BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın sonu

Dünyanın sonu

Yirmibirinci yüzyıl çevre kirliliği ile mücadele asrı olmalıdır. Giderek artan dünya nüfusuna karşı; sürekli azalan kaynaklar... Bu böyle giderse insanoğlu kendi sonunu hazırlayacaktır. Romanya’daki bir altın madeninden sızan suların çevreye taşması tam bir panik doğurmuştur.



Yirmibirinci yüzyıl çevre kirliliği ile mücadele asrı olmalıdır. Giderek artan dünya nüfusuna karşı; sürekli azalan kaynaklar... Bu böyle giderse insanoğlu kendi sonunu hazırlayacaktır. Romanya’daki bir altın madeninden sızan suların çevreye taşması tam bir panik doğurmuştur. Siyanürle altın üretiminin belli yıllar sonunda, altınla tedavi edilemeyecek yaralar oluşturduğu çıplak gözlerle görülmüştür. Adı üstünde siyanür. Yani şiddetli bir zehir. Toprakta etkisi az gibi görünmüş olsa da, suya ulaşınca kontrolü, tedbiri ve temizlenmesi yok. Tuna nehrine çok az bir kısmı ulaşan bu zehirli atıkların tesiri ile hayat durma noktasına gelmiştir. Ciddi tedbirler alınmadığı taktirde Karadeniz’e ulaşacak olan bu zehirli atıklar koca bir iç denizi mahvetmeye yetecektir. İnsanoğlunun açgözlülüğü ve tamahkârlığı onun sonunun hazırlayıcısı olacaktır. Üç beş kuruşluk madde için koca bir dünya feda edilmektedir. Koca koca balıkların suyun üzerindeki görüntüleri yürekler parçalamıştır. Kuduz olduğu için itlâf edilen köpekler için yeri göğü yıkanlardan ses çıkmıyor!.. Yüzbinlerce balık ve milyonlarca organizma, bir hiç yüzünden feda edilmektedir. Böyle bir ihmale, hatta cinayet ile eşdeğer böyle bir faaliyete sessiz kalınamaz. Daha önce çeşitli vesilelerle kirletilen Karadeniz, bu defa büyük tehdit altındadır. İşin en acı tarafı Türkiye hiçbir tedbir de almamaktadır. Konuya ilişkin toplantılara müdahil olmayan Türkiye yarın dizini dövecektir. Yıllardır Avrupa’nın kirini ve pasını Karadeniz’e taşıyan Tuna’ya yazık edilmiştir. Bu çevre felâketinden sonra “nazlı Tuna” tabiri yerine yeni bir isim bulmak gerekecektir. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde siyanürle altın elde edilmesi yıllar öncesi yasaklanmıştır. Bu yasak yerinde bir tedbir olmakla birlikte yeterli değildir! Bu çevre ve bu dünya hepimiz içindir. Batılıya kötü olan uygulamaların doğuluya fayda getireceğini ummak büyük gaflettir. Türkiye akılsız ve izansız komşularının diyetini ödemek zorunda değildir. Bize ve gelecek nesillerimize kasteden bu felâkete dur denilmelidir. Bugün Tuna Nehri’nde yaşanan felâket yavaş yavaş Karadeniz’e de bulaşacaktır. Bu zehirli atıkların zaman içerisinde kaybolması mümkün değildir. Temizlemek ve tedbir almak gibi söz ve davranışların tamamı yalandır. “Kirliliğin temizlenmesi”, yani her şeyin eskisi gibi olması mümkün değildir. Siyanürle elde edilen altınların tamamı harcanmış olsa bile; kirlenen bir metrekarelik alanın eskisi gibi olmasına kâfi gelmeyecektir. Hiç düşünülmeyen böyle bir ihtimalin ortaya çıkması, bundan sonrakilere ders olmalıdır. Çevre kirliliği şakaya gelmeyecek ve getirilmeyecek önemdedir. Kaybolan zenginliklerin bir daha geri gelmeyeceği bilinmelidir. Kullanılan zenginlikler tükenmez. Ancak kirletilen çevre ise ilelebet yok olmuş demektir. Kirliliğin çevreye etkisi, kanser hücrelerinin bünyeye etkisi gibidir. Sanayileşme, kalkınma, zenginleşme gibi tabirlerin arkasına saklanıp dünyayı zehirlemek akıl kârı değildir. Nükleer enerji konusunda fırtınalar koparanların da, nükleer atıkların başımıza nasıl belâ olabileceğini görmeleri ve anlamaları gerekir. Fayda maliyet analizleri maddi ölçüler içerisinde, madde için geçerlidir. Bir daha geri gelmeyecek olan değerler için yapılacak olan fayda maliyet analizlerinin; hiçbir kıymeti yoktur. Siyanür felâketinin bu kadarla kalmayacağı bellidir. Umarız bu felâket, tamahkârları ikaza yeterli olur. Bütün bu olanlardan sonra Türkiye Karadeniz ve boğazları muhafaza için ciddi ve kararlı bir mücadele vermek zorundadır. Kaybedilen zenginliklerin yalan yanlış “tazmin”i gibi bir hataya da düşülmemelidir. Kirliliğin “tazminat”ı ve “teminat”ı yalandır, aldatmacadır. Buna kanılmamalıdır!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT