BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beklentiler....

Beklentiler....

Geçen hafta sonunda, yine Bursa’da olma şansını buldum. Cuma namazını Emir Sultan Hazretleri’nin manevi himayesi altında eda ettikten sonra, SMM Odası, Meslekte Dayanışma Grubu’nun misafiri oldum.



Geçen hafta sonunda, yine Bursa’da olma şansını buldum. Cuma namazını Emir Sultan Hazretleri’nin manevi himayesi altında eda ettikten sonra, SMM Odası, Meslekte Dayanışma Grubu’nun misafiri oldum. Gece, MÜSİAD; Cumartesi sabah kahvaltısında da Bursa Genç İşadamları Derneği (BUGİAD) mensupları ile sohbet imkânı buldum. Bu tür toplantılar, bizim gibi konuşmaya davet edilenler açısından çok yararlı olmaktadır. Müşavirlik görevimizin yanısıra, tüm sektörlerin mensupları ile görüşme imkânı bulmakta, çok değişik konuları birlikte müzakere etme şansı elde etmekteyiz. Kendimizi geliştirme ve yenileme imkânı bulmaktayız. Konular, Türkiye ekonomisinin analizi, AB adaylığının getirdikleri, 2000’li yıllara nasıl adapte olunması gerektiği gibi, herkesin zihnini işgâl eden ve gündeme hakim olan mevzulardı. Şüphesiz, en büyük mutluluk ve moral kaynağımız, genç kesimin çok iyi yetişmiş olduğunu, ufkunun genişliğini, sağlıklı analiz yapma özelliklerini tesbit etmiş olmaktır. Bu yüzden genç kesimi çok seviyor, güveniyor; onların biran önce etkili ve yetkili konulara gelmesini gönülden arzu ediyor; geleceğe fevkalade ümitle bakıyoruz. Gelecekten çok şeyler bekliyoruz. Ancak, bunun çok çalışmaktan, mantıklı olmaktan, bilime ve hoşgörüye dayanmaktan geçtiğini de idrak ediyoruz. Gereksiz pembe tabloların çizilmesinin (bugün bir kesim medyanın yaptığı gibi) yarardan çok zarar doğuracağını da idrak ediyoruz. Gençlerin ve iş aleminin büyük bölümünün de, aynı düşüncelere sahip olduğunu görmek bizi daha da ümitli kılıyor. Meselâ: 1-AB adaylığı çok abartılmaktadır. Adeta, AB ve IMF (biz yan gelip yatsak da) herşeyi halledecektir. Türkiye’ye yatırımlar, dolarlar yağacaktır. (bu konuda, T. Güngör Uras’ın 1 şubat tarihli Dünya Gazetesi’nin, 2. sahifesindeki yazısını okumayı, herkese tavsiye ederim.) 2-Aynı abartı, Davos toplantıları için de geçerli olmuştur. Sayın Ecevit’in iştiraki fazla büyütülmüş, (çoğu silah alımı ile ilgili) paketlerden bahsedilmiştir. Bu toplantılar 30 yıldır yapılmaktadır. Tanışma ve istişare ortamı sağlamaktadır. Ancak, Türkiye’yi (elinde para dolu çanta ile) bekleyenin olması da hayaldir. Kaldı ki, Clinton vb. liderlerin olduğu bir yerde, (kim olursa olsun) Türkiye’den iştirak edenlerin gölgede kalması kaçınılmazdır. 3-Türkiye huzura, kardeşliğe, dayanışmaya mecburdur. Bu açıdan, mevcut karalama alışkanlıklarının, çoğulcu demokrasiye ters davranışların terkedilmesi şarttır. Flû kavramlar açıklığa kavuşturulmalıdır. Özellikle, her fırsatta samimi inanç sahiplerine saldırı vesilesi yapılan “lâiklik” kavramı üzerinde ittifak sağlanmalıdır. İnsan (hatta hayvan ve bitki) hayatına kastedenlerin, canavarca davrananların (ister sağ, ister sol tandanslı olsun) geniş halk kitleleri ile bağlantısının olamayacağı, tasvip edilmediği idrak edilmelidir. 4-Liberal ekonomi için liberal hukuk düzeni de şarttır. Bu açıdan, AB standartlarına uygun fikir-ifade-vicdan ve teşebbüs hürriyeti ortamı en kısa zamanda sağlanmalıdır. En geniş biçimde, “hukuk reformu” gerçekleştirilmelidir. Bazı mihraklar devamlı olarak askeri kesimi tahrik etmekten vazgeçmeli; demokrasiyi korumak herkesin, (özellikle sivil inisiyatiflerin) görevi olmalıdır. Halka güvenilmeli, saygı gösterilmeli, aydın despotizmi terkedilmelidir. Sloganlar değil, fikirler etkili olmalıdır. Herkes, aklını kullanmayı, sorgulamayı, araştırmayı, öğrenmelidir. Fanatizmin en büyük ahmaklık olduğu idrak edilmelidir. Siyasi çıkarlar uğruna “gerilim politikaları” uygulaması terkedilmelidir. Aşırı merkeziyetçi sistem terkedilmeli, inisiyatif özel sektöre mahalli idarelere devredilmelidir. Tek çıkar yolun, “Çok partili demokrasiden geçtiği” kabul edilmelidir. Uzun ve ince bir yoldayız. Ama, Cenab-ı Hakk’ın izni ile en kısa sürede hedefe varacağız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT