BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsafın o yerde namı yok mu?

İnsafın o yerde namı yok mu?

Hepsi de pırıl pırıl genç ve güzel manken kızlar... Adnan Oktar olaylarına şu veya bu şekilde isimleri bulaşmış. Medya da onları diline dolamış, o, şu gruptan, bu, bu gruptan diye afişe edip duruyor.



Hepsi de pırıl pırıl genç ve güzel manken kızlar... Adnan Oktar olaylarına şu veya bu şekilde isimleri bulaşmış. Medya da onları diline dolamış, o, şu gruptan, bu, bu gruptan diye afişe edip duruyor. Geçenlerde Reha Muhtar’ın “Ateş Hattı” programına çıkan kızlar, yaşadıklarına bin pişman bir ruh hali içinde, lekelenen adlarını temize çıkarmak için gözyaşı dökerek öz savunmalarını yapmak için çırpınıyorlar. Tablo çok üzücü. Çok düşündürücü. Onlar bizim gençlerimiz. Her nasılsa bir tuzağa düşmüşler. Onların bizim de çocuklarımız olabileceğini düşünmeden acı ve isyan içinde kıvranışlarını entrika dizisi seyreder gibi merakla seyrediyoruz. “A, o da öyleymiş!”, “Vah vah, bu da böyleymiş” diyerek mişli geçmiş zamanlar üzerine hükümler bindiriyoruz. Kendimizce medya destekli, duygu içerikli yargısız infazlar yapıyoruz. Kendi dışında her şeyi, herkesi acımasızca eleştiren, suçlayan, afişe eden aslan medya: “Yahu benim de hiç suçum yok mu? Kişileri afişe ederken acaba kişisel hak ve hukuka saygısızlık ediyor muyum?” diye düşünüyor mu? Yani, özeleştiri yapıyor mu? Bütün ithamların, yazılanların, çizilenlerin doğru olduğunu farzedelim. Tek suçlu gençler mi? Onlar kendilerini şöhret olma hayallerine, bol para kazanma ve yükselme hırsına kaptırıyorlarsa, medya olarak yaptığımız abuk sabuk yayınlarla özendirici olmuyor muyuz? Kör nefisleri, cıvık programlar, uygunsuz filmler, sorumsuz yazılarla biz azdırmıyor muyuz? Söyler misiniz memlekette kaç genç okumak, saygın bir bilim adamı olmak veya doktorluk, mühendislik, öğretmenlik, eczacılık gibi meslekler edinmek istiyor? Hangisini deşseniz yüreğinde ya şarkıcılık yatıyor ya futbolculuk, ya da mankenlik... Neden? Çünkü, şimdi bunların geçer akçe olduğunun reklamlarını yapıp onları biz yönlendiriyoruz. Çok insafsızız, çok! Gençleri hiç ciddiye almıyoruz! Büyük bir sorumsuzlukla her birimiz bir yandan içlerini boşaltıyoruz, tutunmak istedikleri değerleri hallaç pamuğu gibi atıp savuruyoruz. Onları cascavlak orta yerde bırakıveriyoruz. Uzaktan şeytanın ve kurtların tuzaklarına düşmelerini seyrediyoruz. Sonra kalkıp bu düşüşlerden sansasyon oluşturup reyting sağlamağa çalışıyoruz. Bir genç kız, “Onsekiz yaşımda yaşamamam gereken şeyleri yaşadım!” diye sızlanırken içimde bir şeyler yıkılıyor. Ve bütün sorumsuzlara sesleniyorum: “İnsafın o yerde namı yok mu?”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT