BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küçük günahlar büyüyebilir!..

Küçük günahlar büyüyebilir!..

Mümine yakışan “Havf ve Reca” ile yaşamaktır. Günâhı ne kadar çok olursa olsun Rabbinin mağfiretinden ümit kesmemek ve azabından da emin olmamaktır...



Mümine yakışan “Havf ve Reca” ile yaşamaktır. Günâhı ne kadar çok olursa olsun Rabbinin mağfiretinden ümit kesmemek ve azabından da emin olmamaktır... Günâhlar ikiye ayrılır; Kebâir (Büyük günâhlar) segâir (Küçük günâhlar)dır. Bazı hâllerde küçük günâhlar büyük olur. Dikkat edilmezse tehlike çanları çalıyor demektir. Bunlardan bir kısmı aşağıda yazılmıştır. 1- Küçük de olsa günâh işlemekte ısrar etmek; devamlı yapmaktır. “Damlaya damlaya göl olur” demişler. Tekrar etmeyen büyük günâhın affı, devamlı işlenen küçük günâhın affından daha çok umulur. Bir taş üzerine çokça bir su dökülse, taşta bir iz bırakmadan akıp gider. Aynı su damla damla taşa akıtılırsa iz bırakır. 2- Günâhı küçümsemek. İnsanlar günâhını büyük gördükçe, Allahü teâlâ onu küçültür, küçük gördükçe de onu büyütür. MÜMİN İLE MÜNÂFIĞIN FARKI!.. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Mümin günâhını başı üzerinde asılı bir dağ gibi görür ve üzerine yıkılacağından korkar. Münâfık ise onu burnuna konmuş bir sinek gibi küçük görür, bir fiske ile uçurabileceğini zanneder.” Küçük gördüğümüz, önem vermediğimiz öyle günâhlarımız vardır ki, bizim cehenneme atılmamıza sebep olabilir. Bir diğer hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor; “Affedilmeyecek günâh, kişinin hiçe sayarak ‘keşke işlediğim her günâh bunun gibi olsaydı’ dediği günâhtır.” Günâhın küçük veya büyüklüğünü düşünmeden önce kime karşı işlendiğini hesap etmek gerekmektedir. 3- İşlediği günâhını başkalarına anlatmak. Böylece aynı günâhı başkalarının yapmasına sebep olmaktır. Dinleyenlerin böyle bir günâhı yapmaya niyetleri olmadığı halde onları teşvik etmek, aynı günâhı yapmış olmak demektir. Bir işe sebep olmak onu yapmak demektir. İyi ise iyi, kötü ise kötüdür. 4- Örnek alınan, halk arasında itibar gören kişilerin işlediği günâhlar, küçük de olsa büyüktür. İlim sahibi, hacı ve yaşlı insanlar diğerlerinin dikkatle takip ettikleri kişilerdir. Onlardan meydana gelen günâhları başkaları rahatlıkla yapar. Hatta daha büyüğünü işlemekte bir mahzur görmez. “O böyle yapıyorsa, ben neden yapmayayım, kötü olsaydı böyle kıymetli insan onu yapmazdı” diyerek umursamadan, üzüntü duymadan günâh bataklığına batar. 5- Allahü teâlânın azabından emin olmaktır. “Rabbim bana azap vermez, cennetinde bana yer mi yoktur!” diyerek günâh işlemeye devam etmektir. Cehenneminde de yer çoktur. Fakat onu düşünmez. 6- Allahü teâlânın rahmetinden ümit kesmektir. “O kadar çok günâh işledim ki kurtulmam mümkün değildir!” demek başlı başına büyük günâhtır. Mümine yakışan “Havf ve Reca” ile yaşamaktır. Günâhı ne kadar çok olursa olsun Rabbinin mağfiretinden ümit kesmemek ve azabından da emin olmamaktır. HEM MÜJDE HEM TESELLİ... Hazreti Ali radıyallahü anh çok günâh işleyip de ümidini kaybeden bir adamla karşılaşır. Ona sorar; -Niçin böyle çöllerde deli gibi dolaşıyorsun? O da “çok günâhkar olduğunu affedilemeyeceğini” anlatır. Bunun üzerine Hazreti Ali radıyallahü anh ona şöyle cevap verir: -Senin günâhın ne kadar çok da olsa Rabbimizin rahmetinden daha çok olamaz. Böylece hem müjde hem de teselli vermiş olur adama.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT