BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsraf düzeni...

İsraf düzeni...

Geçen hafta, salı günü, Mahalli İdare Reformu konusundaki toplantılar sebebiyle Kızılcahamam’da idim.



Geçen hafta, salı günü, Mahalli İdare Reformu konusundaki toplantılar sebebiyle Kızılcahamam’da idim. Bu vesile ile, her biri diğerinden değerli, çalışkan, amatör ruhlu, çalışma ve hizmet aşığı, Belediye Başkanı kardeşlerimle görüşmek, dertleşmek fırsatı buldum. Bir defa daha, aşırı merkeziyetçi yönetimin Türkiye’ye verdiği zararı, israf ettiği değerleri müşahede ettim. Bu kadar baskıya, kısıtlamaya, kaynak sıkıntısına, devamlı tahkikatlara rağmen başkanların ne kadar idealist olduklarını gördüm. (Dilerim ki, Ankara yönetimi de gerçekçi olsun. Mahalli yönetimlere yetki ve kaynak versin. Türkiye’nin iki lokomotifinin özel sektör ve mahalli idareler olduğu gerçeğini kabul etsin.) Türkiye bir cennet. Kızılcahamam da, bir güzel köşesi. Harika bir tablo. Orman, kar ve sükunet. Tam kafayı dinleyecek, her türlü toplantıyı yapacak bir mekân. (Başkent Üniversitesi Rektörü, Sayın Haberal’a ayrıca teşekkür etmek gerekir. Patalya Oteli, gerçekten harika olmuş. Yurtiçi ve dışı her türlü toplantıya müsait hale gelmiş. Tek mahzuru, kilo problemi olanların dayanması güç mutfağı. Lezzetli yemekleri ve bilhassa tatlıları.) Her türlü malzemenin, en kalitelisi mevcut. Ne yazık ki, gerekli helva yapılamıyor. Bir türlü beyin reformu gerçekleşemiyor. Gerçek demokrasinin, halkın etkili ve yetkili olacağı sistemin, altyapısına geçit verilmiyor. Neticede de, Türkiye’yi bir şantiyeye çevirecek, ekonomiye dinamizm kazandıracak, belediyeler “israf” edilmiş oluyor. Tek israf bu mu? Ne yazık ki hayır... Devamlı politik çekişmeler, suni gündemler, karalamalar, baskılar, çifte standartlar, eskimiş hukuk düzeni, vb. sebeblerle, en kıymetli faktör olan zamanı; israf ediyoruz. Kaliteli insanları devre dışı bırakıyoruz. Ya da yeterince istifade etmiyoruz. Popülist politikalar yüzünden, mevcut çıkar düzenini sürdürüyor; Devlet kaynaklarını, milli serveti israf ediyoruz. Kendilerini Cumhurbaşkanımızdan bile yetkili sanan Anıtlar Kurulları, (tamamen politik ve ideolojik saplantılar ile) her tür yatırıma ve gelişmeye engel olabiliyor. Sayıları iki elin parmakları kadar olmayan, bir grup “istemezükçü”, hukuk sisteminin boşluklarını istismar ederek, her icraata engel olmak için, (halkı ve seçtiklerini hiçe sayarak, kendilerini herkesin üzerinde görerek, demokrasiye hiç saygı göstermeksizin) devamlı uğraşabiliyor. Mevcut, sallabaş, kalitesiz eğitim sistemi ile, (en büyük servetimiz ve şansımız olan) gençlerimiz israf ediliyor. Hiçbir işe yaramayan diplomalar için yılları heba ediliyor. Eğitimin, merkezi yönetimden, mahalli yönetimlere (il özel idareleri dahil) ve özel sektöre devri bir türlü içimize sinmiyor. Uzun vadeli stratejilerin, ilme dayanan politikaların olmayışı yüzünden; tarım sektörümüz, hayvancılık kapasitemiz, madenlerimiz, israf ediliyor. Aynı yoksunluk, Türk dünyasındaki potansiyelimizin israf edilmesine sebebiyet veriyor. Yurt dışındaki evlâtlarımızdan yeterince istifadeyi önlüyor. Batı, Batı diyor, ancak Batı tipi “demokrasi ve lâikliği” kabul etmiyoruz. Farklı fikirlere, hayat hakkı tanımıyoruz. Hasan Celal Güzeller’i, Tayyip Erdoğanlar’ı, devre dışı bırakmak istiyoruz. Milli ve manevi değerlerin gerçek analizini yapmıyor; bu hasletlere sahip insanların kalitesini, yaptığı hizmetleri, vatan ve insan sevgilerini, dürüstlüklerini, sanayi, ticaret, eğitim, sağlık vb. tüm konulardaki başarı ve kalitelerini görmezlikten geliyoruz. Her fırsatta dışlamaya, engel olmaya, kötülemeye çalışıyoruz. (İnançla, imanla, dinle hiç ilgisi olmayan tiplerin; sapık ve insanlık dışı davranışların karasını, inanç sistemine ve topluma sürmeye çalışıyoruz.) Çifte standart uyguluyor, haksızlıklar yapıyor, “emaneti ehline vermekte” kasıtlı davranıyoruz. En önemlisi, kendimizi israf ediyoruz. Çağa ayak uyduramıyor, rekabeti kabul etmek istemiyor, kendimizi “yeri doldurulmaz” sanıyoruz. Politikadan-spora; kulüp başkanlığından, gönüllü kuruluş veya meslek odası başkanlığına kadar; işgal ettiğimiz mekanları, daha genç, daha ehliyetli ellere teslim etmek istemiyoruz. İsraf düzeninin sona erdiği gün, Türkiye’nin de önü açılacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT