BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Stres, korku panik atak yapıyor!..

Stres, korku panik atak yapıyor!..

Sürekli stres, korku ve kötü beslenme vücut kimyasını bozar, panikatağa yol açar. İnsan, endişe ile beraber çarpıntı yaşar; nefes almakta zorlanır hatta öleceğini bile düşünür.



Sürekli stres, korku ve kötü beslenme vücut kimyasını bozar, panikatağa yol açar. İnsan, endişe ile beraber çarpıntı yaşar; nefes almakta zorlanır hatta öleceğini bile düşünür. Değerli okuyucularımız geçen hafta başladığımız panikatak hastalığına sebep ve belirtileriyle devam ediyoruz... Panik Bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşur. İnsanoğlu sürekli olarak stres ve korku ile yaşadığında vücut kimyası değişir, gerilim kimyasalları ve hormonları üretilmeye başlar. Bu gerilim kimyasallarının üretilebilmesi için vücudun oksijene, belli başlı gıdalara, vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Kötü beslenme, yoğun stres ve korku, yorgunluk gibi sebeplerden ikisi veya üçü bir araya geldiğinde kısır döngü oluşur ve bu tekrar edip durur. Panikatakta diğer korkulardan farklı olarak herhangi bir dış sebep yokken durup dururken ortaya çıkan içten kaynaklı bir korku vardır. Kişi, “Acaba atak geçirir miyim? Rahatsızlanır mıyım?” diye düşünmeye başladığı andan itibaren herhangi bir dış tesire ihtiyaç duymaksızın kendini panikatağın içinde buluverir. Kişinin kendini dinlemesi, kalp atışı ve nefes alma hızına dikkatini yoğunlaştırması ya da tetikleyici bir düşünceyi beyninden geçirmesiyle süreç başlamış olur. HAYATIN RUTİNİ BOZULUNCA... Dahili bir korku olmasına rağmen mesela kalabalık bir yer, bir kişi, bir olay, bir ölüm haberi gibi harici bir uyaran, tetikleyici dış faktörler de olabilir. Panikatak, hayatımızda önemli bir dönüm noktasını oluşturan olayı takiben 6-12 ay içerisinde ortaya çıkar. Bu da genellikle iş, eş ve çevre gibi kayıplardır. Mesela iflas (maddi kayıp), başka bir şehre taşınmak (çevre kaybı), anne olmak, askere gitmek (özgürlük kaybı), sevdiğinden ayrılmak (duygusal kayıp), deprem veya doğal afet sonrası (güven kaybı) gibi. Ani endişe hissi ile kalp çarpıntısı, nefeste zorluk, uyuşma, karıncalanma, ortama yabancılaşma, baş dönmesi gibi belirtileri yaşayanların durumu korkutucudur. Kişi, öleceğini bile düşünür. BELİRTİLERİ Kendimi TUHAF bir âlemde hissediyorum Aşağıdaki belirtilerden 4 tanesi sizde varsa panikatak adayısınız demektir >>  Çarpıntı ve kalbin kuvvetli, hızlı vurması şeklinde kalp atımlarını hissetme >>  El ve ayağın ter içinde, avuçların içinin sırılsıklam olması, her yanını soğuk soğuk ter basması >>  Titreme, sarsılma >>  Nefes darlığı, boğuluyor gibi olma, hızlı nefes alıp verme veya sanki boğazda bir el varmış da nefes alamıyor gibi his >>  Soluğun kesilmesi >>  Göğüs ağrısı, göğüste sıkıntı duyma, göğüs kafesinde baskı ve sıkışma hissi >>  Bulantı, karın ağrısı, mide kasılmaları, krampları, karında ağrı, şişkinlik, geğirme, gaz >>  Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ve bayılacakmış gibi olma >>  Dış dünya veya kendi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme. >>  Kontrolünü kaybedeceği, çıldıracağı, sebepsiz korkunç bir şey olacakmış gibi ani korkular >>  Ölüm korkusu, dünyanın sonunun geldiğini zannetme >>  Uyuşma ve karıncalanma hissi, el ve ayaklarda istemsiz boşalma, odun gibi hissizlik >>  Üşüme, ürperme ve ateş basması, içine ılık ılık bir şeyler akması hissi >>  Farklı bir dünya aleminde yaşıyormuş gibi, bir sis perdesinin arkasından bakıyormuş hissi >>  Kendini veya çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme >>  Aklını kaçıracağından veya delirmesinden korkma KARDEŞLERİ!.. Hastaların yarısı DEPRESYONDA Panikatağın beraberinde görülen bozukluklar: >> DEPRESYON görülme oranı % 40-50 >> AGORAFOBİ % 50-70 ( yalnız kalamamak, yalnız sokağa çıkamamak, kalabalığa girememek, uçak, asansör, otobüs, pasaj, tünel, köprü, tiyatro gibi yerlerden korkmak) >> SOSYAL FOBİ % 10-15 >> SOMATİZASYON BOZUKLUĞU gibi yoğun bedeni şikayetler % 6-8 >> HİPOKONDRİYAZIS yani hastalık hastalığı görülme oranı % 20-30 >> MADDE VE ALKOL KULLANIMI % 20-25, bunları sözde rahatlamak ve çare için kullanırlar ama sonuçta % 5-10 oranında uyuşturucu bağımlılığına geçiş olur. >> MANİK DEPRESİF, depresyon ve tam tersi coşma nöbetleri şeklinde tablo %10-12 >> OBSESİF-KOMPULSİF(takıntı, temizlik, simetri hastalığı), kişilik bozuklukları % 40 >> GENEL ANKSİYETE BOZUKLUĞU % 15-20, aşırı kaygı gibi... OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Panikatağım var, bir türlü uyku tutmuyor M.Masum Hattatoğlu / AYDIN >> 33 yaşında 125 kiloyum, panikatak teşhisi kondu, gündüzleri endişeleniyorum, akşamları uyku tutmuyor, manevi yönden sıkıntımız yok. CEVAP: Masum kardeşim, her şeyden önce acilen kilo vermelisin! Aşırı kilolar yüksek tansiyona, şekere, kolesterole, damar sertliğine yol açar. Lütfen öncelikle bunu hallet! Ayrıca geceleri uyku apnesi dediğimiz uykuda solunumun durması nöbetleri ortaya çıkar. Kullandığınız ilaç, panik ataktan ziyade depresyonda kullanılan bir ilaçtır. Bu tür ilaçları kullanmadan önce dahiliye uzmanına detaylı muayene olup tetkiklerini yaptırarak kontrol altında zayıfla. Her türlü şikayetinin düzeldiğini göreceksin. 2. çocuğunuzu düşünmenizde bir mahsur yoktur. Uyku için de bahsettiğiniz ilaç yerine yan etkisi çok daha az bitkisel kökenli ilaçlar kullanılabilir. Apandisitle gastritin bir alakası var mı? Mehmet Hiçyılmaz >> Amatör sporcuyum. Mide-bağırsak problemlerimle apandisit arasında bir bağlantısı olabilir mi? Tekrar spora dönebilir miyim? CEVAP: Sayın Hiçyılmaz, akut apandisit her insanın başına özellikle de 50 yaş öncesi, her an gelebilecek ve tek tedavisinin ameliyat olduğu bir hastalıktır. Gastrit ve irritabl bağırsak sendromu ile alakası yoktur. Apandisit; tıkanmış, iltihap yapmış kör bağırsaktır ve tek tedavisi bu bağırsağı cerrahi operasyonla aldırmaktır. Gastrit ve İ.B. sendromu ise; stres ve gerilimi bünyesinde çok tutan ve bunlarla baş edemeyen, her şeyi kafasına takan, kuran ve üzülen kişilerde görülür. Tedavileri de ameliyat yerine düzenli beslenme ve kendini strese sokmamaktır. Ayrıca ameliyattan 2 ay sonra her türlü sporu yapabilirsiniz. Diyete girerek tansiyonu aşağı çek! > Fahrettin Arslan 49 yaşında, şeker hastasıyım, tansiyon problemim de var. Bir yıldır salonda muntazaman spor yapıyorum. CEVAP: Fahrettin Bey, boy ve kilondan bahsetmemişsin. İdeal kilonuza inin. Son 3 aylık şeker ortalaması % 6.5’u geçmemelidir. Şeker ilaçlarına hekim kontrolünde devam et. Et ve süt ürünleri gibi proteinden zengin gıdalardan uzak dur. Buna rağmen ürik asit seviyen 7’nin altına inmezse, doktorunun vereceği ilacı kullan. Trigliserid seviyelerin de 150 mg/dl’yi geçmesin. Tuzsuz diyete girerek ve zayıflayarak tansiyon değerlerin 120/75’e inmezse, ARB grubu tansiyon ilaçlarından kullanarak hem kalbini hem de böbreklerini korumuş olursun. Düzenli egzersiz, perhiz ve ilaçlarına devam et, inşaallah her şey yoluna girecek. Fazla kilolarınız regl düzenini bile bozuyor > Rumuz Çare / AFYON 34 yaşında bekar bir bayanım, boyum 1.56, kilom 70. Polikistik Over’im var, doğum kontrol hapı kullanıyorum! CEVAP: Sevgili kardeşim, ciddi perhiz ve egzersizle (özellikle mekik) ayda 5 kg vererek 50 kiloya inmelisin! Öğün başı 1-1.5 dilim kepekli-çavdar ekmeğini geçme. Tuzu ve şekeri unut, hamur işi, yağ, çikolata ve koladan uzak dur. Bütün sıkıntıların bitecek! Adetlerin bile düzene girecek. Gizli şeker ilaçlarına devam et. Polikistik Over Sendromu için kullandığın ilacın yanında Aldactone 100 tb günde 1 defa, her ay 3 hafta kullanabilirsin. Kıllanman azalmazsa aktif ve serbest testosterona dönüşümü bloke eden ilaçları hekim takibinde kullan, sıkıntın kalmayacak. Kolesterolünüz için de perhizin yanında statin grubundan ilaç gerekebilir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102715
    % 0.57
  • 5.2851
    % -0.34
  • 5.9555
    % -0.47
  • 6.7956
    % 0.67
  • 224.132
    % 0.63
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT