BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tekirdağlının plaka tutkusu!

Tekirdağlının plaka tutkusu!

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun onu diğer liderlerden farklı yapan özelliği var. Elini tuttuğu kişiye elektrik veriyor, gözüne baktığına sevgi aşılıyor. Hitap ettiği kalabalığa ise moral. Eh, böyle bir lider dinlenmez mi? Davet edince reddedemedim gittim. Çorlu, Tekirdağ, Malkara ve Keşan’ı da içine alan bir Trakya turu gerçekleştirdik birlikte.



TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun onu diğer liderlerden farklı yapan özelliği var. Elini tuttuğu kişiye elektrik veriyor, gözüne baktığına sevgi aşılıyor. Hitap ettiği kalabalığa ise moral. Eh, böyle bir lider dinlenmez mi? Davet edince reddedemedim gittim. Çorlu, Tekirdağ, Malkara ve Keşan’ı da içine alan bir Trakya turu gerçekleştirdik birlikte. Hisarcıklıoğlu oda başkan ve üyelerini dinledi, onlara moral verdi. İstanbul’a döndüğümüzde vakit gece yarısını geçmişti. O daha Yalova’ya geçecekti. Beni de kışkırtmaya çalıştı ama, ‘Bana bu kadarı yeter’ deyip İstanbul’da kaldım. Eve geldiğimde, bir taraftan sızlayan ayaklarımı ovdum, bir taraftan da ‘Bu insanlar yorgunluk nedir bilmezler mi?’ diye düşündüm. Yoruldum ama iyi oldu doğrusu. Uzun zamandır gitmediğim Trakya’yı gördüm. İnsanların kendilerine moral veren kişilere ne kadar ihtiyaç duyduklarına ve böyle birini görünce nasıl sevindiklerine bir kere daha şahit oldum. Tekirdağ’ın batısı, tarım ve gıda ile iştigal ediyor, doğusu İstanbul’un arka bahçesi. Sanayi ve nüfus yoğunluğu Tekirdağ’a geldi dayandı. Güneyi ise deniz. Trakya ABİGEM’in açılışını yapan Hisarcıklıoğlu, Tekirdağ’ın krizden Türkiye genelinden daha az etkilenmiş olmasına işaret etti ve Trakyalı iş adamlarını övücü sözler söyledi. Ardından da “Bankada 3 milyar TL paranız olmasına rağmen, protesto olan çeklerde yüzde 59 artış olmuş! Bunu bana izah edebilir misiniz” diye sordu. Tekirdağlı bu, sözün altında kalacak değil ya. “Te be yav” dediler bir ağızdan. “Onda şaşacak ne var? Plaka numaramızı tutturmuşuk işte!” Hisarcıklıoğlu’nun, her gittiği yerde bürokrasiye söyleyecek bir çift sözü vardır. Malzeme de çıkıyor. Asyaport Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Soyuer, Tekirdağ Limanı’na talip olmuş ve 200 milyon dolar yatırım yapmaya karar vermiş. Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Mustafa Yurdanur da kendisine destek vermiş. Gelmişler, gitmişler. Gelmişler, gitmişler... 5 sene sürmüş bu gidiş geliş. Hisarcıklıoğlu, “Bunun adı zulümdür” dedi. Ki, yerden göğe kadar haklı. Bir şehre büyük bir yatırım yapmaya niyet ediliyor. “Bugün git, yarın gel” mantığıyla hareket eden bürokrasi, mani oluyor bu yatırıma! Hisarcıklıoğlu’nun hedefinde sadece bürokrasi yoktu tabii. Mahallî idarelere de vardı diyeceği. Çorlu’dan geçip Uzunköprü’den sonra Meriç’e karışan Ergene Irmağı’nın hali gerçekten içler acısı. Ergene’ye ırmak demenin imkânı kalmamış. Resmen zehir akıyor. Hisarcıklıoğlu da onu söyledi zaten. “Bu ırmağın suyu ile sulanan bir ürünü sakın yemeyin. Ayrıca, o ürünü satıp başkalarına da yedirmeyin!” Hisarcıklıoğlu, Keşan’da yaptığı konuşmada ise “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” diyerek; iş adamlarının güçlerini birleştirmesini istedi ve hesap sorabilir bir duruma gelmeleri gerektiğini vurguladı. Hesap sorabilmek için önce hesap verebilir hale gelmek lazım. Türkiye’de hesap verebilecek kişi ve kuruluş yok ki, hesap soran olsun! Hisarcıklıoğlu, “Tapuda eksik muamele yapan nasıl hesap sorsun” diyerek; iş adamlarının vergi kaçırmak gibi basit şeylere tevessül etmemeleri gerektiğini belirtti. Hisarcıklıoğlu’ndan fıkra Adamın biri şehirden kasabaya dönüyormuş. Bir köyün yakınından geçerken ayağı kayıp bataklığa düşmüş. “İmdat” diye bağırmış. “Boğuluyorum. Kurtarın beni!” O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış. Adam, “Bataklığa düştüm. Kurtar beni!” Köylü, “Geçmiş olsun” demiş ama kurtarmak için hiç gayret göstermiyor. Handiyse dönüp gidecek. Adam paniklemiş ister istemez, “Lütfen” diye yalvarmış. “Bir dal uzat. Kurtar beni!” Köylü, “Olmaz” demiş. “Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin. Hazine’den bir şey almak suçtur!” Ölümle yüz yüze gelmiş bir insana söylenecek şeyler mi bunlar? “Sen, dalga mı geçiyorsun” diye bağırmış, ağzına dolan çamurlara aldırmadan. “Ölüyorum. Kurtar beni!” Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş. “Ben Hazine’den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat, seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakamı, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Malmüdürüne sorulur. Şayet, Hazine arazisi değilse, vali itfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar...” “Yahu” demiş adam. “Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm.” Köylü gülmüş. “Ben ölmezsin demiyorum ki” demiş. “Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT