BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her şeyden nefret ediyordu!..

Her şeyden nefret ediyordu!..

Dışarıdan kapının iki yanına takılmış kancalara geçirilmiş bir zincirle kapalıydı. Kapı kolu dönüyor, kapı bir santim kadar açılabiliyordu ancak, gerisi zincirle kapalıydı. - Beni böyle tutabileceğini sanıyorsun değil mi? Diye söylendi güya annesine...



Dışarıdan kapının iki yanına takılmış kancalara geçirilmiş bir zincirle kapalıydı. Kapı kolu dönüyor, kapı bir santim kadar açılabiliyordu ancak, gerisi zincirle kapalıydı. - Beni böyle tutabileceğini sanıyorsun değil mi? Diye söylendi güya annesine... - Tutamayacaksın, mutluluğuma engel olamayacaksın. Sabahleyin son tokadı, “ben Şahin’i seviyorum” diye bağırdığı zaman yemişti. Olanca gücüyle vurmuştu Seher çaresizlikten. Şimşekler çakmıştı gözlerinin ortasında adeta... Bu kadar sert bir tepkiden sonra da susmayı tercih etmiş anası evden çıkana kadar tek bir kelime etmemişti. Pencereye yaklaştı. Aslında camdan rahatça çıkabilirdi. Ama Seher onu da düşünmüş, sabah gitmeden önce yan komşudan bir sürgü alıp çakmıştı. Dışarıdan sürgülemişti camı. Resmen hapsedilmişti eve. Alnını cama yapıştırdı. Dışarıda komşunun çocukları oynuyorlardı. Ağlamaklı bir halde titredi. Belki sabaha da gelmişti Şahin. Bulamamıştı kendisini. “Acaba beni aramaz mı, unutur mu yoksa?...” diye korkuyla ürperdi. - Ölürüm o zaman, Şahin’i kaybedersem ölürüm.... Endişeyle bakındı çevresine. Ne kadar sürecekti bu hapis bilmiyordu. - Bir yolunu bulmalıyım mutlaka, mutlaka bir çare bulup çıkmalıyım buradan. Haber vermeliyim Şahin’ime... Şimdiye kadar yaşamadığı bir mutluluk yaşıyordu adamın yanında. Sevgi, ilgi her şey üzerinde toplanmıştı, renkli hayaller içinde uçuyor, ayakları yerden kesik bir halde süzülüyordu pembe bulutların içinde. Birden çıkıvermişti annesi ortaya. Uyanmak bile istemediği o muhteşem rüyadan uyandırmıştı kendisini. Öfkesi, hırsı, nefreti hepsi annesine karşıydı. Mutluluğuna giden tek engeldi annesi! - Göreceksin, bulamayacaksın beni bundan sonra. Cengiz gibi aramaya başlarsın artık... diye söylendi... Birazdan öğlen olacaktı. Bu sırada yan komşu Kezban hayretle gözlerini açmış, pencerenin önüne gelmiş bakıyordu. Telaşla bağırdı: - Şu sürgüyü açsana Kezban abla... İçeride kaldım. Kadın saf bakışlarla süzdü genç kızı. Ne dediğini anlamamıştı, kafasını sallayarak: - Ne diyon? Diye sordu. - Pencereyi aç, pencereyi. Sürgüyü çekiver... Kadın cama baktı. Sabah Seher giderken tembih etmişti. Başını iki yana salladı: - Iı ıh... Anan kızar sonra. Tembihledi açma diye. Omuzları düştü Şehnaz’ın, oysa ne kadar heyecanlanmıştı bir anda... Her türlü tedbiri almıştı Seher. Öfkeyle mırıldandı: - Kara cahil, ne olacak... Burun kıvırarak döndü içeriye. Etrafına bakındı. Bu evden, her şeyden nefret ediyordu artık. Yüksek sesle haykırdı: - Artık bu evde, bu şartlarda yaşayamam ben... * * * Cengiz elindeki çantayı sıkı sıkı tutarak indi arabadan. Başını kaldırıp yedi sekiz metre önünde giden kadını gözden kaybetmemek için baktı. Aradaki mesafeyi korumaya özen göstererek ilerledi arkasından. Yüreği fırlayacakmış gibi çarpıyor, hâlâ tereddüt içinde: - Gerçekten o mu? Yanılmış olmayayım yahu! diyerek kendini sorguluyordu. Ama Seher’di. İşte, onun yürüyüşü, onun yıllardır bağladığı baş örtüsü, onun yüzü, elleriydi karşısındaki. Demek buraya gelmişlerdi. Neyle, nasıl, ne halde?.. Bütün bu bilinmezlerin içinde boğulduğunu hissetti. İçinden, koşup, annesini kolundan yakalamak; “Ana, gel yanıma, ben artık söz sahibiyim, çok param var, kır şu zincirlerini, gel rahat et...” diyerek, alıp götürmek geldi. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104445
    % -0.4
  • 5.4775
    % -0.03
  • 6.2189
    % 0.02
  • 7.2506
    % -0.21
  • 229.572
    % -0.21
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT