BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bulak ve Terim

Bulak ve Terim

Merakla bekliyorum; Trabzonspor Kulübü Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Giray Bulak’ı, Şenol Güneş gibi kovacak mı?..



Merakla bekliyorum; Trabzonspor Kulübü Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Giray Bulak’ı, Şenol Güneş gibi kovacak mı?.. Güneş, bundan beş yıl önce F.Bahçe’yle oynanan maçta yenilerek şampiyonluğu kaçırmış ve bu yüzünden de işine son verilmişti! Şimdi aynı şey Giray Bulak’ın başına geldi! Bulak, Türkiye Kupası çeyrek final maçında G.Saray’a elenerek kupa hayâlini bitirdi. Yılmaz’ın futbol mantalitesine göre bu durumda Güneş gibi Giray’ın da işine son vermek gerekiyor! Ancak bir gerçeği Yılmaz gözünden kaçırıyor! Herkes bir Fatih Terim olamaz! Çünkü, Terim de bu yere gelinceye kadar çok zorlu badirelerden geçti ve sonunda hak ettiği Fatih SultanTerim oldu. Trabzonspor Kulübü Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Giray Bulak’ı bu arenaya sürerken, sen bir Fatih Terim’sin demiş olacak ki Bulak, daha soyadına sultan kelimesini almadan (!) astığım astık, kestiğim kestikle işe başladı. Tabii bunun sonucunda da, olan hem kendisine, hem de Trabzon’a oldu! Bence Bulak, en büyük yanlışı Hami’yi bir çırpıda takımdan uzaklaştırmaktan öte; yok etmekle (!) yaptı. Bulak, bu golcü futbolcuyu gelir gelmez takımdan dışlamakla bir ‘ilk’e imza attığını zannediyor; oysa ki yanılıyor!.. Bunu yapmakla da hem Trabzonspor’a hem de kendine zarar verdiğinin farkında değil. Bulak’ın, Hami’yi, bırakın oynatmayı, üçüncü yedek olarak düşünmesi bir ‘ilk’#teten çok, bir ‘öc’ün ifadesidir! Çünkü Hami kulübede pas tutacak bir futbolcu değildir. İŞLEYEN DEMİR PAS TUTMAZ! Türkiye Kupası’nın yeni şekli futbolumuza zarar veriyor. Çünkü futbol oynanarak gelişir ve bu sayede de Avrupa yakalanır! Oysa ki bizde tam tersi; Futbol Federasyonu sanki bir yenilik yapmış gibi, bu yıl Türkiye Kupası’nı tek maçlık eleminasyon sistemiyle oynanmasına karar verdi. Türk futbolunun dinlenmeye değil, futbolu öğrenmeye ihtiyacı var. Öğrenmek de; fazla maç oynamakla mümkün olur. Lig maçlarının hafta arasında da oynanmasından vazgeçtik, hiç olmazsa Türkiye Kupası çift maç esasına göre oynanmalıdır. Bu sayede hem futbolumuz, hem de iflâstan söz eden kulüplerimiz kazançlı çıkar. Yoksa kupanın bu şekli, hem futbola hem de kulüplere bir darbe olur. G.Saray’ın ve diğer takımlarımızın durumu ortada. G.Saray, Çarşamba - Cuma oynamakla bugünkü başarı grafiğini yakalamıştır. İspanya buna güzel bir örnek; İspanya Milli Takımı maç oynarken, aynı gün ligde maç yapııyor. Buna karşı bu ülkenin futbolu geri gideceği yerde; bir çok ülkenin önünde bulunuyor. Eğer bu da yapılamıyorsa, maç adedini artırmak için ortaya başka kupalar konulmalıdır. Örneğin Atatürk Kupası gibi... HOŞ SEDA! Ligde G.Saray’ın ezici üstünlüğü her geçen gün bazı kimseleri hırçınlaştırıyor! Başkanından tutun, kulüp ahçısına kadar (!) herkes, G.Saray’ın üzerine oynuyor. G.Saray, Gaziantepspor’la Pazar günü deplasmanda oynarken, kupadaki rakibi Trabzonspor Cuma günü kendi sahasında Adanaspor’la lig maçı oynadı. Sonrada bunun adı ‘G.Saray korunuyor’ oldu! Bu nasıl korunmaksa!... Dört gün sonra iki takım, bu kez ligde karşı karşıya geldi. Yine değişen bir şey olmadı! Çünkü galip taraf yine G.Saray’dı. Yenilen takımın yöneticileri, bu kez de hakemi zan altında bıraktı. Nedense yenilgiye doyan yöneticiler (!) bir türlü lâfa doymadı! Anlayacağınız G.Saray, bu ve bu gibilerin görüşlerine göre, bileğinin hakkıyla kazanamıyor! Oysa ki hakem konusunu ileri sürenler, iki yıl önce beğenmedikleri Kadir Tozlu sayesinde, G.Saray’la oynadıkları bir kupa maçında mağlubiyetten kurtulmuştu. Hakemleri karalayarak başarısızlıklara kılıf arayanlar, önce, 4 gün içinde aynı takımdan yediği 4 golün muhasebesini yapmalıdır! Yoksa yaptıkları bu sahte feryatlar, hep ‘havanda su döğmek’ gibi kalır!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT