BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Keyifli bir kahkaha duyuldu...

Keyifli bir kahkaha duyuldu...

Kapıyı çekti sakin bir şekilde. Hızla indi merdivenlerden. Dışarı çıktı. Arabasına bindiği zaman iki kişinin yaklaştığını gördü. Hemen başını eğip torpido gözünde bir şeyler yapıyormuş gibi yüzünü sakladı.



Kapıyı çekti sakin bir şekilde. Hızla indi merdivenlerden. Dışarı çıktı. Arabasına bindiği zaman iki kişinin yaklaştığını gördü. Hemen başını eğip torpido gözünde bir şeyler yapıyormuş gibi yüzünü sakladı. Yarından önce bulunmazdı ceset. Sabah kapıcı geliyordu, kapı açılmadığı takdirde meraklanıp içeri girebilirdi. Dudaklarında müstehzi bir ifade ile çalıştırdı motoru yol tenhalaşınca. Araba yaylanarak hareket etti, hızla uzaklaştı olay yerinden. Karnı acıkmıştı, bir restorana girdi. Oldukça pahalı yemekler ısmarladı. Karnı doyduktan sonra resepsiyona ilerledi: - Telefon etmek istiyorum. - Buyurun beyefendi, edebilirsiniz. Bankonun üzerine konan telefonun tuşlarına bastı. Hazım’ı arıyordu. Bekledi bir süre. Genç bir ses duyuldu karşı taraftan: - Buyurun, kimi istediniz? Şahin sinirli bir sesle kendisine sorulan soruya soruyla cevap verdi: - Sen kimsin? Orası neresi? - Ben Cengiz. Hazım beyin evi burası. Gözlerini kısarak etrafını kolaçan etti: - Hazım’ı ver bana. Karşı tarafta bir sessizlik oldu. Sonunda Hazım’ın alaycı, tok sesi duyuldu: - Ne var? Ben Hazım. - İş tamam. Halloldu. Parayı yarın sabah ofise gönder. Keyifli bir kahkaha duyuldu karşıdan. Neşeli bir sesle cevap verdi Hazım: - İşte bu güzel haber. Paranı alacaksın. Göndereceğim. Meraklanma. Yarın dokuzda ofisinde olacak. Haydi, iyi geceler. Bir şey söylemeden kapattı telefonu. Stresli bir gün geçirmişti. Kolay iş değildi yaptığı. Ne kadar soğukkanlı da olsa yine bir gerginlik yaşıyordu kendi içinde. Hesabı ödedi. Çok sıcaktı dışarısı. Evine gidip bir duş aldıktan sonra şöyle rahat bir uyku çekmeliydi. Gözlüklerini düzeltti. Arabasına bindi. Otoparkın kahyası sırıtarak yaklaştı: - Borcun bir milyon ağabey. Ters bir şekilde süzdü adamı, cevap vermedi. Cebinden bir milyonluk banknotu çıkartıp uzattı. - Sağ ol ağabey, yine bekleriz. Motoru çalıştırıp gaza yüklendi. Yerinde önce gerileyip sonra hızla öne doğru atıldı araba. Bekir Çolakoğlu, yeni kimliği ile İstanbul’un karanlık yüzünün çekinilmesi gereken bir ferdi olmuştu artık... * * * Hazım, dudaklarının ucuna ilişik duran purosunun külünü silkelemek için hafif bir fiske attı. Her zamanki alaycı tavrıyla karşısında hazır ol vaziyetinde duran genç adama baktı: - İyice anladın değil mi? Bulabilir misin? Cengiz heyecanla salladı başını: - Anladım patron, tabii bulurum. Gece Tarabya’daki villaya dönmemişti delikanlı. Hazım burada kalmasını, yarın bir emaneti yerine teslim etmesi gerektiğini söylemişti. Sabah erkenden kalktı Cengiz. Hazım’ın birkaç adamı daha vardı evde. Odalar o kadar çok ve o kadar büyüktü ki bu kadar çok insanın bir arada kalması hiçbir sorun teşkil etmiyordu. - Al bakalım şu çantayı. Adres de bu... Götür yerine, oradan da villaya dönersin. Biraz dinlen bakalım. Bir şey olursa seni ararım. Şu parayı da al. Lazım olur. Bir şey olursa ara beni. Ben yarın Afyon’a döneceğim. Üç gün kalacağım orada. Üç gün sonra gelirim. Görüşürüz döndükten sonra. Unutma, ev sana emanet. Meraklı adamlar çıkarsa bekçiyim burada dersin. Olur ya çevredeki diğer villalardan meraklılar çıkabilir. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT