BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TÜRK-YUNAN MEDYA KONFERANSI'NIN ARDINDAN - 2 -

TÜRK-YUNAN MEDYA KONFERANSI'NIN ARDINDAN - 2 -

ğ Yapılan konuşmalar, iki ülkenin tezleri arasındaki farkı açık biçimde vurguluyordu. Her iki taraf da sahip oldukları mevzileri sıkı sıkıya korumaya çalışıyordu. Bu sebeple, derin ihtilaf konusu meselelere çözüm için gemiye yol aldıracak rüzgara ihtiyaç vardı ve bu rüzgarı ancak iki ülke medyası sağlayabilirdi.



Dostluk gemisine iki ülke medyası yol verecek Yunanistan Gazeteciler Cemiyeti bu konferansa katılmama kararı almıştı. Bu durumu panele katılan bir Yunan gazeteci büyük bir üzüntü ile dile getirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de bu konferansa resmi bir katılımı yoktu. Yönetim Kurulu üyelerinden sadece Leyla Tavşanoğlu katıldı. O da ismen yapılan davet üzerine. Türkiye’den giden gazetecilere biri rektör (Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder), ikisi dekan (İ.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Güz ve Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur) olmak üzere altı tane de öğretim üyesi eşlik etti. (Bunlardan Mesut Önen ve Nüket Güz aynı zamanda basın Konseyi Yüksek Kurul üyesi, Haluk Şahin de aynı zamanda köşe yazarı ve televizyon programcısı). Yunanistan tarafındaki katılımcılarda ise sadece bir üniversite öğretim görevlisi vardı. Türk tarafının işi daha ciddiye alması yanında ülkemizin büyüklüğünün de heyetin niteliğine yansıdığını söylemek mümkün. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki, panelistlerin kahir ekseriyeti Doğan Yayın Grubu’na mensuptu. Bilgin Grubu’ndan herhangi bir gazeteci katılımcı yoktu. Sabah Gazetesi yazarı Hıncal Uluç konferansa davet edilmediği için bu durumu tenkit eden şiddetli bir yazı yazdı. Doğan Grubu dışındaki tek panelist Doğuş Grubu’ndan NTV’nin Genel Müdürü Nuri Çolakoğlu idi. (Çolakoğlu aynı zamanda Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.) Orhan Birgit her ne kadar Cumhuriyet’te yazıyorsa da kendisi Aydın Doğan Vakfı’nın Genel Müdürü’dür. Bu sıfatıyla da orada sergi açılışında ev sahipliği yaptı. Türk tarafının diğer panelistleri, Ertuğrul Özkök, Prof. Dr. Soli Özel, Prof. Dr. Aydın Uğur, Şahin Alpay, Ferhat Boratav (CNN Türk Genel Koordinatörü), Prof. Dr. Üstün Ergüder idi. Bu sonuçta, temas grubunun Türk tarafındaki üç temsilcisinin (Oktay Ekşi, Haluk Şahin ve Nur Batur) de Doğan Grubu’na mensup olmasının rol oynadığını tahmin etmek zor olmasa gerek... TARAFLAR ARASINDAKİ İFADE FARKI İki gün süren konferansın açılışına Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve meslektaşı Papandreu’nun da katılarak birer konuşma yapması olayı daha fazla “medyatik” hale getirdi. Her iki bakan da bu diyalog sürecindeki gayretlerinin samimi olduğunu ve “tribünlere oynamadıklarını” ifade ettiler. Bunun böyle olduğunu her iki konuşmacının seçtiği kelimelerde görmek mümkündü. Zira Cem, “Batı Trakya’daki Türk Azınlık” derken Papandreu “Batı Trakya’daki Müslüman Azınlık” ifadesini kullandı. Kuşkusuz bu ifadeler her iki ülkenin tezleri arasındaki farkı açık biçimde vurguluyordu. Yani; “İsmailciğim” veya “Yorgocuğum” iltifatları işin retoriği idi. Ama işin reel politik yönüne bakıldığında, her iki taraf sahip oldukları mevzileri sıkı sıkıya koruyordu. Hatta diyaloğa kapıyı açan Papandreu’yu herkes bu “cesur” hareketinden ötürü kutluyordu! Ve her iki bakan da henüz sığ sularda olduklarını dile getirirken, Türkiye ile Yunanistan arasındaki derin ihtilaf konusu meselelere çözüm için gemiye yol aldıracak rüzgara ihtiyaç bulunduğunu, iki ülke medyasının bu rüzgarı sağlayabileceğini, birbirlerini teyiden ifade ettiler. Konferansın ilk oturumuna eski başbakanlardan şimdiki muhalefet lideri, Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Miçotakis de dinleyici olarak katıldı. Medya konferansı boyunca konuşmacılar belki genelde benzer şeyleri tekrarladılar. Ama herkes, bu yeni dönemin daha iyi ve dostluğun düşmanlıktan elbette daha yararlı olduğunda hemfikirdi. Atina Belediye Başkanı da konferansın açılışında barış ve dostluğa destek veren bir konuşma yaptı. İkinci gün, Rodos Belediye Başkanı söz alarak Rodos’ta düzenlenecek bir dostluk konferansına ev sahipliği yapmaya hazır olduklarını belirtti. Konferans oturumlarının birinde söz alan Yunanistan’ın eski büyükelçilerinden Zepos, Kıbrıs konusundaki Yunan tezini fırsattan istifade anlatmaya kalkıştı ama bu hemen fark edildi. Buna mukabil Türkiye tarafında, emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ daha dikkat çekici teklifler ihtiva eden iki kısa konuşma yaptı. Elekdağ özetle Yunnistan’ın Türkiye ile “Sınırların ihlal edilemezliği” anlaşması ve saldırmazlık paktı konusunda teşebbüse geçmesini istedi. Aynı şekilde “Open SKY-Açık Ufuklar” kuralı çerçevesinde iki ülke uçaklarının birbirlerinin semalarında uçarak gözlem yapma imkanını elde etmesi ve böylece herhangi bir saldırı hazırlığı yönünde şüphe duymak yerine güven hasıl etmek için adımlar atılması gerektiğini dile getirdi. Bu tekliflere Yunan tarafından nasıl bir cevap geleceğini görmek için beklemek gerekecek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT