtarlığın önünde durdu. Araçtan inenlerdeki telaş bu sebebini bilemediğim merakı çözmeye yetecekti. Hem de yüreğimi burkarak: Meğer ne olmuş biliyor musunuz? Arkamızdaki aşısız zeytinliklerde yangın çıkmış. “Canım yangın ile köyden balığa gidenlerin ne alakası var?” diyebilirsiniz. Ama böyle olağanüstü durumlarda jandarma ekip oluşturmak ve yangına müdahâle etmek için, köydekileri toplamaya geliyormuş. Az önce yangın ihbarı alan köydekiler yangın söndürme çalışmasına katılmamak için köyü terk etmişler. Şu sorumluluğa, şu vatandaşlığa bakar mısınız? Bu olaydan sonra bir sırra daha mazhar oldum. Köyün yerlileri hangi vakitte olursa olsun, en hoş en güzel sohbetlerinde bile gözlerini arkamızdaki dağlara çevirip sık sık bakarlardı. Hani eli işte gözü oynaşta derler ya, bu köylülerin de bir gözü dağlarda idi. Ne bileyim ben de köylüdeki bu durama kendimce mana verirdim: -Hava çok güzel de, ahali gökyüzündeki o güzelliği seyrediyor. Doğaya bakmaktan kendini alamıyorlar. Yanılmışım tabii.. Meğer o bakışların altındaki gerçek başkaymış. Efendim, köylünün zeytinliklerinden başka bir de yabani zeytinlikler varmış. Bunlar yabani oldukları için köylülerin hiçbir işine yaramıyormuş. Dolayısıyla eğer buralarda yangın çıkarsa köylünün pek umurunda değil. Ama jandarmanın umurunda... Köylüler de bu durumu iyi biliyor. Yani herhangi bir sebeple bu yabani zeytinlikte yangın çıktığında, jandarma tarafından yangın söndürmeye çağıracaklar. Gitmeseler olmaz. Çünkü içindeki canlıların kurtulması ve tabiatın bozulmaması için kanunen yangın söndürme çalışmasına gitmek zorundalar. Eh bu kanuni zorunluluk, onlar için angarya olarak kabul edilince ister istemez, kaytarmanın yollarını arıyorlar. Ne yapıyorlar? Gözleri dağlarda, herhangi bir yangın alarmı alır almaz, jandarma köye gelmeden hepsi balığa... Bu acı gerçeği öğrendim öğrenmesine ama, şu anda çıkan yangın için jandarma kimi toplayacaktı? Tüm köylü güya balığa gitmişti? Kendi kendimden utandım. Güya ben o köyden değildim. Tatil için buradaydım. Üzerimde de mayo yerine giydiğim paçaları kesik kot pantolon ve ayaklarımda tokyo vardı. Yangın devam ediyor, Jandarma assubayı ise telaş içerisinde adam toplamaya çalışıyordu. Devamı yarın
Kapat
KAPAT