BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Renkli kutu, etme bizi kötü

Renkli kutu, etme bizi kötü

TV dizilerinden herkes şikâyetçi. Aileler çocuklarının ruh sağlığının bozulmasından endişe ediyor. Geleneksel aile yapısının sarsılmasından korkuyor. Devlet Bakanı Aliye Kavaf, “Dizilerdeki erotizm beni ‘irite’ ediyor” diye dert yanıyor. RTÜK bir dizi tedbir uygulamasına rağmen kimseye yaranamıyor.



TV dizilerinden herkes şikâyetçi. Aileler çocuklarının ruh sağlığının bozulmasından endişe ediyor. Geleneksel aile yapısının sarsılmasından korkuyor. Devlet Bakanı Aliye Kavaf, “Dizilerdeki erotizm beni ‘irite’ ediyor” diye dert yanıyor. RTÜK bir dizi tedbir uygulamasına rağmen kimseye yaranamıyor. Televizyonların en büyük gelir kaynağı ise bu dizilere verilen reklamlar. Medya patronları paraya hayır diyemiyor. İş bununla kalsa iyi; son dönemlerde çevrilen filmler ayrı bir rezalet. Açık saçık sahnelerin yanı sıra argo sözcüklerle ve ağza alınmayacak küfürlerle dolu, çocukları bırakın büyüklerin bile ahlâkını zedeleyen bu dizi ve filmler, izlenme rekorları kırıyor. Kim suçlu; dizi filmleri izlemek için televizyon başına üşüşen ya da filmlere gitmek için sabırsızlıkla bekleyen insanlar mı? Bu insanlara hitap etmek için sözüm ona o sanatsal içerikli dizileri veya filmleri üreten sanat dünyası mı? Denetlemekle görevli kurumlar mı, hükümet mi? Teferruata dalınca esas söylemem gerekeni unutuyordum az kalsın! Anadolu Üniversitesi’nin yaptığı “Yoksulların Günlük Yaşamında Medya” araştırmasına göre fakir fukara için televizyon; eğlencenin, haberin, yakın ve uzak dünyaya ilişkin bilginin temel kaynağı haline gelmiş. Tabii ki başka imkânı olmayan insanların televizyona mahkûm olmaktan başka çareleri yok. Ne verirsen onu alacaklar. Anlayacağınız çözülmesi zor bir denklem var ortada. Vallahi işin içinden çıkana aşk olsun... (Önemli Not: Tıbben, fazla televizyon seyredenlerin ömrü azalıyormuş!) Tuzlayayım da kokmayasın! AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış, Ayakkabıcılar Derneğinin (AYAD) tanıtım toplantısında Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili yapılan çalışmaları anlatırken “Ancak bana ‘en büyük yatırımı neye yaptınız?’ diye sorarsanız, en büyük yatırımı demokrasiye ve insanımıza yaptık. Onun neticesinde AYAD dünyaya meydan okuyabilecek hale geldi. Avrupalıları ayaklarından tavlayacaksınız inşallah. Sizlere güveniyoruz” diye konuştu. İyi de Sayın Bakanım, bizim ayakkabıları sağlam yapmamızın hiçbir anlamı yok ki! Çünkü onlar, ne kadar pis iş varsa onun peşinde koşuyorlar. Her türlü pislikle içli-dışlılar. Onların ayaklarına sinen o pis kokuları bizim ayakkabılarımız sindiremez. Bundan da belli zaten; bir Avrupalı yılda 10 çift ayakkabı eskitiyormuş! En iyisi bırakalım bu kokmuş ayakları, ne halleri varsa görsünler! Kesintisiz hizmetin bereketi Alışveriş merkezleri ve Perakendeciler Derneği Başkanı Mehmet Nane AVM’lerin pazar günleri kapanması durumunda 81 bin kişinin işini kaybedeceğini söylüyor. Bununla da kalmıyor Nane, haftalık ciroların yüzde 25-30 düşmesinden endişe ediyor. Sanayi Bakanı Nihat Ergün’e tavsiyemiz; alışveriş merkezleri bankamatikler gibi 7 gün 24 saat hizmet versinler. Böylece hem 81 bin kişi işsizlikten kurtulur hem de belki 10-20 bin kişi yeni iş sahibi olur. Cirolar da firmaların yüzünü güldürür. Ne dersiniz Sayın Bakanım, güzel bir çözüm değil mi?!.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT