BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fazilet nereye?

Fazilet nereye?

Ard arda yaşanan gelişmeler Fazilet’in imajını alt-üst etti. Anamuhalefet konumundaki FP’de görünen bu zikzaklar kuşkusuz onun emanetçi konumundan kaynaklanıyor. Erbakan Hoca ipotekli Fazilet, ne sorumlu ne de gerçek anlamda özgürlükçü olabildi.



Ard arda yaşanan gelişmelerle imajı yara alan Fazilet Partisi’nin temel sorunu “emanetçi” kimliğidir. Partinin üzerindeki Erbakan Hoca ipoteği Fazilet’in kişilik kazanmasına ve dahası, gerçek anlamda parti olmasına engeldir. Fazilet bugün adeta Erbakan’a siyaset yaptırma hakkı peşinde koşan bir kuruluş hüviyetindedir. 18 Nisan seçimleri öncesindeki küskünler olayı ve ardındaki benzer hadiseler bunun belgeleridir. KADRO VE TABAN Aslına bakarsanız Fazilet’in oturduğu zemin hem kadro, hem de taban bakımından fevkalade sağlam bir zemindir. Ancak bu kütle aşiretçiliği aşamadığı, sentez yapamadığı ve de metotlaşamadığı için bir türlü gerçek anlamda partileşemiyor. Milli Nizam’ı, Milli Selamet’i ve Refah Partisi örneklerini hatırlayın. Bu yapılar hakim realiteler ile uzlaşmayı öğrenemediği için yok olmuşlardır. Şimdi bu emsaller dururken aynı istikamette yürümek olacak şey midir? Halbuki Fazilet’in doğumu ümitler çağrıştırır nitelikteydi. Prof. Yalçıntaş, Çiçek, Coşkun ve Aksu gibi kalitelerle takviyelenen bu yapının Refah’tan farklı olacağı ve onun hatalarını tekrar etmeyeceği düşünülüyordu. Daha açık ifade edeyim bu partinin Avrupa’daki Hıristiyan Demokrat Partiler benzeri bir yapı olacağı varsayılıyordu. Maalesef tersi oldu ve Fazilet, Refah’ın, Selamet’in ve Nizam’ın izinden hem de şaşmaz adımlarla yürüdü. RECAİ BEY Üzüldüğümüz Recai Kutan gibi gerçek bir beyefendinin böyle bir oyunda tabir yerinde olur mu bilmiyorum ama kullanılmasıdır. Necmettin Hoca kadim dostuna fevkalade ağır bir yük yüklemiş ve oyunun kuralı gereği bu ağır yük de Sayın Kutan’ı örselemiştir. Müstakbel Başbakan konumundaki bir Anamuhalefet liderinin düştüğü veya doğru ifade edelim düşürüldüğü son durum, sadece Recai Bey’in değil, Fazilet’in de geleceğini karartmıştır. Bu kadar zikzak yapan ve sözünün arkasında bir milim olsun duramayan bir siyasal adresin peşinden kesin inançlılar ya da fanatiklerin dışında kimse gitmez. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi amaç ve esas Sayın Erbakan’ın siyasete dönmesi olunca bütün bunlar olağan oluyor. Gelelim Fazilet’in ne olacağına? Öncelikle Genelkurmay açıklaması sonrasında Anayasa Mahkemesi’nde zora girmişlerdir. Fazilet, Genelkurmay’ı böyle bir açıklamaya mecbur etmeseydi çok daha rahat olurdu. Oysa şimdi aynı şeyi söyleyemiyoruz. Evet Avrupa Birliği olgusu Fazilet için bir ümit ışığıdır ama yine de kesin bir şey söylemek güçtür. Kapatılma olmasa bile bazı yasaklamalar ihtimaldir. Aslında kapatılmasa da Fazilet için deniz bitmiştir. Hiç abartmıyoruz bu görüntüsü ile Fazilet Milli Selamet’in oy sınırına bile gerileyebilir. Dolayısı ile Fazilet’in kapatılması ya da kapatılmamasının o kütle için fazlaca bir önemi yoktur. Fazilet ya da o zihniyet, aşiretçiliği bırakmaz, batılı Hıristiyan Demokrat Partileri kimliğine bürünmez, Susurluk olayına fasa fiso, Öcalan’a hemen idam gibi günübirlik ve oportünist yaklaşımları terk etmez ve de en önemlisi sentez realitesini kavrayıp metotlaşamazsa hiç ama hiçbir yere varamayacak. Bizden hatırlatması...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT