BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nükleer enerji start bekliyor

Nükleer enerji start bekliyor

Son günlerde açığa çıkan enerji problemi ile gündeme gelen ve Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralin ihalesi merak konusu



Türkiye gündemini yaklaşık 30 yıldır meşgul eden, ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı bir türlü gerçekleştirilemeyen Akkuyu Nükleer Santrali ihalesi merak konusu oldu. Nükleer santral hakkındaki karar, muhtemelen Başbakan Bülent Ecevit tarafından İhaleye katılan üç büyük enerji devinin (WESTİNGHOUSE, AECL, SİEMENS-HOCHTİEF) teknik, idari ve ekonomik tekliflerini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına değerlendirecek olan TEAŞ Genel Müdürlüğü’nün hazırlayacağı rapor doğrultusunda kamuoyuna açıklanacak. NÜKLEER SANTRAL KAÇINILMAZ MI? Türkiye gündemini sürekli meşgul eden enerji açığı ve buna paralel olarak bazı çevreci odakların tenkid ettiği nükleer santraller, 2000’li yıllarda yaşanabilecek enerji darboğazı nedeniyle tekrar gündeme geldi. Türkiye’nin yeraltı kaynaklarından kömür potansiyelinin kalitesiz ve kısıtlı; hidrolik potansiyelinin ihtiyaca yetersiz kalması ve diğer enerji kaynakları petrol ve doğalgaz açısından dışa bağımlı olunması (enerjimizin yaklaşık yüzde 60’nı ithal ediyoruz), nükleer enerjiyi kaçınılmaz kılıyor. Yapılan etüdler de, Türkiye gibi yurtiçi kaynakları oldukça sınırlı bir ülkede 2000’li yıllardan itibaren ortaya çıkacak enerji açığının büyük ölçüde nükleer santrallerle kapatılmasının en uygun çözüm olduğunu ortaya koyuyor. 2000’li yıllardan itibaren enerji darboğazının yaşanacağı 1960’lı yıllarda ileriyi gören bazı devlet ve bilim adamları tarafından da belirtilmiş, bu durumu aşmak için alternatif kaynaklara özellikle nükleer santraller için yatırımlarda bulunulması gerektiği ifade edilmişti. Türkiye 1965’te başlattığı nükleer santrale sahip olma girişimini bazı ekonomik ve siyasi nedenlerle bir türlü gerçekleştiremedi. İlk etapta Silifke-Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santrale 1976’da Türkiye Atom Enerjisi Kurumu “nükleer santral yapılabilir” lisansı verince maliyetinin Türkiye bütçesini zorda bırakacağı ve teknik donanım yetersizliği gibi sebeplerle mesele ihaleye çıkarıldı. İlk nükleer santral ihalesi, (1967-69) İsviçreli bir firmaya verilirken, çalışmalar fizibilete aşamasındayken 1970’deki ekonomik sıkıntılardan proje oluşmadan ortadan kalktı. 1977’de çıkırılan ihaleyi ise Asea-Atom/Stal-Laval adlı İsveç firması kazandı. Bu ihale de sözleşme aşamasındayken 1980’deki askeri darbe ve sonrası ekonomik meseleler (İsveç hükümeti kredi garantisini kaldırdı) yüzünden rafa kaldırıldı. 1985’e kadar nükleer santraller kuran yabancı firmalarla olan görüşmeler de netice vermedi. ÇERNOBİL GÜNDEMDEN KALDIRDI Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik şartları ve teknolojik bakımdan yetersizliğini gören dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın nükleer santralin yap-işlet-devret yöntemiyle inşa edilmesi teklifine de firmalar müsbet bakmadılar. Çernobil’de 26 Nisan 1986’da meydana gelen nükleer kaza, santral meselesini 1992’ye kadar gündemden kaldırdı. Süleyman Demirel tarafından 1993’te santralin temeli atılacağı kamuoyuna duyurulduysa da yine bir netice çıkmadı. Daha sonra kurulan Tansu Çiller hükümeti, Refahyol, Anayol, Anasol hükümetleri de 2000’li yıllarda enerjide sıkıntının olmaması için nükleer santrallere ihtiyaç olduğunu belirtmelerine rağmen, bir türlü nükleer santralin temelini atamadılar. Şimdilerde uzmanlar yine 21. yüzyılda Türkiye’nin çok büyük bir enerji açığıyla karşılaşacağını ve nükleer enerjinin şart olduğunu belirtiyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de nükleer enerjiye müsbet bakıyor. Demirel, kamu yatırımları ve ekonomimizin durumu hakkında kendisine verilen birifingten sonra “Nükleer enerjiyi almamız çok önemli. Etrafımızdaki ülkelerde Bulgaristan’da, Romanya’da, Ermenistan’da nükleer enerji var. Fransa’nın yüzde 78 nükleer enerji. Kendi kendimizi engelleyemeyiz, karanlığa mahkum edemeyeceğiz” açıklamasını yaptı. NEDEN AKKUYU? * Tüm dünyada ve ülkemizde nükleer santrallerin yapılabilmesi için aranan ve hayati önemi haiz olan özellikler bulunuyor. Bu özellikler sağlanmadığı müddetçe santralin kurulması anlamsız ve tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Bir yere nükleer santral yapılması planlanmışsa öncelikle seçilen yerde jeolojik araştırmalar yapılırken; santralin kurulacağı yerin fay hatlarından, askeri bölgelerden, ana yollardan, bölgede nesli tükenmekte olan bir canlının olmamasına daha birçok şartlar gözönüne alınıyor. Bu özellikler sağlanamazsa saha lisansı verilmiyor. Türkiye’de 1972’de başlayan Nükleer santralin yer seçimi çalışmaları kapsamında Akkuyu yöresinin uygun yer olarak seçilmesi ise şu nedenlere bağlanıyor: * Deprem Riski: Nükleer santraller kurulurken, yapım maliyetini en aza indirebilmek için, deprem riskinin en düşük olduğu yerler seçilir. Akkuyu yöresi bu anlamda Türkiye’nin en güvenli bölgelerinden biridir. * Taşıma Şartları: Nükleer santrallerin 400-500 tona varan ağırlıkta parçaları vardır. Bu parçaların santralin kurulacağı yere taşınması önemli bir sorundur. Bu nedenle kurulacak Nükleer santrallerin öncelikle deniz kenarında olması, ekonomik olarak büyük yarar sağlayacaktır. * Soğutucu İhtiyacı: Nükleer santralde üretilen ısıyı alabilmek için bir soğutucuya gereksinim vardır. Türkiye’deki çoğu akarsuyun debisi bu soğutmayı sağlayacak düzeyde olmadığından santrallerin deniz kenarında kurulması, en uygun seçeneği oluşturur. * Meteorolojik Şartlar: Yöreye hakim hava olaylarının bilinmesi, sağlanan güvenliğin korunması ve muhtemel radyolojik etkilerin en aza indirilmesi açısından önemlidir. Akkuyu yöresi bütün bu özelliklere sahip yerlerden biri olduğu için seçilmiştir. Yörenin lisanslama çalışmaları 1972 yılında başlamış, dört yıl süren jeolojik, meteorolojik ve biyolojik incelemeler sonucunda bu yöreye Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından yer lisansı verilmiştir. Dünya bunu kullanıyor Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, dünya tekelinde 434 nükleer enerji santralinin faaliyetde olduğunu bildirdi. Merkezi Viyana’da bulunan kurumun yayınladığı 1998 verilerine göre, dünya elektrik üretimin yüzde 16’sı nükleer enerji santrallerince sağlanıyor. Geçen yıl üçü Güney Kore, bire de Slovakya’da olmak üzere dört yeni santral devreye girdi. Ikisi Çin, biri Tayland, bir de Japonya’da olmak üzere dört santalin de inşasına başlandı. Bu inşaatlarla inşa edilmekte olan santral sayısı ise 36’yı buldu. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, nükleer enerjiye en çok bağımlı olan ülkeleri ve bağımlılık oranlarını şöyle sıraladı: Litvanya 77.2 Fransa 75.8 Belçika 55.2 İsveç 45.8 Ukrayna 45.4 Slovakya 43.8 Bulgaristan 41.5 G.Kore 41.4 İsviçre 41.1 Slovenya 38.3 Japonya 35.9 Macaristan 35.6 ‘Santrallere ihtiyacımız var’ Enerji konusunda Türkiye’nin içinde bulunduğu darboğaza dikkat çeken Cumhur Ersümer “Türkiye’nin nükleer santrallere büyük gereksinimi vardır. Bugün dünyada enerjinin büyük bir bölümü nükleer santrallerden elde edilirken, Türkiye’ye 2000’li yıllarda nükleeer enerji ile tanışmama cezası veremezsiniz” diyor. Türkiye’de nükleer enerjiye geçilmesi gerektiğini belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı hükümet üyelerine de şu bilgileri verdi: Türkiye’nin bilinen hidrolik ve termik potansiyeli toplamı 245 milyar kwh’dır. 2010’da Türkiye’nin enerji talebi 300 milyar kwh olacağı tahmin ediliyor. Bu ihtiyacın karşılanabilmesi için kaynak çeşitlendirilmesi, yüksek teknoloji transferi ve karbondioksit emisyonundan oluşan sera gazının azaltılması göz önünde tutularak nükleer santrala ihtiyaç vardır. Nükleer santrallerin ortalama olarak 30-40 yıllık ömürleri vardır. 1960-1970’li yıllarda kurulan nükleer santrallerin 2000-2010 yanılında sökülmesi, ancak yerine yeni nükleer santrallerin yapılması programa alınmıştır. İsveç’te 1980’de yapılan referandum neticesinde ülkedeki tüm nükleer santrallerin 2010’a kadar devreden çıkarılmasına karar verilmiştir. Ancak bu karar, önemli bir şarta bağlanmıştır. O şart da işsizlik ve pahalılığa meydan verilmesinin önlenmesidir. İtalya ve Avusturya da yapılan referandumlarda nükleer santral proğramları askıya alınmıştır. İtalya, bu duruma ekonomiye zarar verdiği gerekçesiyle 2010’da 4000 mw’lik nükleer santrali işletmeye almayı planlamıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT