BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgililer Günü

Sevgililer Günü

Seven kim, sevgili kim, sevgi ne? Evet; sevgi ne? Bir başkasında kendini sevmenin adı aşk olamaz, sevgi duyguların imbikten geçmiş, süzülmüş hali. Karşılık bekleyerek sevmek aşk değildir. Sevgi, feragattır. Çok kimseyi sevebilirsiniz.



Seven kim, sevgili kim, sevgi ne? Evet; sevgi ne? Bir başkasında kendini sevmenin adı aşk olamaz, sevgi duyguların imbikten geçmiş, süzülmüş hali. Karşılık bekleyerek sevmek aşk değildir. Sevgi, feragattır. Çok kimseyi sevebilirsiniz. Öyleyse, sevgi ile aşk farklı, elbette farklı. Aşk, yüce dağların doruğunda ışıldayan cevher. İnsanlık kadar tarihi var. İnsanın kendi kendine kurduğu kapan. Istırap ve gözyaşı. Ne şiirler yetmiş ona, romanlar, ne tiyatro oyunları. Ne Leyla ile Mecnunlar, ne Kerem ile Aslılar, ne Ferhat ile Şirinler, ne İmam Cüzeyrî, ne Romeo ve Jüliet. Aşk bir mekteptir ki hocası da öğrencisi de insanın kendisidir. Orada adı ‘aşk’ olan bir tek ders okunur. Yalnızca ondan imtihan olunur. İmtihanı vermek insanı olgunlaştırırken, yüceltirken sınıfta kalmak bayağılaştırır. İnsan yalnızdır, yalnızlığı zaten bir imtihandır, Aşkla birlikte imtihan içinde imtihan olur. Aşk, metafizik kapılara açılan kıvrımlı, çetin ve meşakkatli yoldur. Cinsî düşkünlükse şehvet azgınlığı. Aşk güzellikten haberdar olmanın izahıdır. Bir güzel göz, bir güzel yüz, bir güzel kaş, bir güzel saç... Sayılan güzellikler, geçmez, solmaz, eskimez güzellikten bir çağrışımdır. Seven esasında farkında olmadan o mutlak güzelliğin peşindedir. O’nu ararken suretler kendini oyalamakta, bir ân için onlara yakalanmaktadır. Kader gibi, ruh gibi aşk da bir esrar yumağı, anlaşılmaz bir muamma... Hasret aşkı büyütürken, kavuşmak çok kere öldürür... İletişimin, ulaşımın olmadığı devirlerde bir kere görüp de yıllar yılı yanan kalpler, sonunda ilahî lütuflara varıyorlardı. Şimdilerde çok şey gibi o da bozuldu. Şimdilerde aşk, bir çok kimse için gayrı meşruluğun, nefsani arzuları tatminin dolayısıyla yalanın ambalaj ismidir... . Aşk, bazen öldürür bile. Kendini koruyabilen karasevdalının vefat etmesi halinde şehîd olacağını Sevgililer Sevgilisi Peygamber Efendimiz ĞaleyhisselamĞ haber veriyorlar. Tasavvuftaki mürîd-mürşîd münasebeti de esasında bir aşk tezahürüydü. Büyükler, sevme kabiliyeti olanları kor ateşlere tutup, aşktan çekiçlerle kristalden örslerde şekillendirirler. İslam inancındaki insanla diğer insanların aşkları farklıdır. Doğulu, karşılıksız sever. Doğulunun sevgisi en çılgınında bile dengelidir. Çünkü o bilir ki bir faniye karşı yaşanan aşkın hududu vardır. O kadar ki Resulullah’a duyulan aşk bile tahditlidir. Yalnızca yüce Allah’a aşk sınır tanımaz. Tapınmanın caiz olduğu tek varlık Allah’tır. O’ndan gayrısına secde olmaz. Burada bir ince nokta bulunuyor. Âşık, maşuku ile Allah’a şirk koşma tehlikesine düşmemeli. Yani; aşk, nasiplisini ilâhi sevgiye götürebildiği gibi nasipsizin de ayağını kaydırır. Bütün bir doğu hayatı beşerîden-ilâhiye doğru merhale merhale yol alan aşklarla doludur. “Aşk imiş her ne var âlemde, ilm bir kıl-ü kal imiş ancak...” Aşk, kalbî bir hadisedir ve insana mahsustur. Günümüze gelince, modern hayat aşkı öldürmüştür. Bugün aşkın lafı var... Pop şarkıları, filmler, klipler...sahte aşklar ve âşıklarla dolu. Günümüzün aşkları, Sevgililer Günü kadar sahi... Anneler, günü, sevgililer günü... Sevilenler; ne anneler, ne sevgililer senede bir gün anılmaz. Tarifeli sevgi olmaz. “Sevgide en ihtişamı yakalamış olanlar kimlerdir?” diye sorulsa hiç tereddüt etmeden o saf, temiz aşk ehlini; önce Birinci Cihan Harbi’ne, ardından İstiklal Harbi’nde giden sözlüsünü yedi yıl-on yıl doğru-düzgün bir haber dahi alamadan bekleyen hasret abidesi, som aşktan ibaret iffet timsali kızlarımızı gösteririz. O mubarek ninelerimizin aşklarını anlatan romanlar, filmler, sahne oyunları nerede?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT