BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Para kullanmayı BİLMİYORUZ

Para kullanmayı BİLMİYORUZ

Türk insanının parayı değerlendirmek konusunda yetenekli olmadığını belirten Ahmet Dedehayır ve M. Ömer Gülkan, “Ev nasıl mimara yaptırılıyorsa, para da profesyonellere emanet edilmeli” diyor



Türk insanının parayı değerlendirmek konusunda yetenekli olmadığını belirten Ahmet Dedehayır ve M. Ömer Gülkan, “Ev nasıl mimara yaptırılıyorsa, para da profesyonellere emanet edilmeli” diyor SUNUŞ Sevgili okurlar; şöyle bir ofis düşünün ki, son derece şık, camından baktığınızda kaybolacağınız bir Boğaz manzarası, nezih bir çalışma ortamı, beyefendi ve hanımefendilerin çalıştığı bir yer, bir kurum. Bizi öyle güzel karşıladılar ki; gerek röportaj sırasında gerekse sizlere orayı gösterebileceğimiz fotoğraflarımız çekilirken, yaptığımız işin ve gitiğimiz yerin ne kadar doğru bir yer olduğunu bir defa daha düşündüm. Orada karşılaştığımız herkes ‘Türkiye Gazetesi, hoş geldiniz’ deyince, işte bilgilenme ve karşılama bu olmalı diye geçirdim içimden. Neden Arma Portföy Yönetimi’ndeyiz? Çünkü bu hafta para, ekonomi ve yönetimini konu aldık. Paramızı doğru kullanıyor muyuz? Doğru yönetiyor muyuz? Ülke olarak krizin neresindeyiz ve neler yapabiliriz? Bu soruların cevaplarına geçmeden önce, Arma Portföy Yönetimi ve yöneticilerini tanımakla başlayalım isterseniz... Keyifli ve bol kazançlı günler diliyorum, röportajıma uygun bir dilek oldu ama güzel de oldu, öyle değil mi? G.K.Z. AHMET DEDEHAYIR "Yaklaşık 19 senedir finans piyasalarının içindeyim. Bu süre içinde Galatasaray Spor Kulübü ile yaklaşık 4 sene süren iç içe bir dönemim var. Çeşitli aracı kurumlarda farklı görevler aldım ve en sonunda da üniversite yıllarından tanıdığım Kaya bey ve Murat Bey ile beraber şu anda Türk finans piyasalarının eksiği olan özel bir portföy yönetim şirketi kurduk." MURAT ÖMER GÜLKAN “Ben uzunca diye kabul edilebilecek bir zamandır finans piyasalarının içinde çeşitli rollerde çalıştım. Uzun süredir Deutsche Menkul Değerler aracı kurumunun ortaklarındandım. Bir süre Doucshe Bank Londra’da çalıştım. Yeni bir girişim olarak Ahmet Dedehayır ve üçüncü ortağımız Kaya Didman ile beraber ARMA PORTFÖY YÖNETİMİ’ni kurduk.” >> Portföy yönetimi nedir? Uzun yıllardır genel anlamda finans sektörü ve sermaye piyasaları Türkiye’de belli bir olgunluğa ve sofistikasyona ulaşmış durumdadır. Örneğin bankacılık sektörüne baktığımız zaman, Türk bankaları içinde, gerçekten dünyada sıralamaya koyulabilecek kaliteye sahip kurumlar var. Fakat bu sektör şemsiyesinin altında bugüne kadar çeşitli sebeplerden dolayı nispeten geri kalmış olan bir alt sektör diyebileceğimiz bir faaliyet var ki, bu da fon yönetimidir. Fon yönetimi, geneli oldukça gelişmiş sofistike ve kaliteli bir hal almış sektör içinde bir parça geri kalmış. Bunun çeşitli sebepleri var. Bunların başında da Türkiye’de uzun yıllar boyunca reel faizin çok yüksek olması var. Tek sebep bu değil ama en önemli sebeplerden biri olarak bu geliyor. Çok yüksek reel faiz ortamında fon yönetimi için özel bir çaba harcamak ya da servis almak gerekmiyordu. Reel faizlerin seviyesi de dahil olmak üzere, Türkiye’de bir takım şartların olgunlaşmasıyla beraber biz bundan sonra “Portföy Yönetimi” yani profesyonel fon yönetiminin çok ciddi bir gelişme sergilemesini bekliyoruz. Biz, kendi birikimimizi ve yeteneğimizi bu alanda müşterilerimiz için kullanmaya çalışacağız. Arma Portföy’ün amacı sektördeki diğer kurumlardan belki bir parça farklı olarak herhangi bir büyük grupla, bankayla, şirketle alakası olmayan tamamen bağımsız olarak çalışan bir kurum olmaktır. Dolayısıyla tek gözettiği müşterilerinin menfaati olan Türkiye’deki ilk bağımsız portföy yönetimidir. BENDER’İN DEVAMI >> Arma portföy yönetimi ne kadar zamandır var? ‘Arma Portföy’ kurum olarak çok yeni, yaklaşık 2 aydır var. Fakat ‘Arma Portföy’ eski ‘Bender’ portföy yönetiminin devamı oluyor. ‘Bender’ isminin de kullanım hakkı Bender Menkul Değerler’i alan kuruma ait olduğu için ismi değiştirdik. >> Arma Portföy’ün kuruluş amacı nedir? İnsanların paralarını profesyonellere emanet etmeleri dönemi gelmiştir. Türkiye’de özellikle içinde bulunduğumuz günlerde, insanlar artık eskiden olduğu gibi bankaya mevduatını yatırıp onun faiziyle iyi geçinme dönemlerinin bittiğinin farkında diye düşünüyoruz. Bu da düşen faiz oranlarından dolayıdır. Bundan sonra Türkiye’de faizler mutlaka biraz yükselecektir. Yani o alışıla gelmiş farklı faiz kazançları hayal olacaktır. Dolayısıyla tüm dünyadakine benzer bir gelişme olarak insanların paralarını profesyonellere emanet etmeleri dönemini geliştirmek istiyoruz. Biz kurum olarak, uzun ve orta vadede tüm kişi ve kurumlara en iyi getirileri istikrarlı olarak sağlayacağımızdan yüzde yüz eminiz. >> İş Yatırım ile çözüm ortaklığınız var, ayrıca hedef kitleniz nedir? İş Yatırım bizim bu girişimimizde hem çözüm ortağımız, hem de ortak bir vizyon paylaştığımız stratejik ortağımız. Teknik olarak İş Yatırım fonumuzun kurucusu, İş Bankası da saklama bankamız. Diğer bir deyişle, tüm müşteri varlıklarının saklanması, kayıtların tutulması, varlık ve nakit hareketlerinin kontrol ve denetimi İş Bankası tarafından gerçekleştirilecektir. Nitelikli yatırımcı diye adlandırdığımız para sahibi gerçek kişi ve kurumlar fonumuzun hedef kitlesidir. Hedef kitlemizin başında yabancı müşterilerimiz de olacak tabi. Bu işin altından alnımızın akıyla çıkacağımızdan eminiz. Ayrıca Arma Portföy, kendi alanında dünya kalitesinde bir marka olmayı hedeflemektedir. Amacımız ve tek iştigal alanımız, uluslararası standartda hizmet vererek yatırımcılarımız için artı değer oluşturmaktır. İŞSİZLİK HER YERDE ARTIYOR >> Ülkemizi teğet geçtiği düşünülen krizi siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kriz daha önce dünyada eşi benzeri görülmemiş ciddi, finansal bir kriz oldu. Tabii krizin etkileri ekonomiye de artık yavaş yavaş yansımaya başladı, işsizlik oranları tüm dünyada artıyor. Türkiye aslında krizin biraz dışında kaldı. Türk hane halkının borçluluk oranı çok düşük olduğu için, bugüne kadar Türkiye’ye krizin yansımaları çok fazla olmadı. Bu tür bir krizi, Türkiye çok iyi yönetti ve aynı zamanda Türkiye’nin krizlere karşı bir bağışıklığı var. Krizin daha göbeğinde olan gelişmiş ülkelere baktığımız zaman daha sonra yine muhtemelen tarihini yazacağı büyük ölçüde kamu kesiminden yani devletten finans ve bankacılık kesimine müthiş bir kaynak aktarımı olduğunu görüyoruz. Yani ortaya çıkan bu zararın normalde özel sektör oyuncuları arasında paylaşılması gerekirken devletler araya girip bu zararın büyük bir kısmını üstlendi, bunun bir sonucu olarak tabi tüm dünyada devlet bilançoları tartışılır hale geldi. Krizden etkilenen diğer ülkelere nazaran Türkiye baktığımız zaman kendi krizini 2001’de yaşayıp kendini toparladığı için 2008 de kriz geldiği zaman Türkiye deki kurumsal çerçeve gerçekten çok sağlam ve iyi gelişmiş durumdaydı. ANTRENMAN YAPTIK >> Şöyle diyebilir miyiz; Türkiye, 2001 krizinde antrenman yaptı o yüzden az hasarla atlatıyor? Tabii ki, 2001’deki yapımızla bu krize yakalansaydık durum çok farklı olurdu. İleriye dönük olarak çok hayalperest olmadan bence şunu söylemek mümkün, bu krizin pek çok sonucu olacak, bunlardan bir tanesi de siyasi güç dengelerinin değişmesi ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede güç dengelerinin değişmesi gibi sonuçları olacak. Buradan da Türkiye’ye çok büyük fırsatlar doğacak, yani Türkiye gerçekten zamanında ödevini yapmış kendini toparlamış olmanın avantajıyla bu krizden göreceli olarak fazla etkilenmemiştir. Tabi şu demek değildir ki; Türkiye’de borsayı şu anda pahalı buluyoruz yani bugünden yarın varlık hepten artacak değil ama Türkiye’nin gerçekten görünürdeki on yıllarını şekillendirecek bir takım faktörler olduğunu düşünüyoruz. İŞ, EHLİNE BIRAKILMALI >> Sizce Türk insanı parayı doğru kullanabiliyor mu? M.G. Hayır, Türk insanının öyle bir yeteneği yok. Bugüne kadar İMKB’de yerli yatırımcılar sürekli zarar ettiler. Profesyonel olmadıkları için normal diye düşünüyorum. A.D. Türk insanı parayı kullanma ve koruma konusunda pek çok ülkenin insanına göre daha deneyimli. Ancak hızla değişen şartlar yeni zorluklar getiriyor ve bu yeni şartlara adapte olmak çok kolay değil. >> Ne yapmalarını önerirsiniz? Paralarını profesyonellere emanet etmeliler. Mesela nasıl ki bir evi mimara yaptırıyor ya da hasta olunduğunda doktora gidiyorlarsa birikimlerini de mutlaka profesyonellerin yönetmelerini istemeliler. Çünkü bunu yapabilecek ne vakti ne etkinliği ne de bir tecrübesi olamaz. SORGULAMA YAPILMALI >> Portföy yönetimi, özellikle bugünü baz alırsak neden tercih edilmeli? Özellikle Türkiye gibi her şeye rağmen hala riskli olan bir piyasada gerçekten full time işinde olmayan birisinin sağlıklı bir getiri elde etmesi zor. Madalyonın diğer yüzüne baktığımız zaman sektörde bugüne kadar bu ihtiyaca ne kadar iyi cevap verebilir diyecek olursak orada da sektörün bir aynaya bakıp kendini biraz sorgulaması lazım. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi yani fon yönetimi genel olarak çok iyi bir noktaya gelmiş olan Türk finans sektöründe biraz geri kalmış bir alan, dolayısıyla bir boşluk ve bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar yüksek reel faiz kısmen bu yaraya merhem oluyordu. Fakat şu an itibariyle Türkiye’de reel faizler negatif hem de ciddi oranda negatif. Onun için piyasalar her zaman fırsat verecek diye bir şey yok. Piyasaların verdiği fırsatları iyi değerlendirebilecek, yani kontrolsüz değil ama ne yaptığını bilerek risk alacak bir kurumla çalışmanın özellikle orta vadede çok büyük bir avantajı olacağını düşünüyoruz. >> Ahmet Dedehayır ve Galatasaray’ın gönül bağı var. Galatasaray’da aktif geçen döneminize değinelim... Ben Galatasaray Yönetim Kurulunda 2 dönem görev yaptım. 2006 yılında değerli başkan rahmetli Özhan Canaydın abiyle başladım, daha sonra Adnan Polat ile kasım sonuna kadar devam ettim. Bu süre zarfında önce basketbol şube sorumluluğunda bulundum sonra sadece bayan basketbol ile ilgilendim. Bayan basketçilerimiz Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Türkiye’ye Avrupa kupasını kazandırdı, Cumhurbaşkanlığı kupasını kazandırdı. Ben geldiğim zaman bayan takımımız ikinci ligden yeni çıkmıştı. Çok başarılı bir grafik çizdiler ve küllerinden yeniden doğdular. Daha sonra birtakım anlaşmazlıklardan dolayı Galatasaray yönetim kurulundaki görevimi bıraktım. Ama Galatasaray’ın her zaman hizmetindeyim. >> Sizin başkanlık idealiniz var mı? A.D. 10 yıl sonra neden olmasın... >> İş bütün zamanınızı hemen hemen kapsıyor gibi. Geriye kalan zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? M.D. Basketbol, tenis ve kayak yaparım bunların dışında avcılık ve atıcılıkla uğraşırım ve fotoğrafçılığa meraklıyım. Ciddi bir müzik koleksiyonum var. Ayrıca bir aralar radyoda DJ’lik yapıyordum. Onun dışında 12 yaşında bir oğlum var. Oğlumla zaman geçirmek oldukça zevkli benim için. A.D. Benim 3 çocuğum var. Bir oğlum 17 yaşında, iki de kızım var. Biri 7 diğeri 3 yaşında. Hafta sonu tamamen onlarla ilgileniyorum. Ayrıca sinema, seyahat sosyal hayatımın bir parçası. >> Babalık hem çok zevkli hem de zor, sorumlulukları itibarıyle, sizce de öyle mi? Çok keyifli olduğu kesin ama kolay olmadığı da yüzde yüz doğru. Babalıkla ilgili bütün klişelerin doğru olduğunu anlıyorum zaman geçtikçe. Yani hem güzel tarafları hem de zorluğuyla insanın içinde açıklaması zor genetik bir kod var. O hemen hemen herkes için geçerli diye düşünüyorum. Ben çocuklarımla vakit geçirmeyi çok seviyorum ve benim işimi de devam ettirmesini çok isterim. >> Türkiye’yi, bu dönemi geçirdikten sonra nasıl görüyorsunuz? Türkiye’de faizden para kazanmak dönemi geride kaldı dolayısıyla insanlar yaptıkları reel işlerden para kazanacaklar. GALATASARAY BAŞKANLIĞI NEDEN OLMASIN... 3 çocuk babası olan Ahmet Dedehayır ile çok güzel bir sohbetimiz oldu. Sorularıma samimi şekilde cevaplar veren Dedehayır, hafta sonunu tamamen çocuklarına ayrdığını söyledi. Ayrıca kalbinde özel bir yeri olan Galatasaray için “Başkanlık idealiniz var mı?” sorusuna ise “10 yıl sonra neden olmasın” cevabını aldık.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT