BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alevîmize de yazık, Sünnîmize de

Alevîmize de yazık, Sünnîmize de

Gazetelerde yer alan bir habere göre, Erzincan’da bazı Alevî köylerimize silah sağlanmış. Bu silahlar bir veya birkaç çuvala konularak toprağa gömülmüş. Türkiye’mizde, bir hükûmet darbesinden sonra çıkması düşünülen Alevî-Sünnî çatışmalarında o silahlar Alevîlerimize dağıtılacakmış. Onlar da bu silahlarla Sünnilerimize saldıracaklarmış!..



Gazetelerde yer alan bir habere göre, Erzincan’da bazı Alevî köylerimize silah sağlanmış. Bu silahlar bir veya birkaç çuvala konularak toprağa gömülmüş. Türkiye’mizde, bir hükûmet darbesinden sonra çıkması düşünülen Alevî-Sünnî çatışmalarında o silahlar Alevîlerimize dağıtılacakmış. Onlar da bu silahlarla Sünnilerimize saldıracaklarmış!.. Bu haberin doğruluk derecesini bilmiyorum. Ama inanıyorum ki: “Şüyuu vuku’undan beterdir.“ Yani böyle bir haberin gazetelerimizde yer alması bile, çıkması veya çıkarılması düşünülen bir Alevî-Sünni çatışması kadar tehlikelidir. Dehşet vericidir. Demek ki Çorum’da, Malatya’da, Maraş’ta, Sivas’ta, İstanbul’un Gazi Mahallesinde tezgâhlanan kanlı oyunların bir benzeri, birileri tarafından Erzincan’da da düşünülmektedir. Belki, bölgedeki bazı Sünnî köylerimiz için de böyle hazırlıklar yapılmıştır veya yapılacaktır. Aklın, iz’anın, basiretin ve tabii bu topraklarda insan gibi yaşamanın isteklisi olan herkes, kendi kendine şu soruyu sormalıdırlar: Neden böyle? Türkiye’de neden bir Alevî-Sünni çekişmesi, çatışması var? Birtakım hain kafalar, neden bizi birbirimize düşürüyorlar? Düşürmek istiyorlar? Bu soruyu ben, elli yıl önce kendime sordum ve elli yıldan beri bu kardeş kavgalarının acılarıyla, dehşetiyle, korkularıyla yaşar oldum. Konu, benim kafamda, bütün açıklığıyla ortadadır. Yani bana göre bu Alevî-Sünni çekişmesinin, dövüşmesinin, vuruşmasının bir tek sebebi vardır ve kırk ayrı oyun, o bir tek sebebe dayanarak oynanmaktadır. O sebep ise, bizim korkunç ölçülere varan cehaletimizdir. Bu yedi canlı, yedi başlı, yetmiş bin dilli cehaletimiz yok edilmedikçe, birileri bu rezil oyunları oynamaya, bizi birbirimize düşürmeye devam edeceklerdir. Türkiye’mizde, bilenler elbette vardır ama Alevî oldukları halde Aleviliği, Sünni oldukları halde sünneti bilmeyenler çoğunluktadırlar. Ve bunun vebali de hem imparatorluk, hem de Cumhuriyet idarecilerimizin üzerindedir. Bu sütunda, zaman zaman Alevilikle ilgili bazı konuları yazıyorum. Bunlar, iki kere iki dört eder kabilinden çok, ama çok basit konulardır. Ama Alevî okurlardan gelen mektuplardan, itirazlardan anlıyorum ki, kendilerini Alevî sanan bazı vatandaşlarımız çok basit meselelerimizi bile bilmiyorlar. Mesela ben, Hacı Bektaş Veli’nin MAKALAT isimli kitabından, onun şeriatla ilgili görüşlerini alıp yazıyorum. Bazı Alevî okurlarımız derhal itiraz ediyorlar: “Bunlar, Hacı Bektaş Veli’nin görüşleri değildir. Hacı Yavuz Bülent’in uydurmalarıdır!” diyorlar. MAKALAT 64 sayfalık bir kitap. Makalat’ı bile okumayan milyonlarca insanımız var. Bırakınız MAKALAT’ı biz, aşağı yukarı, bin yıldan beri Alevî vatandaşlarımıza anlatamadık ki Hz. Ali 661 yılında, Hz. Hüseyin 680 yılında şehid edildi. O hazin hadiselerle, millet olarak bizim, milyarda, trilyonda bir bile vebalimiz yoktur. Çünkü biz, 950 yılında Müslüman olduk. Ey Alevî kardeşlerimiz, bize neden Yezid diyorsunuz? Ve siz ey Sünni kardeşlerimiz siz de Alevîleri neden İslâm dışında görüyor, gösteriyorsunuz? Laikliği İslâm düşmanlığı şeklinde anlayan yobaz kafalar, Alevî-Sünnî çekişmesinin asıl suçlularıdırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT