BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu ne hâl?

Bu ne hâl?

TÜRKİYE güzel ve hasreti duyulan yollarda, ama oturmuş değil. Oturmamışlık her alanda kol geziyor.



TÜRKİYE güzel ve hasreti duyulan yollarda, ama oturmuş değil. Oturmamışlık her alanda kol geziyor. Ekonomi rayında mı? Sağlık sistemi durmuş oturmuş mu? Eğitim, sanat, kültür, yerli yerinde mi? Siz durmuş oturmuş musunuz sâhi? Evet, gidilen adres doğrudur, istikamet isabetli. İyi ama, henüz durmuş oturmuş değiliz. Biraz daha zamana ihtiyacımız var. * * * O sebeple ve bu ayağı kırılası gecikmeler yüzünden her gördüğümüzü, her duyup öğrendiğimizi bir şey zannediyoruz. Asıl dert budur. Güleni ağlayanı... Yazanı konuşanı... Gezeni okuyanı bir şey zannediyoruz. Sinemayı bir şey, şarkıcıyı bir şey. Çalgıcıyı bir şey, tüccarı bir şey, ağzı her lâf yapanı, Sonra futbolcu, futbolcuyu, Örovizyon şarkı yarışmasını, Ekranda görünen herkesi bir şey... Her süflî düşünceyi, akımı bir şey zannediyoruz. Veeeeee...... Devamlı kaybediyoruz. * * * Yıllar önce ateizmi bir şey sananlar çıktı, yalan mı? Sonra Marksizmi, Sosyalizmi. Ve ipe sapa gelmez hümanizmi. Oysa hiçbiri bir şey değildi... Eli paralı bayram çocuğu merakı ile şekerci vitrinlerine bakar gibi bakıp imrendik. Biz, komünizmi bile bir şey zannettik, hatırlayınız. * * * Nazım Hikmet’i, Yılmaz Güney’i, Behice Boran’ı ve Bodrum dinozoru Mina Urgan’ı hâlâ bir şey zannedenler çıkıyor. 27 Mayıs 1960 darbecilerini, 61 Anayasasını, Yollara dökülen profesörleri, Altı Ok’lu CHP yorgunlarını, bölücüleri, satanistleri, marjinal öfkeleri bir şey zannedenlere rastlıyoruz. * * * Onu, bunu, ötekini, berikini, 68’lileri, atlayanları, zıplayanları... Suriye’yi, Rusya’yı bile bir şey sanma alışkanlığımız sürüyor. Niye? Çünki henüz “Durmuş oturmuş” değiliz. Daha uzun süre nice yabanları, hantalları, çapraşıkları bir şey sanacağımız ortada. Vaziyet, yani yatanı kalkanı bile bir şey zannediş, bizler durup oturana kadar sürecek. * * * Çâre? Çâre, kendimizi hemence bir şey yüksekliğine taşımaktır. Özgüvendir, inattır, iddiadır. Sevgileri, saygıları boşa harcama alışkanlığından vazgeçmektir. Lütfen: Bir ân önce durmuş oturmuş seviyelere çıkalım, her önümüze geleni, getirileni bir şey zannetmeyelim. Kimseye bir görüşte tutulmayalım, kendimizi ucuza satmayalım ve küçük görmeyelim. Herkes bir konuda herkesten ileridedir. Bir manavın, temizlik işçimizin profesörden öte meziyetleri vardır. * * * Durup oturmakta acele gerek. Zamana ve büyümelere yetişmenin başka yolu yok. Durmuş oturmuş bir millet bilinmeye doğru hizâlanmalıyız. Hep birlikte, evvelâ kendimizin “Bir şey” olduğunu keşfederek...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT