BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AFGANLININ ÇİLESİ BİTMİYOR

AFGANLININ ÇİLESİ BİTMİYOR

Karzai döneminde Afganistan’a 30 milyar dolar girdiği söyleniyor ama ne bir tesis açılmış, ne bir asfalt atılmış, başkent Kabil tel tel dökülüyor.



GÜNDEMİN YENİ ADRESİ AFGANİSTAN -1- İRFAN ÖZFATURA GÜNDEMDEKİ ÜLKEYİ GEZDİ VE YAZDI Hiçbir gücün bugüne kadar tutunamadığı ülke; açlık ve sefalet içinde. Başkent Kabil bile tel tel dökülüyor Karzai döneminde Afganistan’a 30 milyar dolar girdiği söyleniyor ama ne bir tesis açılmış, ne bir asfalt atılmış, başkent Kabil tel tel dökülüyor. Afganistan’da dünyanın en mazlum, en mütevekkil, en mütebessim insanları yaşıyor, içinde bulundukları nahoş şartlara aldırmıyorlar... Takdim Obama’nın yeni Afganistan stratejisi. Türkiye’den yollanacak askerler... Bir dönem daha koltukta kalan Karzai ve masaya çağrılması beklenen Taliban... Sanırım önümüzdeki günlerde Afganistan gündeme oturacak. Yazarlar, akademisyenler hadiseye değişik açılardan bakıyor, derin tahliller yapıyorlar. Dış politika ciddi bir iş. Bilgi, birikim ve tecrübe gerektiriyor. Biz yorumdan ziyade gördüklerimizi duyduklarımızı aktarmaya çalışacağız. Umarım konuyla ilgilenenlerin işine yarar. Yola çıkarken endişeli değildim desem yalan olur çok kötü anlatılan bir memlekete gidiyorum zira... O gün İstanbul nasıl sisli, gece 23.55’de yapılması gereken sefer ertesi gün 14.30’a sarkıyor. Banklarda yatmaktan boynumuz belimiz tutuluyor. Sabırsız yolcular yetkilileri sıkıştırıyor, yer yer tartışmalar yaşanıyor. Afganların sert mizaçlı olduklarını sanırdım, halbuki neşeleri yerinde görünüyor. İçinde bulunduğumuz ağlanacak durumu umursamıyor, anlatıyor da anlatıyor, kıkırdaşıp duruyorlar. İlk intiba müspet... Belki ölçü değil ama “gülen” insanlar “güven” veriyor. Sefer duasıyla Nihayet Afgan Ariana hava yollarının Türklerden kiraladığı tayyareye biniyor, kemerleri bağlıyoruz. Pilot mikrofondan sefer duasını okuyor. Yolcular da katılıyor, eller yüzlere sürülüyor. Yanımdaki genç iş adamı ile dost oluveriyoruz. Adı Muhammed, kitap kırtasiye işi yapıyor. Tacik asıllı ama Türkçe konuşabiliyor. “Bayramda Kabil’de mi olacaksınız” deyip ekliyor: “Evim Hayırhane mahallesinde gelin misafirim olun. Allah ne verdiyse yeriz, iyi kötü bir döşek sereriz.” Teklifinde samimi, çıkarıp telefon numarasını veriyor. Gideceğimden değil ama içim rahatlıyor. Ve mevzu gelip dayanıyor, “n’olacak bu Afganistan’ın hali” sorusuna... Muhammed acı acı gülüyor “Afganistan önemli bir coğrafya” diyor, “Babürşah buradan hareketle bütün Hindistan’ı, Bengal’i aldı, taa Çin sınırına dayandı. Gürganiye devleti tam 8 asır yaşadı. Oku tarihi göreceksin, Afganistan’da hiç bir emperyalist güç dikiş tutturamadı. İskender geldi dayanamadı, Cengiz girdi tutunamadı, İngiltere İngiltere olduğu yıllarda en acı yenilgisini aldı. SSCB dünyanın iki devinden biriyken batağa saplandı ki Amerika’nın da kalacağını sanmam. Bak sana ne diyeceğim İrfan Kardeş Afganistan’da Afgan tazısı, Afgan halısı, Afgan pilavı bulabilirsin ama kendine “Afganlıyım” diyen birini boşuna arama. Peştun Peştunum, Tacik Tacikim, Özbek Özbekim, Türkmen Türkmenim der. Beluci, Hazara ona keza... Biz ümmet olduğumuz yıllarda Asya’yı yönettik, ne zamanki kavmiyetçiliğe başladık, manzara ortada! Burası önemli bilahare gireceğiz detaya... KÖR KARANLIKTA Kabil’e gece yarısı iniyoruz. Ayaz çıkmış, içimiz ürperiyor. Bir araba kiralayıp adresi veriyoruz. Cadde lambaları yok, dükkanlar kapanmış tek ışık sızmıyor. Yollar delik deşik, araba sandal gibi sallanıyor. Ve korktuğumuz başımıza geliyor. Şoför kalacağımız şantiyeyi bulamıyor. İyi de kime yol sorulur? Ortalıkta bir Allah’ın kulu görünmüyor. Uykumuz var ve üşüyoruz, çamur diz boyu araba patinaj yapıyor. Ortalık zifiri zindan, binalar hayalet gibi üstümüze üstümüze geliyor. Son sekiz yılda Afganistan’a 30 milyar dolar girdiğini biliyoruz, bu kadar parayla hiç iş yapamamak inanın daha zor, güzelim Kabil tel tel dökülüyor. Uzatmayalım kalacağımız misafirhaneyi buluyoruz ve herkes yattığı yeri beğeniyor. İSTANBUL NE Kİ? Ve sabah... Sakin saatte çıkıyoruz güya. Düşüyor muyuz saç baş yolduran trafiğin tam ortasına... Kabil de trafiği katleden iki şey var. Biri çukurlar diğeri de Amerikalılar! Ki yaptıkları hareketlere seviyesiz bile diyemeyeceğim, çukurdan da çukurlar. Kabil 30 yıldır savaş yaşayan bir şehir ve hiç bakılmamış. Yıllar evvel isabet alan binaların molozları öölece ortada duruyor. Tamam lagayı, yamayı anlarım da yol ortalarında derin ve manasız delikler olmasa. Allah muhafaza tekerleği bir kaptırsan araba takla atar. Hava kuruysa toza bulanıyorsunuz, yağmurluysa çamur belinize çıkıyor. Polis sureta vazife yapıyor, şoförler şapkalıları sallamıyor. Bir iki sembolik lamba var ama alına yeşiline bakılmıyor. Arabaların % 90’ı Toyota geri kalanı da Nissan, Mazda, Honda... Bizim yollarımızda arzı endam eden markaların esamisi okunmuyor. Belli ki Pakistan’dan çok miktarda vasıta girmiş, çünkü bazılarının direksiyonları ters tarafta. Şoförün sağda oturması önemli değil de minibüsler sol kapılarını açıp müşteri çağırmasa... KÜRK MESELESİ... Eğer altınızda bir Land Crusier varsa kontrol noktalarında durmadan geçebilirsiniz. Yok kör topal bir araba tuttu iseniz sıkça çevrilirsiniz. Bu yüzden yemiyor içmiyor bir Toyota jip ediniyorlar. Sandığınız gibi pahalı da değil. Dubai’de ikinci ele düşenler burada 10-15 bin dolara gidiyor. Hele şöyle arması altın kaplamalı olanlardan uydurduysanız imparatorsunuz, sıkıysa selam durmasınlar! Sanırım araç muayene ve egzost pulu diye bir dertleri yok, arabaların büyük ekseri yağ yakıyor. Yol boylarına seyyar tamirciler yayılmış. Sadece çıkma lastik değil müstamel krank mili bile satılıyor. Hurdalar itina ile parçalanıyor son vidasına kadar değerlendiriliyor. İnsanlar munis, trafikte beklemesini biliyor, birbirlerine bağırmıyor, çağırmıyor, siz buyrun işareti yapıp yol gösteriyorlar. Onlar da arabalarını çıkartmalarla, fosforlarla süslüyor, kamyonların arkasına “yılan avlayan kartal” resimleri çiziyorlar. Şehirlerarası ulaşım otobüsçülerden soruluyor. 303’ler tekerlekli roket gibi, 600 kilometrelik Kabil Şıbırgan yolunu (ki arada Saleng geçidi gibi bir korku filmi var) 6 saatte alıyor, rekor denemeleri yapıyorlar. Zaten yeryüzünde ulaşımı otobüse havale eden dört ülke kaldı: Türkiye, İran, Pakistan, Afganistan. GÜLÜYORLAR AĞLANACAK HALLERİNE Afganlıların sert mizaçlı olduklarını sanırdım, halbuki neşeleri yerinde görünüyor. İçinde bulunduğumuz ağlanacak durumu umursamıyor, anlatıyor da anlatıyor, kıkırdayıp duruyorlar... HA GAYRET! Afganistan’da en ucuz şey insan. Garipler tonlarca yükün altına giriyor, ekmeklerini bileklerinin hakkı ile kazanıyorlar. MİNİBÜSÇÜLER SULTAN Kabil raylı sistemle tanışmamış bir kent. Belediye otobüsleri nazlı, tramvay yok, metronun hayali bile kurulmuyor. Yükü minibüsçüler omuzluyor, arı gibi çalışıyorlar. TESADÜF DEĞİL Resimde 6 araba görülüyor hepsi Toyota... 16’da olsa farketmez zira japonlar tek kale maç yapıyor. Afganistan iyi bir gösterge arabanın dayanıklısı burada belli oluyor. RAKİBİ HAVA YOLLARI Afganistan kaptanları arabaların arkasına “rakibim hava yolları” yazıyorlar mı bilmem ama Demiryolu ve Denizyolu ulaşımı yok. Otobüsler nefes nefese yollara düşüyor.
Kapat
KAPAT