BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hangi zamanda yaşıyoruz?

Hangi zamanda yaşıyoruz?

Hangi zamanda yaşamakta olduğumuzu, son defa Davos’a gidenler gördüler. Orada, Alpler’in keskin tepelerindeki karları, yoğun esen küreselleşme rüzgarlarının nasıl savurmakta olduğuna şahit oldular.



Hangi zamanda yaşamakta olduğumuzu, son defa Davos’a gidenler gördüler. Orada, Alpler’in keskin tepelerindeki karları, yoğun esen küreselleşme rüzgarlarının nasıl savurmakta olduğuna şahit oldular. Bu rüzgar ne hudut tanıyor ve ne de iklim. Kapınızı kapasanız, bacadan giriyor ve herhalükarda sizi etkiliyor. Size kalan, iyi korunmak. Bunun için de yere sağlam basmak durumundasınız. Yoksa, karlar misali savrulursunuz. İşte böyle; moda küreselleşme, güçlüler için, engin, yeni imkanlar, zayıflar için ise, tahripkar bir tornedo. Yaklaşık üç milyar insanın, hâlâ, günde iki dolardan az bir para ile geçinmek durumunda olduğu, gelişme yolundaki ülkelerin borç yükü altında ezildikleri, kitle imha silahlarının yaygınlaşmasının önünün alınmadığı, kirliliğin insanlığı tehdit edecek boyutlara ulaştığı bir Dünyada yaşamanın sırrını keşfetmek, yine de o kadar zor olmasa gerek. Yapılacak şey, siperler, güvenlik ağları (safety nets) kurmaktır. Ekonomiyi, hakça ve sürdürülebilir bir gelişme (equitable and sustainable development) çizgisine çekmektir. Katı piyasa ekonomisini sosyalleştirmektir. Dünyayı manipüle eden ve son on yılın en ileri rekorlarını yaşayan Amerikan ekonomisi bile, olabildiğince, sosyalleşmeyi ihmal edemiyor. Başkan Clinton’ın, ‘Millete Sesleniş’ nutkunu dinleyenler görmüşlerdir. Başkanın Kongre’den en çok ilave ödenek istediği alanlar, sağlık, aile planlaması, eğitim, çevre, mesken ve ilmi araştırmalardır. Bu arada, ‘büyüme’nin hızı kesilmesin diye, Başkan Kongre’ye, 10 sene içinde, 350 milyar dolarlık vergi indirimi önermektedir. Davos’ta iltifata mazhar olduk, mutluyuz. Ancak, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’ndan, üç yıl içinde, yaklaşık 10 milyar dolar kadar ek kaynak temin edelim derken, elimize tutuşturulan reçeteye uyduk ve neticede, içeride ekonomiyi, daralan yatağında durgun akan bir dereye dönüştürdük. Döviz ve faiz, üstten aşağı emirlerle uysallaştırıldı. Krediler ucuzlayacak dendi, henüz bir işaret yok. Belirsizlikten yatırımlar, ‘bekle ve gör’e girdi. Gelirler azaldı, piyasa daraldı. Dar gelirlilerle, üst gelirliler, neredeyse, aynı gemide buluştular...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT