BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmam-ı Gazali’nin türbesi yenileniyor

İmam-ı Gazali’nin türbesi yenileniyor

Başbakan Erdoğan’ın “one minute” çıkışının ardından İran halkının, Türkiye’ye olan sevgisinde önemli bir oranda artış meydana gelmiş. Erdoğan’ın girişimlerinin ardından İmam-ı Gazali’nin türbesi yeniden restore edilmeye başlandı



> Cüneyt BİTİKÇİOĞLU Şehrin merkezindeki kapalı çarşı, Meşhed’in en önemli alışveriş mekanlarından. Osmanlı’dan sonra yıkılan İmam-ı Gazali’nin türbesinin yeniden ihyası için çalışmalar sürüyor. Türk Hava Yolları’nın kurduğu dostluk köprüsü, İran ile Türk halkının birbirine olan sevgisini artırdı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta “one minute” çıkışıyla İsrail’in yaptığı katliamları dile getirmesi bu sevgiyi, yürekten bağlılığa çevirdi. Başbakan Erdoğan’ın İran gezisi sırasında ziyaret ettiği İmam-ı Gazali Hazretleri’nin türbesinin yeniden ihyası da bu muhabbet ve bağlılığın bir işareti olarak göze çarpıyor. TÜRBE İNŞAATI SÜRÜYOR Ziyaret edeceğimiz Meşhed, Tahran’ın 850 km doğusunda ve yaklaşık 2.5 milyon nüfusa sahip. THY’nin tarifeli uçağıyla Yeşilköy’den akşam 22.00’de havalanıp 4.5 saat süren yolculuktan sonra Meşhed’e vardık. Sabah saatlerinde gruptan ayrılarak büyük İslam âlimi İmam-ı Gazali Hazretleri’nin türbesini ziyaret etmek için heyecanla yola koyuldum. Bizi gezdiren tercümana sorduğumda İmam-ı Gazali Hazretleri’nin yerini tam olarak bilmediğini ve kabrinin toprakla kaplı olduğu söyledi. Oradaki Meşhedli vatandaşlardan, mübarek zatın kabrini öğrenmek isterken, kalabalığın içinden bir taksi şoförü geldi ve bizi türbeye götürebileceğini söyledi. Tercümanımızla birlikte taksiye binerek kabrin bulunduğu yere geldik. Kabrin başına vardığımızda inşaat işçileri türbe yapılacak yerin etrafını kazıyor ve tellerle çeviriyorlardı. Kabrin Osmanlı zamanında türbe olarak inşa edildiğini, kazıda çıkan tuğlalardan hemen anlıyoruz. Bugüne kadar el sürülmemiş kabrin şimdilerde tekrardan ihya edilmeye başlandığını öğreniyoruz. Oradaki yetkililer, türbenin yeniden inşa edilmesi için Başbakan Erdoğan’ın İran’a yaptığı ziyaret sırasında girişimde bulunduğunu anlatıyorlar. İMAM RIZA’ya koşuyorlar Ertesi gün, İranlı Turizm Rehberi Hassan Ruzrak bizi otelden alarak Meşhed’deki İmam Rıza Hazretleri’nin türbesinin bulunduğu Harem-i Şerife götürdü. Oniki İmam’dan sekizincisi olan ve 817 yılında zehirlenerek şehid edilen İmam Rıza’nın türbesinin bulunduğu mekan hınca hınç doluydu. İmam Rıza’nın kabrinin etrafında 75 hektarlık alana inşa edilen türbenin çevresinde kurulan şehir, “şehid” anlamına gelen Meşhed ismini almış. Meşhed’deki İmam Rıza türbesini her yıl yaklaşık 20 milyon yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Sayısız çinilerle ve altın kubbelerle süslenen türbeye, kadınlar ve erkekler ayrı kapılardan giriyor. Kadınların “çadoor” denilen ve yüz hariç vücudun her yerini kapatan kıyafetleri giymeleri mecburi. İmam Rıza Hazretleri’nin türbesini ziyaret eden bir Şii “Meşhedi” unvanını alıyor. Türbe ve çevresindeki yapılarda cami, müzeler, iki tanesi tamamen altın kaplı eyvanlar, medreseler, kütüphaneler ile idari binalar bulunuyor. Türbenin yaklaşık 8 bin çalışanı var. Bunlar gönüllü olarak görev yapıyor ve ücret almıyorlar. Türbenin giderleri, vakıf yoluyla toplanan bağışlarla karşılanıyor. FİRDEVSİ’NİN BEYİTLİ MEZARI Burada ziyaretimizi tamamladıktan sonda İran edebiyatının önde gelen Fars şairi, Firdevsi’nin mezarına gitmek için yola çıkıyoruz. Meşhed’den 24 kilometre mesafede bulunan Firdevsi’nin mezarına ulaştığımızda, 600 beyitten oluşan Şahname’den bölümlerin rölyeflerle tasvir edildiğini görüyoruz. Meşhed yakınlarında bulunan şair, matematikçi ve filozof Ömer Hayyam’ın mezarınına gittiğimizde buraya gösterilen ilgi bizi çok şaşırtıyor. Umuyoruz ki; İmam-ı Gazali Hazretleri’nin kabri şerifi bu şekilde mamur edilir. 8 BİN ALMAN YATIRIMCI VAR Avrupa Birliği ve ABD’nin 30 yıldır ambargo uyguladığı İran’da yapılan tespitlere göre 8 bin Alman iştirakçi yatırım yapmış. Birçok iş merkezi ve inşaat alanlarında Almanların izine rastlamak mümkün. Meşhed’e gittiğimiz uçakta, bir grup Alman dikkatimi çekmişti. Önce onları turist zannetim. Sonra VIP’den geçerken İran’da iş yaptıklarını öğrendim. Bizi karşılayan ve gezdiren görevliler, büyük iş merkezlerini Alman müteahhitlerin inşa ettiğini aktardılar. Almanlar devam eden ambargoyu dinlemeden, İran’da milyarlarca dolarlık yatırıma imza atmış, çok sayıda fabrika kurarak üretime başlamışlar. HALK TÜRKLERİ SEVİYOR Panoramik şehir turu sırasında Osmanlı medeniyeti ve kültürünün Meşhed’deki izlerine rastlıyoruz. Tarihi çarşılarda ve sokaklarda sohbet ettiğimiz İranlı vatandaşlar bize sıcak bir ilgiyle yaklaşıyor. İranlı esnaf, Türk olduğumuzu öğrenince “Sizler bizim dostumuzsunuz. İsrail’e karşı çok net tavır içinde olmanız ve taviz vermemeniz bizi çok etkiledi. Başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan, bizi Avrupa ve Amerika’nın baskısına rağmen dışlamadı. Şu anda da bize karşı gösterdiği destekle bir dost ve komşu ülke olduğunu fazlasıyla ispatladı” diyorlar. Gençler, arkadaşlarının Türkiye’de, özellikle İstanbul’daki üniversitelerde öğretim gördüklerini belirtiyorlar. İranlı gençler Türkiye ve Türk halkına karşı hissettiklerini “Biz Türkiyeyi çok seviyoruz. Türkiye de tam bir özgürlük var. Kimse kimseye karışmıyor, din ve inancını sorgulamıyor. İnsanlarınız çok sıcak ve cana yakınlar” sözleriyle dile getiriyorlar. MEŞHED’DE TURKİSH KEBAP Meşhed’in ilk Türk restoranı olan “Turkish Food”, 2 aydır hizmet veriyor. Sahibi İranlı olan restoranın baş aşçısı 36 yaşındaki Batmanlı İbrahim Tatak. Aşçı Tatak, mesleği Türkiye’de öğrendikten sonra 13 sene boyunca Rusya’da çalıştığını ve teklif üzerine 5 ay önce Meşhed’e geldiğini söylüyor. Restorandaki 15 personele Türk kebapları konusunda 2 ay boyunca eğitim verdiğini dile getiren Tatak, Meşhed’de başka Türk lokantası bulunmadığını, Türklerin buraya gelerek para kazanabileceklerini belirtiyor. Tatak “Mesela, burada börekçi, baklavacı tatlı ustası hiç yok. Burada açan mutlaka kazanır. Ayrıca buradaki kebaplarda kuyruk yağı kesinlikle kullanmıyoruz. Çünkü İranlılar kuyruk yağının kokusuna bile dayanamıyor. Ayrıca kebaplarda sadece büyükbaş hayvan eti kullanıyoruz. Baharatlarımız Türkiye’den geliyor. İranlıların mutfağında sulu yemek, zeytinyağlı, börek ve şerbetli tatlılar yok. Yakın zamanda bu tatları da menümüze katmayı düşünüyoruz. İranlılar, Türk kebaplarını çok seviyor. Günde 400-450 kişiyi ağırlıyoruz ve yaklaşık 70 kilo et tüketiyoruz. Restoranımızda, lahmacun, pide, döner, adana kebap, iskender kebap, şiş kebap ve beyti kebabın yanı sıra kumpir de yapıyoruz” diyor. İmam-ı Gazali’nin notları... Evliyanın büyüklerinden İmam-ı Gazali Hazretleri’nin babası fakir ve salih bir kişiydi. Çocukluğundan itibaren ilim tahsil eden İmam-ı Gazali, fıkıh ilminin bir kısmını kendi memleketinde okudu. Bir müddet sonra Cürcan’a giderek İmam Ebu Nasr İsmaili’den ders alıp, ilim okudu. Sonra tekrar memleketi olan Tus’a dönmek üzere yola çıktı. Yolculuk sırasında, kervanın önünü eşkıyalar çevirdi. Kervanda bulunan kıymetli şeyleri aldıkları gibi, ilim tahsilinden dönen Gazali’nin üç sene boyunca tuttuğu notları ve kitaplarını da aldılar. İmam-ı Gazali Hazretleri, eşkıyaları arkasından giderek kitaplarını ve notlarını vermeleri için yalvardı. Onlara rica ederek, notlarını geri aldı. Ancak eşkıyabaşının “Demek ki, bu notlar olmazsa sen bir hiçsin” sözlerinden çok etkilendi ve hepsini hafızasına nakşetti. Yaşı ve ilmi ilerledikten sonra Nizam-ül Mülk’ün daveti üzerine Bağdat’a gitti. Nizamiye Medresesi’nde bulunduğu yıllarda, Kitab-ül-Basit fil-Füru, Kitab-ül-Vasit, el-Vecez, Mehahiz-ül-Hilaf adlı kitaplarını yazdı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT