BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hatıralarda kalan lezzet: Şerbet ve Hoşaf

Hatıralarda kalan lezzet: Şerbet ve Hoşaf

“Meyve suya aktı, şerbet oldu. Hoş-abdan geriye hep şükür kaldı”



Sevimli Lezzetler Sevim GÖKYILDIZ sevim.gokyildiz@tg.com.tr “Meyve suya aktı, şerbet oldu. Hoş-abdan geriye hep şükür kaldı” KAYBOLAN LEZZETLERİMİZİN KİTABI Pembe kapaklı hoş bir kitap. Tarifler serin ve tatlı. Resimler çekici, hikayeler etkileyici... Son günlerde elime geçen, keyifle okuduğum bir yemek, daha doğrusu içmek kitabından söz etmek istiyorum. Kitabın adı: Şerbet ve Hoşaf Yazarı Elif Ayla, kendisinden fazla bahsetmemiş, ama çocukluğunda içtiği şerbetlerin, şurupların ne tadını ne kokusunu unutmuş. Her birini tarif ederken çocukluğundan kalan anekdotları, kısa hikayeleri de aktarmış bize.. İçten, nahif bir üslupta yazılmış kitap.Yazarla karşılıklı şerbet yapıyor ya da hoşaf pişiriyorsunuz. Ellerine sağlık. Hayykitap info@hayykitap.com Basın Bilgi: Ebru Kalu - Medyaevi İletişim - 212 351 91 81 / 532 691 82 56 Egeli bir babaannenin mutfağından en lezzetli şerbet ve hoşaf tarifleri su gibi akan öykülerle süslendi. Elif Ayla, Hayykitap’tan çıkan “Şerbet ve Hoşaf - Hatıralarda Kalan Yudum Yudum Lezzetler” kitabıyla geçmişimizin hoş bir yanını bugüne taşıyor. İnsana kırılıverecekmiş gibi gelen incecik bardaklarda ikram edilen buz gibi şerbetler. Şerbet kokularıyla hafızamıza kazınmış düğünler, nişanlar, lohusa ziyaretleri. Akraba ziyaretleri. Tahta sandalyeler. Utangaçlıklar. Gözlerin içiyle gülünen eski güzel günler... Şerbet gibi havaların, şerbet gibi insanlarla, şerbetten nafakalar çıkarılan günlerin, güzel su içilir yemeğin yanında diye, hoş-ab denilen hoşafların, o unutulmaz tatların bir araya geldiği bir çalışma bu... Hepsi, insan israf etmeden evvel bulundu. Meyvelerin, otların son hallerine, hadlerine kadar, şükür kazanında kaynatılıp sofraya getirilmesiyle oluşturuldu. Bütün şerbetler ve hikâyeler aslında suya yazılmış methiyeler. Suyu kaç şekilde içebileceğimizi anlatıyorlar. Meyveye eklenen su değil, suya eklenen meyveler onlar. Her şerbet ve her hoşaf, insan emeğinin nimete dokunup, Barekallah demesi. Şefkat, şerbetten akıyor. Hoşaftan geriye çekirdekler değil, anılar kalıyor. Ramazan ayında siz de sofralarınızı meyvenin suya aktığı şerbetlerle süsleyin... RAMAZAN HOŞAFI Malzeme: > 6 adet kuru kayısı, > 8 adet kuru erik, > 1 çay bardağı kuru üzüm, > 6 adet kuru Aydın inciri, > 1 kahve finvanı tuzsuz badem, > 1 kahve fincanı Antep fıstığı, > 1/5 su bardağı şeker > 4 adet karanfil, 6 bardak su YAPILIŞI: Efendim, incirin haricindeki bütün kurular, akşamdan suya ıslatılır. Sabah irice olan meyveler zevke göre doğranır. Su ve şeker tencereye konup kaynatılarak şekerin erimesi sağlanır. Evvela incirler konur kaynamaya. İncir çekirdekleri su üzerine çıkmaya başladığında, badem ve fıstıklar da ilave edilir. 20 dakika kadar kaynadıktan sonra kalan kurularımızı salarız suya. Meyveler yumuşayana kadar pişirilir. Ocaktan almadan iki dakika evvel karanfiller eklenir. Bu hoşafı büyükler pekmezle de yaparlar. Bu hoşaf soğuk servis edilir. Hafif bir börekle pek güzel yenir. KAVUN ŞERBETİ YAPILIŞI: Kavun çekirdekleri yıkanır, bir tepsiye alınıp, güneşte kurumaya bırakılır. Efendim eskilerin evlerinde bakır havanlar vardı. Hâlâ imkân varsa, kavun çekirdeklerini bakır havanda dövmenizi öneririm. Dövmek demişsek de, çok eziyet etmeden, hafif irice kalacak kadar çevirsek kâfi. Bir yandan da suyu kaynamaya koyalım. Kaynayan suya, havanda şöyle bir çevirdiğimiz çekirdekleri koyalım. Bir taşım kaynatıp, şekeri ekleyelim. Sonrasında temiz bir tülbentten geçirelim şerbetimizi. Cam şişelere, sürahilere koyup soğutalım. Bu şerbeti bir başka şekilde de yapmak mümkün. Daha modern evler, yeni hayatlar için bu tarifim de. Bütün malzemeyi robota koyup, iyice çevirelim. Sanki sıvı, mayonezimsi bir görünüm alana kadar devam edelim. Yine tülbentten süzüp, sürahiye koyarak soğutalım. Servise hazır içeceğimiz. SİZDEN GELENLER TARİFİNİZ (...Kadriye Topal Hanım’ın tarifi) KAYSERİ YAĞLAMASI MALZEMELER: > 4 su bardağı un > 1 adet yumurta > 1 su bardağı ılık su > 1 tatlı kaşığı tuz > 1 paket tereyağı İÇİ İÇİN: > 2 adet kuru soğan > 250 gr kıyma > 3 çorba kaşığı sıvıyağ > 15-20 dal maydanoz > Karabiber > Tuz ÜZERİ İÇİN: > 1 kase yoğurt > 2-3 diş sarımsak > Tuz HAZIRLANIŞI: Yumurta, un, su ve tuzdan oluşan yumuşak kıvama yakın bir hamur yapın. Hamur dinlenirken iç hazırlayın. Çok ince doğranmış soğanları, sıvıyağda kavurun. Kıymayı ekleyip, suyunu salıp çekene kadar pişirin. Tuz ve karabiber katın, kıyılmış maydanoz ekleyip, ateşten alın. Dinlenen hamurdan limon kadar parçalar alın. Oklavayla teflon tava çapında (25-30 cm) açın. Teflon tavada 2 yüzünü yağsız pişirin. Daha sonra 2 yüzünü de tereyağıyla yağlayın. Servis tabağına 1 adet pişmiş yağlama, üzerine kıymalı iç olmak üzere kat kat, 4 kat koyun. Bu şekildeyken keskin bir bıçakla artı şeklinde dörde kesin. Üzerine sarımsaklı yoğurt koyarak servis edin. AHMET FARUK BALABAN “Ablalarının bir tanesi” Ahmet Faruk, ismine lâyık olman temennisiyle... (...Balaban Ailesi’nin albümünden) MUHAMMET ALPAY Ablalarının neşe kaynağı, ailesinin göz bebeği Muhammet, artık 5 yaşında... (...İbrahim Alpay’ın albümünden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT