BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kolay kurtulamazsın benden!”

“Kolay kurtulamazsın benden!”

Bir hafta sonra Recep’in şehre gelmesiyle yasal işlemleri tamamladılar. Valilik ve bakanlığın izin ve evlat edinme belgelerini eline alıp rahatlayan Doğan bey son işlemi de bitirdikten sonra evine doğru yöneldi. Recep arkasından geliyordu.



Bir hafta sonra Recep’in şehre gelmesiyle yasal işlemleri tamamladılar. Valilik ve bakanlığın izin ve evlat edinme belgelerini eline alıp rahatlayan Doğan bey son işlemi de bitirdikten sonra evine doğru yöneldi. Recep arkasından geliyordu. Cebindeki yeni aldığı maaşını da çıkartıp vermişti bu adama. Onun aksilik çıkartacağını düşündüğü için sus payı olarak ilave bir para ödemeyi kabul etmişti. Artık mesele çözümlenmişti. Bundan sonra hiçbir pürüz kalmamıştı. Dönüp arkasına baktı. Peşinden gelen adama kızgın bir sesle seslendi. - Recep! Gel buraya... Adam yılışık bir gülümsemeyle yaklaştı. - Buyur doktor, ne istedin? Doğan bey yutkundu. Boğazını temizledi. Sert bir şekilde bakıyordu karşısındaki yüze: - Beni iyi dinle... Bu iş bitti. Bundan sonra seni bir saniye bile görmek istemiyorum. Bundan sonra o kadıncağız sadece senin insafına kalmış bir zavallı artık. Ona yaptıklarının hesabını Allah huzurunda vereceksin. Ama bu bebek yasaların karşısında artık benim oğlum. Seni bir kere bile çevremde görürsem yaşatmam bilesin. Bunu yapacağımı da bilesin.... Adam irkilmişti. Böyle sert ve kararlı cümlelerle ikaz edilmek ürkütmüştü onu. Kuruyan dudaklarını ıslattı diliyle: - Tamam doktor, bundan böyle dolanmam çevrende... Alacağımı aldım ben.... Doğan bey hızlı adımlarla yürüdü arkasına bakmadan. Orta yerde öylece kalmıştı Recep. Doktorun arkasından küstahça baktı. - Merak etme sen, bu kadar kolay kurtulamazsın benden... diyerek söylendi alaylı bir tebessümle... Garaja dönüp köye giden otobüse atladı... Akşam hava kararmıştı vardığında. Eve uğramadan doğruca kahveye gitti. Hıdır oradaydı. Kardeşinin kocasını görünce elini kaldırıp çağırdı yanına: - Recep! Gel hele, buradayım. Adam iki adımda eniştesinin masasına yaklaştı. - Tamam her şey. Bitti iş... - Ne aldın ek olarak? Adam kaşlarını kaldırdı: - Hiçbir şey... Ne alacaktım ki? Hıdır sinirlenmişti. Gözlerini kısarak baktı: - Adam mı kandırıyorsun sen? Ben seni tanımaz mıyım hiç? Mutlaka bir avantan vardır, olmuştur. Ya adam gibi söyler, yarısını verirsin, ya da silkelerim seni. Kendim alırım. Siyah gür kaşları havaya kalktı Recep’in. Anlaşılmaz bir iki kelime döküldü dudaklarından. Sonra sandalyeyi çekip oturdu masaya. Hıdır’a bir göz attı çaktırmadan. Sonra gülümsedi yılışık bir şekilde. - Sinirlenme enişte...Yalan söyleyecek halim yok sana. Adamın verdiği parayı kırıştık işte. Bundan sonra o herif de enayi değil ki para versin. Yok işte, canımı mı alacaksın? Hıdır inanmamıştı. Ok gibi fırladı yerinden: - Yalan söylüyorsun! Çık parayı, ben bilmez miyim seni? Yakasına yapıştı kayın biraderinin. Gırtlağını sıkıştırdı yumruğuyla. Öteki elini ceketinin cebine daldırdı, Doğan beyin bir aylık maaşının bulunduğu zarfı çekip aldı. Adamı silkeler gibi bıraktı: - Bu ne be? Yalancı düzenbaz... Bu ne? Recep’in nevri dönmüş gibiydi. Adam her türlü hakarete, her türlü söze aldırmaz, merhametsiz, çirkef bir adamdı ama parasına dokunulduğu zaman feleğini şaşırırdı. Gözleri açıldı kocaman kocaman: - Bırak onları... Onlar benim... Hıdır elinin tersiyle göğsünden itekledi onu. Ceketini ve paraları alıp çıktı kahveden. Ortada kalmıştı Recep: - Ben sana gösteririm.... diye mırıldanarak ardından atıldı ok gibi... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99504
    % -0.33
  • 5.6395
    % -1.83
  • 6.3845
    % -1.52
  • 7.474
    % -1.46
  • 239.536
    % -1.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT