BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhurbaşkanı ile ufuk turu

Cumhurbaşkanı ile ufuk turu

Dünkü yazımızda Sn. Cumhurbaşkanı ile Çankaya’da yaptığımız söyleşinin sadece Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili boyutunu ele almıştık. Bu kez, aynı sohbetten ülkemizin dünü, bugünü ve yarınları adına edindiğim izlenimlerini ifade etmek istiyorum.



Dünkü yazımızda Sn. Cumhurbaşkanı ile Çankaya’da yaptığımız söyleşinin sadece Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili boyutunu ele almıştık. Bu kez, aynı sohbetten ülkemizin dünü, bugünü ve yarınları adına edindiğim izlenimlerini ifade etmek istiyorum. Evet; Türk insanı çetin bir coğrafyaya sahip. Türkler olarak bu çetin coğrafyada idame-i hayatta bulunmak gerçekten zor. Zira, Sn. Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği gibi, tarihimiz ve coğrafyamız bizi eteklerimizden çekiyor! Türkiye’nin politikası ağır başlı bir politikadır. Böyle de olmak zorundadır. Türkiye, her seferinde gücünü ispatlamak zorunda değildir. 2000’li yıllara girdiğimiz bu dönemde iş, diplomasinindir. Bakınız; gücünüzü ne denli orta yere koyup ispatlasanız da, sonunda geleceğiniz nokta diplomasi masasıdır. Aklı başında devletler, işlerini kan dökmeden diplomatik müzakerelerle hallediyorlar. Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın özlemle ifade ettiği bir husus var ki, onca yıldır devlet idaresinde olmasına rağmen bunu temin edememesinin ıstırabını yüzünden okumak mümkündü! O da, devletin yapılanma şeklidir. Dün, özel sektör yoktu. Yapabilen yoktu diye, devasa işler devlete yaptırıldı. Bugün çok şükür özel sektörümüz var. Hâlâ ekonomide devletçilikte ısrar etmek, çağın anlayışına uygun olmadığı gibi akla, mantığa ve bilime de aykırıdır. Bugün için en önemli meselemiz, devletin fonksiyonlarının açıklığa kavuşmasıdır. Bu, açıklığa kavuşturulmadığı müddetçe, siyasete yeni yön verilemez. Dolayısıyla milletin şikayetleri bitmez, üstelik giderek artar. İdarede adil, açık ve şeffat olamazsınız. Devlet, behemehal ekonomiden çekilmelidir. Kurallarını koymalı ve fırsat eşitliğini bütün vatandaşlara açık tutmalıdır. Devleti sanayinin ve ticaretin içinde tutarsanız, zararı peşinen kabul ettiniz demektir. Görüyorsunuz devlet bir temel atıyor, o yeri işletmeye açmak için seneler geçiyor. Geçen zamana mı yanarsız, bu müddet esnasında kullandığınız ve artık eskiyen teknolojiye mi yanarsınız? Böyle bir işletmenin rekabet edebilme şansı yoktur. Zira aynı mamulü daha kaliteli ve daha ucuza ve modern pazarlama yöntemleri ile başkaları piyasanıza sürüyor! Siz bu hantal yapınızla zarardan başka ne yapabilirsiniz? Haa, bu niye böyledir? Eşyanın tabiatı gereği böyledir. Devlette risk yoktur. Elini taşın altına koyma yoktur. Sorumlu yoktur!.. Bir iktidarın attığı temeli, başka bir iktidar şu veya bu sebeple tamamlamaz. Günah değil mi bu milletin parasına? Türkiye’nin en büyük ve en önemli kaynağı teşebbüs gücüdür. Bu yoksa, o ülkenin insanları orada misafir konumundadır. Ev sahibi iseniz evi onarırsınız, kiracı veya misafirseniz, bakmazsınız bile! Devletin işleri bitmiş veya bitmemiş farketmiyor. Zira eli, taşın altında değil ki! Ama özel sektör öyle mi? Ekonomi, ülkelerin sınırlarını kaldırıyor. Uluslararası şirketler birlikteliğe gidiyor. Siz de uluslararası işbirliğine gitmek zorundasınız. Sermaye, güven ister. Bu güvenceyi kanunla vermediğiniz takdirde yabancı sermaye gelmez size.. Tahkim, bu itibarla iyi olmuştur. Avrupa ülkeleri Şengen kararı aldı. Vizeyi kaldırdılar. Tek bir ülkenin vatandaşı gibiler. Vızır vızır her tarafa gidip yatırım ve ticaret yapabiliyorlar. Bu hususların siyasi boyutu var, güvenlik boyutu var. Dünya ile içiçe yaşayacaksanız bunları teminle mükellefsiniz. Önümüzdeki çağ, hükümranlık anlayışlarının aşınacağı bir devir olacaktır. Bütün bunları yapmayacağım derseniz, dünyadan koparsınız ve kendi içinizde yaşarsınız! Bu çağda hükümranlığın (bağımsızlığın) tanımı, karşılıklı dayanışmadır. Cumhurbaşkanı’nın bu fikirlerine hangi aydın imza atmaz ve bir an önce olmalarını sabırsızlıkla beklemez. Peki, şimdiye kadar bin kere yapılması gerekip yapılamayan bu hayatî hususları kim kuvveden fiile çıkaracak? Tabii ki parlamento... Ama, parlamento öncelikle ve aceleyle kıyak emekliliği görüşüp kanunlaştırıyor! Ne yani, bütün bunlar için, bu yaşında Sn. Demirel’i yeniden parlamentoda görmemiz mi gerekiyor?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT